İngiliz tarihçi Toynbee Mavi Kitap hakkında ne diyor

Mavi Kitap, Ermeni soykırımı iddialarının dayandığı kaynaklardan birisi, hatta birincisidir. Bu kitap, zamanın İngiliz hükümeti tarafından hazırlatılmıştı. Bu yazımızda Mavi Kitabı hazırlayanlardan birisi olan İngiliz Tarihçi Profesör. Arnold J. Toynbee’nin daha sonra bu kitap hakkında ortaya koyduğu düşünceleri aktarmak istiyoruz. 

Toynbee, bugünlerde Türkçeye kazandırılmış olan Hatıralar - Tanıdıklarım adlı eserinde İngiliz hükümetinin Mavi Kitap’ı ne amaçla ve hangi şartlarda hazırlattığını o kadar açık bir şekilde anlatıyor ki gerek o zaman gerek bugün, Ermeni soykırımını gündeme getirmekteki amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu anlaşılıyor. Birinci Dünya Savaşından bu yana Türkiye’de çok şey değişmiş ama bağcı değişmemiştir.

1915 ilkbaharında Almanlar Doğu cephesinde büyük bir ilerleme kaydediyor. Rus orduları Polonya – Litvanya topraklarından çekilirken buradaki Yahudi nüfusa büyük bir soykırım uyguluyor. Alman Genelkurmayı bunu fırsat bilerek 30 kadar Amerikalı gazeteciyi bölgeye davet ediyor. Amerikalı gazetecilerin yayınladığı vahşet haberleri Yahudileri ve dünyayı ayağa kaldırıyor. Ruslar, İngilizlerin müttefiki durumunda olduğu için, müttefikler prestij kaybına uğruyor. Almanlar propaganda savaşında 1-0 öndedir.

İngiliz istihbaratı derhal harekete geçer ve karşı propaganda için konu araştırılır. Almanya’nın müttefiki durumundaki Osmanlı topraklarında uygun malzeme bulunur. Üstelik Ruslar da işin içindedir; Rusların işgal ettiği Osmanlı topraklarında Ermeni nüfus, Rusların kışkırtmaları ve silahlandırmasıyla ayaklanmıştır. Ermeniler, kendilerine ait olduğunu düşündükleri Osmanlı topraklarını ele geçirme hayaline düşmüştür. Yunanlılar gibi onlar da ne yazık ki bunu ulusal varlıklarının bir parçası haline getirmiştir. Buna karşı Osmanlı hükümeti, sınır boylarındaki Ermenileri başka bölgelere nakletme politikasını (tehcir) uygulamaya koymuştur. Kısacası bölgede bir kaos yaşanmaktadır.

26 yaşında genç bir tarihçi

İngiliz hükümeti Ermenilere soykırım yapıldığı iddiasını dikkate alarak kapsamlı bir rapor hazırlatmak, böylece Almanya’nın propaganda savaşını dengelemek, Rusları bir ölçüde temize çıkarmak ve tabii bölgede yapacağı askeri harekâta zemin hazırlamak istiyordu. Bilindiği gibi kısa zaman sonra İngiliz ordusu Kafkaslara kadar ilerleyecektir. Mavi Kitap (Blue Book) adı verilen raporun hazırlanması işi yaşlı yazar Lord Bryce’e verilir. Bryce, Türkiye’deki Amerikalı misyonerlerden, Osmanlı Ermenilerinin yurt dışına çıkarılmasıyla ilgili tek taraflı raporlar edinmiştir. Bu görevi bir şartla kabul eder; kendisine bir asistan verilmesi şartıyla. İşte bu görev, o zaman 26 yaşında genç bir araştırmacı ve yazar olan Toynbee’ye verilir.

Toynbee, girişte sözünü ettiğim hatıra kitabında şöyle diyor: “O tarihlerde İngiltere Krallığı Hükümetinin bu faaliyetinin arkasında yatan politikalardan habersizdim. Sanırım Lord Bryce de öyleydi. Belki de bu bir şanstı. Çünkü eğer gözlerimiz açılsaydı sanırım ne Lord Bryce ne de ben, İngiltere Krallığı Hükümetinin yüklediği bu işi yapardık. Biz bu görevi yerine getirmek için en halis niyetlerle çalışıyorduk.”    

Toynbee, Alman propagandasına karşı yayınlanan bu kitabın (Mavi Kitap), beklenen etkiyi yapmadığını, denge sağlamadığını görünce İngiliz hükümetinin yeniden durum değerlendirmesi yaptığını belirtiyor. Hükümet, Ermeni sorununu bir kenara bırakarak Yahudiler üzerinde yoğunlaşır. Belfour Deklarasyonu ve Yahudilere Filistin’de bir yurt verme politikası burada devreye girer. 

