İslâm'ın eşcinselliğe bakışı ve eşcinsel yönelimlerin temel zararları

Başlarken

Bu yazı dizisinde İslâm'ın eşcinselliğe bakışı ve eşcinselliğin zararları konularını iki ana bölümde irdeleyip anlatmaya çalışacağım. Tevfik bizden, muvaffakiyet Allah'tan.

Zaman zaman gençlerle sohbet etme fırsatı buluyorum. Benim için böyle anlar gençliğin ahvâlinden haberdar olabilmem açısından çok kıymetli anlar oluyor. Biliyor musunuz, gençlerimiz epeydir Müslümanca düşünme yetilerini kaybetmiş durumdalar, tıpkı çoğumuz gibi. Çünkü anlayabildiğim kadarıyla yoğun bir baskı altındalar. İnternetle birlikte zihinlerini günden güne Batı menşeli değer yargıları istila ediyor, bu istilaya karşı mücadele edip olması gerektiği gibi kalanlar da kınanıyorlar.

Örneğin geçen gün komşumuzun oğluyla sohbet ederken şöyle dedi: "Abi, eşcinselliğin reddedilmesi gereken bir şey olduğunu biliyorum ama bu konuda net bir tavır ortaya koymaya çalışınca arkadaşlarım tarafından kınanıyorum. Beni dar kafalı, zihnen geri kalmış biri olmakla yaftalıyorlar."

Güyâ özgürlükçü, her fikre, hatta cinsiyet değiştirme fikrine dahi saygılı olan bu çevrenin; çocukları nasıl sindirmeye, şekillendirmeye çalıştığını görebiliyor musunuz?

Ben de bunun üzerine epeydir yazmayı düşündüğüm bu konuyu, eşcinsel yönelimlere İslâm'ın bakışını, bir Müslümanın eşcinsellik meselesine nasıl yaklaşması gerektiğini ve bu nevi yönelimlerin ilk akla gelen zararlarını ele almanın artık zamanı geldiğini düşündüm.

Başlarken şunu belirtmeliyim ki eşcinselliğin pek çok çeşidi var fakat ben bunları teker teker sayıp anlatarak bâtılı tasvir etme hatasına düşmek istemiyorum. Bu vâkıayı genel olarak "kişinin hemcinsine ilgi duyması" şeklinde tanımlayarak incelemenin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

Şimdi buyrun başlayalım.

BÖLÜM 1

Bir Müslüman olarak eşcinsel yönelimleri nasıl değerlendirmeliyiz?

Evvelâ bilmeliyiz ki yalnızca bu konuyu değil, hayatın tümünü değerlendirirken Müslüman olmamız hasebiyle değerlendirmelerimizi Müslümanca bir hassasiyetle yapmamız gerektiğini bilmeliyiz. Bu, güneşin güneş olması sebebiyle kendisinden dünyayı aydınlatması ve ısıtmasının beklenmesi kadar doğal bir durumdur. Müslüman da doğal olarak çevresinde akıp giden olayları kendi değer dünyası ile anlamaya çalışmalıdır.

Müslümanca anlama çabasının ilk adımı ise hiç şüphesiz her konuda öncelikle İslâm'ın iki ana kaynağı olan Kur'an ve sünnete müracaat etmek olacaktır.

Kur'an çerçevesi

Eşcinselliğe Kuran çerçevesinden baktığımızda bu türlü bir eyleme kalkışan Lut (a.s) kavminin Kur'an'da Hz. Lut'un (a.s) dilinden “hayasız, ahlak dışı işler yapan, ahlâkı bozan bir kavim” olarak nitelendirildiklerini ve en nihayetinde bu topluluğun gökten inen alçaltıcı bir azapla helak edildiklerini görürüz.[1]

Hadislerde ise böyle bir eyleme yeltenen kadın ve erkeklerin Allah tarafından lânetlendikleri,[2] böyle kimselere Allah’ın rahmet nazarıyla bakmayacağı,[3] eşcinselliğin yaygınlık kazanmasının kıyamet alâmetlerinden olduğu [4] mükerrer defalar bildirilmiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.s) ayrıca, “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey Lût (a.s) kavminin davranışıdır”[5] demiştir.[6]

