İmam Nevevî’den sadırlara şifa bir kaynak eser: Riyâzu's Sâlihîn

“Riyâzu's Sâlihîn Tercümesi ve İzahı”, İmam Nevevî tarafından derlenmiş bir hadisler kitabıdır. Bu kitapta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.) örnek yaşamından kesitlere yer veriliyor, O'nun meseleler karşısında nasıl davrandığı anlatılıyor. 1896 adet hadisin yer aldığı eserde hadislerin çok önemli bir çoğunluğu sahihtir ve dolayısıyla üzerinde tartışma olan hadis sayısı çok azdır. Hadislerin anlaşılmasını sağlamaya yönelik olarak derlenen bu kitapta bulunan hadislerin çoğunluğu Kütüb-i Sitte'den seçilmiştir. Eser ile ilgili çeşitli zamanlarda şerhler kaleme alınmıştır.

İmam Nevevî yaşarken de vefat ettikten sonra da örnektir

Riyâzu's Sâlihîn'in müellifi Muhyiddin Ebu Zekeriyya Yahya b. Şeref en-Nevevî, Şam doğumlu bir âlimdir. On üçüncü yüzyılda yaşayan İmam Nevevî, 45 sene yaşamış ve bu süre zarfında 42'ye yakın eser yazmıştır. Baskıya boyun eğmeyen ve yalnızca Allah'tan korkan karakteriyle yaşarken, verdiği eserlerle hem yaşarken hem de vefatından sonra çevresine örnek olmaya devam etmiştir. İmam Nevevî, bu eseri hem bilgilendirme hem de günahtan sakındırma amacıyla hazırlamıştır. Şüphesiz bunun yolu Peygamber Efendimizin (s.a.) örnek hayatı istikametinde yaşamaktır. Bu kitapta da buna dair birçok örnek bulunmaktadır.

Eserin izah kısmında Nureddin Yıldız imzası var. Nureddin Yıldız ismi zaten kıymetli olan bu esere bir kat daha kıymet katmaktadır. Yıldız, açıklamaları kendi ifadesiyle bir hadisten ilk anda anlaşılması gereken seviyede tutmuştur. Bizlerin anlayabileceği "dile çevrilen" hadisler, konu ile ilgili ayetlerin arkasından verilmiştir. Ayrıca tüm hadisler önce Arapça sonra da Türkçe olarak verilmiş, başına da numara konulmuştur. İki ciltten oluşan kitapta bu kurala tümüyle bağlı kalınmıştır. Son hadis okunduğunda görülecektir ki bu hadisten önce 1895 hadis görülüp izahı okunmuştur. Bu anlamda Riyâzu's Sâlihîn; içerdiği bilgiler, tavsiyeler, emir ve yasakların hatırlatılması ile beraber bu kadar hadisi okumaya sevk ettiği için de son derece kıymetli bir eserdir. Ayrıca kitabın sonunda hadisleri rivayet edenlerin kısa yaşam öykülerine yer verilmiştir. Eserde günlük hayatta pek kullanmadığımız ancak bilinmediği takdirde anlamayı zorlaştıracak bazı terimlerin ve ifadelerin anlamları da verilmiştir.

Peygamber Efendimiz de tevbe ederdi

Riyâzu's Sâlihîn'i bir ahlâk kitabı olarak da değerlendirmek mümkündür. İslâm'ın güzel ahlâk dini olduğu, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.) ahlâkıyla ahlâklanmanın her Müslümanın vazifesi olduğu aşikârdır. Bu ahlâka sahip olmanın yollarından biri olan tevbe konusu, gerek ayetlerle desteklenerek ve gerekse de hadislerle örneklendirilerek anlatılmıştır. Tevbe, bir bağışlanma isteği olduğu kadar bir pişmanlığı da ifade eder. Ayrıca tevbe yeni bir başlangıç, yeni bir hayatın kapısıdır da. Mümin, tevbe ettiğinde geçmişin muhasebesini yapmış ve geleceğe dair bir söz vermiş olur. Aciz kul, “bağışlaması bol Rabbi" karşısında boynunu eğmiş, hatasını kabul etmiş ve bu hatayı bir daha tekrarlamamak üzere söz vermiştir. Ebu Musa Abdullah b. Kays el-Eşari'nin rivayetiyle günümüze ulaşan hadiste Peygamber Efendimiz (s.a), tevbenin işlenmiş günahın ardından kısa sürede yapılmasını önerir. Ancak tevbe kapısının "güneşin Batı’dan doğacağı" güne kadar açık olduğunu da ekler. Ebu Hureyre'den nakille gelen hadiste ise Peygamber Efendimizin (s.a.) çok defa tevbe ettiği ifade edilir. Bu anlamda tevbe etmenin belirli şartlara uymak kaydıyla Müslüman için bir hak ve hatta bir vazife olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik bir peygamberin tevbe etmesi başlı başına bir gerekliliği ifade eder. Hataya meyilli olan biz normal insanların hesabını buna göre yapması gerekir zannediyorum.