Toynbee Mavi Kitap hakkında şöyle diyor: “Majestelerinin Hükümeti Ermeniler hakkında bir kitap yazılmasını istediğinde Lord Bryce bu siyasal ilişkileri fark etmiş olsaydı sanırım teklifi reddederdi. Dürüstlüğüyle tanınan bir insandı. (...) Eminim ki söz konusu kitabın yazılmasının gündeme geldiği dönemde bu işin arkasındaki politik güdünün farkına varmış olsaydım Lord Bryce’in dairesine doğru yürürken çok rahatsızlık hissederdim. Bu durumdan bir hayli endişe duyuyordum. Bana yüklenmiş olan görevin toplumsal yönü konusundaki kuşkular bu endişeyi daha da arttırıyordu.”     

Mavi Kitap’ın hazırlanmasına büyük katkı sağlayan Toynbee, hatıratın bir başka yerinde Ermeni sorununu şöyle değerlendiriyor: “Rusya ile Türkler arasında 1877 – 78 yıllarında meydana gelen savaştan beri Osmanlı İmparatorluğunun kuzeydoğusunda yaşayan Ermeni toplumu siyasi ideallerinin peşine düşmüştü. (..) Yunanlılar gibi Ermeniler de bir gün Osmanlı İmparatorluğu’ndan kendilerine bir devlet koparabilecekleri ümidini taşımışlardı. Yunanlıların ve Ermenilerin siyasal amaçlarının meşruiyeti yoktu. Çünkü her iki grup da Türkler arasında azınlıktaydı. İstekleriyle Türk İmparatorluğu’nu bölmeyi amaçlıyorlardı. Yalnız bu amaçları, Türk halkına ciddi haksızlıklar yapılmadan gerçekleştirilemezdi. Ruslar Kafkaslara saldırdıkları zaman Türkleri yenerek Türkiye’nin kuzeydoğusunu işgal etmişlerdi. Türkler de Birinci Dünya Savaşına girmiş, bu nedenle Ermenileri savaş bölgesinden çıkartma kararı almıştı. Bu da bir güvenlik önlemi olarak değerlendirilebilir. Benzer koşullar altında başka hükümetler benzer kararlar almışlardır. Mesela Pearl Harbour’da Japonlar Amerikan donanmasına saldırınca Amerikan Hükümeti Japon asıllı Amerikalıları Pasifik’ten çıkarıp Missisipi havzasına yerleştirmişti. O insanlar yeni bir yere yerleştirilirken de bazı hatalar işlenmişti.” 

İngilizlerin gözünde Türkler isimsiz canavarlardır

Toynbee’nin tarihe ve olaylara daha sağduyulu yaklaşabilmesinin nedeni, kişiliğinde saklıydı. O, geleneksel önyargılardan kurtularak tarafsız bir gözle bakabilmek istiyordu. Bunun için, gidip yerinde araştırma yapmaktan çekinmiyordu. Nitekim Milli Mücadele sırasında Türkiye’ye geldi,  Türkçe öğrendi, Türk aydınları ile tanıştı ve dostlar edindi, bu arada Atatürk ile de görüştü. Bölgede olan biten gerçekleri öğrenme imkanı buldu fakat bunları o zaman Türkiye ile savaş psikolojisi içinde bulunan İngiltere’de anlatmak hiç kolay değildi. Hatıratında bu zorluğu şöyle ifade ediyor: “İngiltere’de Türklerin durumunu açıkça ortaya koymaya çalışırken mücadele etmem gereken iki zorluk vardı. İlki Hıristiyanların Müslümanlara ve Türklere karşı önyargıları, ikincisi de ufak bir azınlık dışında ülkemdeki insanların çoğunun Türkleri isimsiz birer canavar olarak görmeleriydi.”

Ve ünlü tarihçi son noktayı koyuyor: “Benim deneyimlerime göre geleneksel önyargıları yıkmak için kişisel olarak Türklerle tanışmak gerekmektedir. İnsan başka biriyle tanıştığında hangi din, millet veya ırktan olursa olsun onun da kendisi gibi bir insan olduğunu fark eder.

Evet, Toynbee evrensel bir prensibi ortaya koyuyor. Ermenilerle ilgili iddiaların hala tek taraflı olarak gündeme getirildiğine bakılırsa Mavi Kitap’tan günümüze geçen zaman, bu tanışıklık için yetmemiş görünüyor. Kim bilir belki de birileri işin kolayına kaçıp popüler önyargıları kullanmak istiyor. Toynbee, o zamanın İngiliz politikalarına uygun olarak Mavi Kitap’a katkı sağlamış, daha sonra yaptığı araştırmalarla belli bir noktaya gelerek bu kitabı sağduyuyla ele almayı, eleştirmeyi bilmiştir.

Köprülerin altından bunca su aktıktan sonra hala belli yıllardaki olaylara ve iddialara takılıp kalmak, tarihi gerçekleri aramaktan çok, siyasi amaçlara destek sağlama girişimi olarak değerlendirilebilir. Mavi Kitap, 1. Dünya Savaşında kullanılmış bir politik rapordur ve o zamanın duygularıyla yazılmıştır. Bu konuyu ancak barış şartlarında yapılan araştırmalar aydınlatabilir.   

     

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşe
Ayşe - 3 ay Önce

Bu harika yazı yeni bir pencere açtı. Haberdar olmamızı sağladığınız için teşekkürler