Sonuç

Görüldüğü üzere eşcinsellik İslâm dinine göre sapkınlık, ahlaksızlık, kaçınılması gereken bir davranış bozukluğu olarak telakki edilmektedir. Öyleyse her Müslüman Kur'an ve hadis-i şeriflerdeki bu ikazları ikna edici bulmalı ve bu yanlış davranıştan da onu güzellemekten de kaçınmalıdır. Çünkü Müslüman çağın kabullerine göre değil, Kur'an ve sünnet perspektifiyle hayatını anlamlandırmayı kendisiyle ilke edinen kişidir.

Kur'an ve hadis kaynaklı beyanlar apaçık ortadayken hiçbir Müslüman eşcinselliğe saygılı da müsamahalı da olamaz, olmamalıdır.

*******************

BÖLÜM 2

Eşcinsel yönelimlerin neden olduğu temel zararlar

Eşcinselliğin İslâm nazarındaki durumunu kısaca açıkladıktan sonra asıl değinmek istediğim yere geleceğim. Asıl buraya değinmek istiyorum çünkü geride verdiğim bilgilerin esasen pek çok kimse tarafından bilindiği, ancak yine de "özgürlük", "saygı" gibi içi boş kavramlarla yorumlanıp bu hükümlerin bir şekilde yok sayıldığı kanaatindeyim. Şimdi aktarmaya çalışacağım bilgiler umarım böyle kimseleri ikna etmek için yeterli olur.

Eşcinsellik fıtratı bozar

Eşcinsel yönelimler bünyesinde insan fıtratını bozucu özellikler taşımaktadır. Bu özelliklerden ilk akla geleni erkeğin ve kadının kendi yaratılışlarına aykırı bir şekilde başkalaşmaları, kendi temel fiziki ve duygusal yapılarını değiştirmeye tevessül etmelidir. Halbuki Allah insanı mükerrem bir varlık olarak yaratmış, bedenini de hakkında hesap sorulacak bir emanet kılmış, bedeni üzerinde cinsiyet değişikliğine varan böyle bir tasarruf hakkını ona tanımamıştır. Dolayısıyla bu yöndeki tüm tasarruflar, kişinin fıtratına aykırı bir teşebbüste bulunması manasını taşıyacaktır.

Bilindiği üzere aile en temelde anne, baba ve çocuklardan oluşmaktadır ve hem annenin hem de babanın çocuklara karşı farklı sorumlulukları, onlara katacakları farklı tecrübeleri vardır. Toplumu bu sorumluluklarla yetiştirilen çocuklar yenileyerek yeniden oluşturur, devamlılığını sağlar. Fakat eşcinsel yönelimlere sahip kişiler ne böyle aileler oluşturabilirler ne de toplumu yenileyecek nüfusa katkı sunabilirler. Bu da uzun vadede devletlerin insan kaynakları bakımından zayıflayıp yok olmasına neden olur. Diğer yandan gerçek birer anne-baba tarafından yetiştirilmeyen çocukların ileride yaşayacağı duygusal boşluğun rûhî problemlere dönüşeceği de unutulmamalıdır.

Eşcinsellik yeni sapkınlıklara yol açar

Kötülüğün, zararlı düşüncelerin iyilikten, faydalı düşüncelerden daha kolay ve hızlı yayılma gibi bir özelliği vardır. Tıpkı çürük bir elmanın bir sepet sağlam elmayı çürütebildiği gibi. Bu yüzden dikkat ederseniz manavlar çürük meyvelerin sağlam olanlara değip onları da çürütmemesi için meyvelerini teker teker özenle kağıtlara sararlar. İşte toplumu korumakla görevli olan kimseler de toplumu çürümekten korumak için bu hassasiyete sahip olmalıdırlar.