Tevbe gibi sabır da bir vazife olarak değerlendirilebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.), Allah'ın elçisi olsa da sonuç itibarıyla bir insandır. Özellikle peygamberliğinin ilk zamanlarında çok acılar çekmiş ve dayanılamayacak bu acılara karşı sabır yolunu seçmiş ve bu yolu önermiştir. Kendisine yapılan zulümlere karşı dayanma gücünün son noktasına kadar dayanmış, davasından vazgeçmemiştir. Sabırla ilgili ayet ve hadisler bu gerçeği ifade etmektedir. Müslüman, günün sonunda kazanacağını, sabır ve tevekkülle zafere ulaşacağını bilir. Sabırla ilgili ayetler Kur'an'ı Kerim'de pek çok yerde yer almaktadır. Konuyla ilgili kitapta verilen ilk ayet Âl-i İmran Suresi 200'üncü ayettir. Bu ayette Allah, sabretmeyi ve sabırda yarışmayı emrediyor. Bu noktada sabretmenin Müslümanın görevi olduğunu söylemekte bir sakınca yoktur. İmam Nevevî, sabır hususunu yalnızca güçsüz anlara sığdırmamış, insanın en güçlü anında gücünü kullanmayarak sabretmesi gerektiğini hadislerle desteklemiştir. Eserde ayrı ayrı ele alınmış ama şüphe yok ki tevekkül sabırla iç içedir. Müslüman, elinden geleni yapar ve beklemeye başlar yani sabreder. Sonuçta her şey Allah'ın dilediği gibi olacak ve O'nun istediği gibi sonuçlanacaktır.

Allah, kuluna sevap yazmak için muhakkak bir neden bulur

Allah, Zilzal Suresi 7'inci ayette "Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığı) görür." der. İmam Nevevî, "Hayır Yollarının Çokluğu" bölümünde bu konuya dair ayet ve hadislere yer verir. Yer verdiği ayetlerden biri de az önce zikredilen ayettir. Bu kısmı okurken heyecan duymamak mümkün değil. Çünkü en önemsemediğimiz ve bizlere küçük gelen ve hatta biraz sonra unuttuğumuz davranışlardan dolayı dahi Yüce Allah bizleri ödüllendiriyor. Allah'ın hem rahmeti hem de merhameti boldur. Bundan şüphe yok. Allah, kuluna sevap yazmak için muhakkak bir neden bulur. İnsanoğlu, bazen çok büyük iyilikler yaparak bazen de kendisini kötü davranışlardan koruyarak sevap kazanır ve Allah'ın izniyle kurtuluşa erer. Bazen yoldan geçenlere zarar verebilecek bir taşı kaldırmak bile insanın kurtuluşuna vesile olabilir. İslâm'ın iyiliğe özendirici bu yaklaşımı sayesinde insanlar küçük iyiliklerle büyük kötülüklerden uzak durmayı bir yaşam biçimi haline getireceklerdir.

İslâm ölçü dinidir. İbadetlerde aşırıya gitmek, özellikle nafile ibadetlerin müminlerin sosyal hayatını yok edecek tarzda yapılması doğru görülmemektedir. Bu hususta Peygamber Efendimiz’den birçok örnek vardır. Örneklerden birinde bir sahabenin bütün gecelerini namazla geçireceğini, diğeri her gün oruç tutacağını, bir diğerinin hiç evlenmeyeceğini söylemesi üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.), kendinden örnek vererek ibadetleri ölçülü yaptığını ve evlendiğini söylemiştir. Nureddin Yıldız bahsi geçen hadisin izahında Resullah'ın (s.a.) mutedil bir yaşam sürdüğünü ve bu yaşam tarzıyla müminlere örnek olduğunu belirtmiştir. Hayırda, sevapta, takvada yarışmak demek aşırıya gitmeye yol açmamalıdır. Ayrıca mümin, sözlerinde ve davranışlarında ölçülü olmalı, yerli yerince konuşmalı ve hareket etmelidir. Bunu İbni Mesud'dan rivayet edilen hadiste de görüyoruz. Hadise göre Peygamber Efendimiz (s.a.), üç kez "Söz ve fiillerinde aşırıya gidenler helak oldular." buyurmuştur.

