İlk cümle önemlidir

Bir yazının ya da bir konuşmanın ilk cümlesi çok önemlidir. İlk cümle bir kurşun gibi vurucu ve isabetli olduğunda diğer cümlelere hedef gösterir, yol gösterir. Başlangıç da, gelişme de, sonuç da o ilk cümledir. Muhatabını can evinden yakalayan bir cümle kurulabildiğinde diğer cümleler zînettir, baharattır, küçük dokunuşlardır. Kelâm-ı şehîr ile söylersek ‘ilk düğmeyi doğru iliklemek gibi’dir ilk cümle. Diğerleri kendiliğinden yerini bulur.

Güzel bir hikâye ilk cümlesiyle yazılır. Kalpler ilk cümle ile kazanılır. Muhatabın kulağını ve gözünü açacak olan ilk cümledir, hatta ilk kelime. Kötü metinler belki de ilk cümlenin boşluğunu doldurmak için uzar gider. Metin uzadıkça okuyucu anlamayı, konuşma uzadıkça dinleyici dinlemeyi kısaltır. Çok yazıp ama aslında hiçbir şey yazamamak, çok konuşup da bir şey anlatamamak tehlikesi her zaman bizi beklemektedir.

Gereksiz kelâm ve kalem oyunlarıyla hem kendimizi hem de başkalarını israfın en kötüsüne bulaştırmaya hakkımız yok. Aklımıza ve dilimize gelen her şeyi anlatmak değildir edebiyat. Adı üzerinde edebiyatında bir edebi var. “Akarsuyun kenarında bile olsanız suyu israf etmeyin”[1] buyuran bir Peygamberimiz (sav) var. Söz de su gibi kıymetlidir. Her canlının sudan yaratıldığını[2] bildiren ayetler olduğu gibi “önce söz vardı”[3] diye başlayan ilahi metinler de var.

Cevâmiu'l-kelîm olan, yani az sözle çok anlam ifade eden bir Peygambere (sav) tâbiyiz. Yaptıkları yazdıklarından ve konuştuklarından daha fazla olan insanlar devrinin adıydı Asr-ı Saadet. Biz, yazılanların yapılmadığı, yazanların yapmadığı, yapmayanların / yaşamayanların yazdıkları dönemlerin insanlarıyız. Huzursuzluğumuz bu yüzden belki de. Kelâm ve kalem israfının önüne geçmek için “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?”[4] Ayetini masamızın başucunda ya da aklımızın bir ucunda bulundurmalıyız her daim.

İlkler önemlidir diyordum. İlk cümle, cümlenin ilk kelimesi… Sözün güzelliğini görmek için kelâmın asıl sâhibinin (c.c.) kitabına bakmak gerekir. Çünkü bu kitap edebiyatları ile övünen cahiliye Araplarını âciz bırakmıştı.

İlk vahiy “Oku! Yaratan Rabb'inin adıyla”[5] diyerek başladı. Kur’an’ın ilk suresi “Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla”[6] diyerek başlıyor. İlk hitap  “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar”[7]  şeklinde geldi. Birçok sure Elif-lâm mîm, kâf-hâ-yâ-ayn-sâd’[8] harfleri ile başlıyor. Hepsi de etkileyici başlangıçlar.

İlk sure (Fatiha) ilk ayetinin (besmelenin) açılımıdır. Kur’an ilk suresinin açılımıdır. Kur'an'ın tamamı Fatiha suresindeki konuları; Allah'ı, din gününü, âlemleri, doğru yolu, doğru yolda gidenleri ve doğru yoldan sapanları, azabı anlatır. Tersinden söylersek Kur'an'ın özeti Fatiha, Fatiha'nın özeti besmeledir.

Anlamak ve kul olmak isteyene besmele bile yeter. Çünkü Rahman’ı (c.c.) bilen rahmeti bilir, Rahman’ı bilen kendini bilir, kendini bilen Allah'ı bilir, Allah’ı ve kendini bilen haddini bilir.

 Bazen bir cümle her şeyi anlatır da, bazen de yazılan tüm şeyler bir cümle bile etmez.

İnsan yaptıklarından olduğu gibi yazdıklarından da sorumludur. Söylediklerimize dilimiz, yazdıklarımıza ise kalem, kâğıt, okuyucu ve elimiz şâhittir. Yani yazmak çok şahitlidir. Bunca şâhitlerin üstüne bir de asıl yazıcılar (Kiramen Katibîn) var. Allah var.

Düşünün, bir metin ‘Allah var’ cümlesi ile ya da duygusu ile başlarsa bu cümlenin altına her şey yazılabilir mi?

İhsan (Allah'ın bizi gördüğünü bilerek yaşamak) duygusunu yazarken de yaşarken de hissetmek zorundayız. Yazmayı hazzın, hava atmanın, eğlenmenin ve eğlendirmenin aracı olarak göremeyiz. İnsanların emeğinden ve vaktinden çalamayız. Yazdıklarımızda bir hak, bir dert, bir dava, bir mesaj, yani insana dair bir şeyler olmalı. Yazarken Müslüman kimliğimizi askıya alamayız. Çelik çomak oynar gibi yazıp, sonra da bunun adına sanat ve edebiyat diyemeyiz.

Edebiyat ‘Hak bir mânâyı edeple ve güzel cümlelerle ifade etme' sanatıdır. Sözün güzeli insanı etkiler. Hak bir sözün güzel cümlelerle ifade edilmesi ise etkilemekle kalmaz insanı derinden sarsar.

 

[1] İbn Mâce, 425

[2] Enbiya, 30

[3] Yuhanna İncili’nin ilk cümlesi

[4] Saf, 2

[5] Alâk, 1

[6] Fatiha, 1

[7] Müddessir, 1

[8] Bakara, 1-Meryem, 1