İnsan tabiatı itibariyle meleklerden üstün olabilir. Ancak buna bu mukabil aşağıların aşağısına da (esfele sâfilîn) düşebilir. Bu da elbette insanın hayrı ve şerri istemedeki potansiyeli sebebiyledir. Bu yüzden insanın kontrol altına alınmayan, bitmek tükenmek bilmez arzu ve istekleri zamanla eşcinsellik gibi gayr-ı ahlaki yönelimleri de arzular. Peki bununla yetinir mi insan? Elbette hayır. Bu, kişiyi sürekli bir seviye daha ileriye, daha dibi görünmez bir kötülüğe taşıyan tehlikeli bir süreçtir.

Bu noktada eşcinselliği yasal kabul eden, eşcinsel evlilikleri meşru sayan ülkelerle[1] rızaya dayalı ensest ilişkiyi yasal gören[2] ve bünyelerinde pedofiliyi destekleyen vakıflar, kuruluşlar, dernekler barındıran ülkeler[3] arasındaki paralellik dehşet vericidir ve eşcinsellikle başlayan bu sürecin varacağı noktaları göstermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Bu durumda eşcinsel yönelimlere saygı gösterilmesini bekleyenlerin ileride aile içi sapkınlıklara ve çocuk istismarına yönelmeyeceklerinin ve bu tutumları için de aynı saygıyı beklemeyeceklerinin hiçbir garantisi yoktur. Bu da tüm toplumlar, özellikle çocuklar için büyük bir tehdit anlamına gelmektedir. İşte İslâm koyduğu düzenlemelerle böyle sapkınlıkların önüne geçmeye çalışmaktadır.

Zikretmekten hicâb etsem de bazı kesimlerce Hz. Peygamber’in Hz. Aişe (r.a) annemizle henüz 9 yaşındayken evlendiği iddiasından yola çıkarak pedofilinin İslâm dininde meşru olduğu görüşü ortaya atılmaktadır. Fakat bu doğru bir görüş değildir. Zira Hz. Aişe'nin (r.a) ablası Hz. Esma (r.a) ile aralarında 10 yaş vardır ve Hz. Esma (r.a) 622'de hicret gerçekleşirken 27 yaşındadır. Hz. Peygamberle Hz. Aişe'nin (r.a) evliliklerinin 623 senesinde olduğu düşünülürse Hz. Aişe'nin (r.a) evlilik yaşının 18 olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Öte yandan 9, Hz. Aişe'nin (r.a) biyolojik yaşı değil buluğdan sonraki yaşıdır. Zira cahiliye döneminde Araplar kız çocuklarının yaşlarını buluğa ermelerinden sonra saymaya başlarlardı. Yani bu bilgiye göre Hz. Aişe (r.a) 9 yaşında buluğa ermiş, 9 sene sonra da Hz. Peygamberle evlenmiş olmalıdır.[4]

Eşcinsellik çocukların kaçırılmasına yol açar

Eşcinsellerin normal ailelerin sahip olduğu haklara sahip olmak istedikleri bilinmektedir.[5] Onların sahip olmak istediği haklar arasında çocuk sahibi olma hakkı da bulunmaktadır. İnsanın en temel içgüdülerinden biri olan çocuk sahibi olma içgüdüsünü tercihleri sebebiyle bastıramayan bu grup, çoğunlukla evlat edinme yoluna gitmektedir. Bu da bir talep olduğu için arzı, yani onlara çocuk sağlayacak pazarları oluşturmaktadır. Yakın zamanda bu pazarların nasıl oluştuğunu da nasıl çocuk satışı yaptığını da hep beraber görmüştük.[6]

Şu anda bir araştırmaya göre 170.000, Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu'nun bir konferansında aktardığına göre ise de dünyada 250.000 Müslüman mülteci çocuk kayıptır. Ailelerinden koparılan bu çocukların organ mafyalarının yanında zengin eşcinsel ailelere verildiği bilinmektedir.[7]

Sonuç

Her iki bölümün de neticesi olarak bir Müslüman eşcinsellik konusunda Batı'nın üretip eline tutuşturduğu değer yargılarıyla değil, Kur'an ve hadis kaynaklı kendi değer yargılarıyla düşünmelidir. Eşcinselliğin yalnızca saygı duyulması gereken, basit, zararsız bir tercih olmadığını, bünyesinde toplumu, aileyi ve çocukları hedef alan ileriye dönük büyük tehlikeler barındırdığını bilmelidir.