İslâm ve aile

Aile ve ailenin bütünlüğü hususu İslâm'ın en fazla önem verdiği hususlardan biridir. Kitapta bu konu birkaç başlık altında işlenmiş ve ilgili ayet ve hadislere yer verilmiştir. Kadın hakları, eşlerin birbirleri üzerindeki hakları, anne ve babaya karşı davranışlar, bu husustaki haramlar, faziletler anlatılmıştır. Aile konusundaki ölçü de diğer konularda olduğu gibi helal perspektifiyle izah edilebilir. Eserin aile yaşantısına ilişkin bölümlerinde örnek verilen hadisler tümüyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.) ailenin düzenini ve birliğini sağlamaya dönük tavsiyelerinden oluşmaktadır. Belki tahammülsüzlük girdabında kıvranan bizleri bu hadisler yola getirmede etkili olur. Ebu Hureyre'den nakledilen bir hadise göre Peygamber Efendimiz (s.a.), bir huyu sevilmeyen kadının bir başka huyunun sevilebileceğini söylüyor. Burada aileye verilen şansı, sabrı, iyi niyeti görmekteyiz. Yine aileye yönelik önemsenen konulardan biri ailenin geçimini sağlamaktır. Ölçümüz yine helal kazanç olmalıdır. Aile için kazanma, harcama beraberinde sevaplar getirir. Buna karşılık cimrilik ve tabii ki haram kazanç hoş görülmez.

Aile konusu akrabalarla münasebet konusuna bağlanıyor. İslâm, aileye verdiği önemi akrabalara da veriyor. Onlarla münasebeti kesmeyi hoş görmüyor. Çünkü İslâm, büyüklere sevgiyi ve saygıyı ailenin ve dolayısıyla Müslümanların birliği açısından zaruri görüyor. İçerideki bölünmeler, sevgisizlik dış müdahaleleri kolaylaştıracak ve Müslümanın Müslümanca yaşamasına engel olacaktır. Bu husus sadece aile ve akrabayla kalmıyor; diğer ikrama layık kimseler, Resullah'ın (s.a.) ehl-i beyti, âlimler, salihlerle devam ediyor. Üstelik bu kimselerin yaşıyor olması da şart değildir. Temelde İslâm kötü söz söylemeyi, dedikodu yapmayı, gıybeti zaten sevmez. Bu konular da kitapta ayrı başlıklar hâlinde incelenmiştir. Hatta o kadar derinlemesine incelenmiştir ki “Mübah Olan Gıybet” başlığı dahi vardır. İyiye, güzele, doğruya sevk etmek, yanlışı söylemek ve şartları belirtildiği üzere halis niyetle hareket etmek yapılan gıybeti mübah kılar. Bu konuda yanlışa düşmemek ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.) hadislerinden faydalanmak için ilgili konu başlığı ve içeriği dikkatlice okunmalıdır.

Önümüzde insanların en iyi örneği, müstesna bir peygamber var. Hz. Muhammed (s.a), kıyamete kadar ve hatta kıyametten sonra da kendisinden iyilik umulandır. Ayrıca mümin hiçbir zaman Allah'ın bağışlayıcılığından ümidini kesemez. Zümer Suresi 53'üncü ayette bu ümidin daima canlı tutulması gerektiği bildirilmiştir. Bu konu kitapta en az iki başlıkta ele alınmış ve ayet ve hadislerle örneklendirilmiştir. Bunun için mümin, evvela iyi bir insan, iyi bir Müslüman olma çabasından hiçbir zaman vazgeçmez. Allah'ın yarattıklarına ve çevresine karşı gösterdiği sevginin karşılığının günahlardan arınma olduğunu bilir.

Okuyucuların sadece bu yazıyla kanaat oluşturma yolunu seçmemesini tavsiye ederim. Asıl âlim olanların bu kitabın müellifi İmam Nevevî ve hadislerin izahını yapan Nureddin Yıldız olduğu unutulmasın. Bu satırların yazarı kitabın varlığını hatırlatmakla ve konuların neleri içerdiğini belirtmekle yükümlüdür. Bu ana çizgiden hareket edersek bir müminin yaşam boyu iyi bir insan olarak kalması ve böyle ölmesi gerekir. Risale Yayınları’ndan çıkan Riyâzu's Sâlihîn, gerek ayetlerle gerekse de barındırdığı hadislerle bu yolun nasıl tutulacağını etraflı bir biçimde anlatıyor.

 

YORUM EKLE

banner19

banner36