Tüm bunların yanında böyle yönelimleri olan kimselere karşı onlara Müslüman şefkatiyle yaklaşmalı, onlara dua etmeli, elinden geldiğince nasihatte bulunmalı, onları yalnızlığa terk etmemeli, doğru yolu göstermeye çalışmalıdır. Asla gönül kırıcı, şiddet içerikli söylem ve eylemlere başvurmamalıdır.

Kaynakça (1):

[1] Ankebût 29/ 28-35

[2] Abdürrezzâk es-San'ânî, VII, 334

[3] Tirmizî, “Raḍâʿ”, 12

[4] Hâkim, IV, 483

[5] İbn Mâce, “Ḥudûd”, 12; Tirmizî, “Ḥudûd”, 24

[6] Konu hakkında detaylı bilgi için bkz: M. Kamil Yaşaroğlu, “Livâta, DİA, Ankara, 2003, c. 27, s. 198-200; Salim Öğüt, “Sihâk”, DİA, İstanbul, 2009, c. 37, s. 169; Üzeyir Köse, Eşcinsellik ve İslâm Ceza Hukukundaki Durumu, Asos Journal: The Journal of Academic Social Science, 2017, cilt: V, sayı: 52, s. 383-404

Kaynakça (2):

[1] Eş cinsel evlilikleri meşru kabul eden ülkeleri için bkz: Vikipedi, “Eş cinsel evlilik”, https://tr.wikipedia.org/wiki/E%C5%9Fcinsel_evlilik#:~:text=E%C5%9Fcinsel%20evlilik%20

[2] Avrupa'daki bazı ülkelerde ensest ilişki oranları %73'lere varmaktadır. Bkz: Vikipedi, “Enseste ilişkin yasalar”, https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Enseste_ili%C5%9Fkin_yasalar

[3] Pedofiliyi destekleyen kuruluşları yasal güvence altına alan ülkelerin listesi için bkz: Vikipedi, "Pedofili", https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Pedofili

[4] Siyer Dergisi, "Hz. Aişe Annemizin Evlilik Yaşı Kaçtır?", https://siyerdergisi.com/?h369/hz.-aise-annemizin-evlilik-yasi-kactir-

[5] Nurten Zeliha Şahin, İslâm Hukuku ve İnsan Hakları Bağlamında Eşcinsellik Sorunu, EKEV Akademi Dergisi - Sosyal Bilimler -, 2015, cilt: XIX, sayı: 62, s. 526

[6]YeniŞafak,"Wayfairnedir?",https://www.google.com/amp/s/www.yenisafak.com/amphtml/dunya/cocuk-ticareti-mi-yapiliyor-10-bin-dolara-satilan-plastik-bir-masa-icin-iki-cinsiyet-secenegi-cikiyor-3549135

[7]Mirat Haber, “Almanya’ya giren binlerce Müslüman çocuk kayıp”, https://www.mirathaber.com/almanyaya-giren-binlerce-musluman-cocuk-kayip/

YORUM EKLE
YORUMLAR
batman
batman - 2 ay Önce

Hocam Allah razı olsun. Fakat bunlar çoğunlukla bildiğimiz şeyler. Yaratılıştan gelen farklılıklara nasıl yaklaşacağımız ve bu sorunu nasıl çözeceğimiz kısmında kilitleniyor konu. Sapkınlkla bu kısmı ayırmadan yaptığımız her değerlendirmede, yaratılıştan farklı doğan insanları kırıyor, incitiyoruz. onlara çözüm sunmadığımızda başka çözümlere yöneliyorlar. hiç kimseyi yaratılıştan gelen bir farklılığı yüzünden sapıklıkla yargılayacak değiliz, bu haşa Allahı yargılamak olur. Lütfen meselenin bu kısmına da el atar mısınız?

banner26