İblise sesleniş

Estekberte em künte mine’l Âlîn.”

(Sâd Suresi: 75)

Ne oldu? Yücelerden/ Âlîn’den mi oldun? Kibirlendin mi? Çok mu büyüksün? Ben beşerim de sen nesin? Ateş mi oldun? Cürmün ne senin. Senden büyük Allah var, senden daha büyük bir ateş var. Toprağım diye beni küçümsüyor musun?

Yanlış yaptın. Sen bana değil, ruhundan bana üfleyene secde edecektin. Etseydin dost olacaktık. Meleklerle, cinlerle, âlemlerle dost olduğumuz gibi. Aynı Allah'a kulluk edecektik seninle. Ama sen kendine kul oldun. Kibrinin kölesi oldun. İlahlık tasladın. Emrine itaat etmediğin Allah'ın adını kullandın. Saptırdıklarından kendine kullar edindin. Ne oldu? Kibriyâdan mı oldun?

Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi Allah. Melekler, “Biz senin bildirdiğinden başkasını bilmeyiz dediler.” Sen ne dedin? İki doğruyu toplayıp yanlış bir sonuç çıkardın. “Beni ateşten yarattın onu topraktan yarattın.”  Eee sonuç. “Ben ondan üstünüm” dedin. Yanlış çıkarım. Dilediğini üstün ve aziz, dilediğini alçak ve zelil eden Allah'tır.

Ah bir bilseydin, haddini bilseydin, kendini bilseydin, Rabbini bilseydin, bunu da bilirdin. Bilmiyorsun. Bilmediğini de bilmiyorsun. Cesaretin cahilliğinden. Allah’a meydan okudun sen. “Beni azdırmana karşılık olarak, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” dedin. Sen azdın ama suçunu bile Allah'a attın. “Beni sen azdırdın” dedin. “Andolsun yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim” dedin. “Onların önlerinden arkalarından sağlarından sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın dedin Onları saptıracağım, boş hevesler ve özlemlerle dolduracağım…” dedin.

Kıyamete kadar mühlet istedin. Mühleti aldın. Allah ne dedi? “Defol git onlardan kim sana uyarsa onların cezası cehennemdir” dedi. “Senin gerçek kullarım üzerinde bir etkin yoktur” dedi. Allah'ın adını kullanarak beni de aldattın. “Melek olacaksın, ölümsüz olacaksın” dedin. “Ben sizin iyiliğinizi istiyorum” dedin. Yemin ettin. Oysa melekler bana Allah için secde etmişlerdi ve zaten cennet ölümsüzlüktü.

Ben de yanlış yaptım. Ama senin gibi suçu Allah'a atmadım, sana atmadım, eşime atmadım. Biz sorumluluğumuzu üstlendik, eşimle birlikte, bizi üstün kılan kelimelerle Allah'a yalvardık. Tövbe ettik, bağışlanma diledik. “Rabbim biz nefsimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan biz hüsrana uğrayanlardan oluruz” dedik.

Yemin ettin sana kandım. Oysa Allah beni halife olarak yaratmıştı. Kelimelerin bilgisini vermişti bana. Eşyayı isimlendirme yetisi vermişti. Senin adın şeytan, iblissin, kovulmuşsun sen. Bana geldiğinde hemen Allah'a sığınsaydım, sana aldanmayacaktım. Sen kovuldun beni de indirdin. Düşmanlık böyle başladı aramızda. Ama sen savaşı daha ben yaratıldığımda başlatmıştın. Her şeye sataştın, seni yaratan Allah'a bile.

Ne oldu? Mutlu musun? Beni de sürdürdün. Ama benim sürgünüm kısa sürdü. O’ndan aldığım kelimelerle O’na sığındım. Kelimelerin gücü ile Allah'ın gücüne sığındım. Sen ateş ol, nâr ol, Leheb ol, cehennem ol.

İblis’in adamlarına sesleniş

Senin adamlarına da diyeceklerim var: Sizde mi/ Âlîn’den oldunuz? Niçin kibir heykelleri gibi yürüyorsunuz. Yeryüzünde sıralanmış kütükler gibisiniz. Cüsseleriniz ateş saçıyor atanız gibi. Kimse yaklaşamıyor, alçalamıyor seviyenize. Sefilden daha çok esfel olmuşsunuz. Atanız topraktan olanları beğenmiyordu, siz çamur olmuşsunuz. Bataksınız. Bataklıksınız. Burunlarınız havada,  nâsiyeleriniz yukarıda. Küçük dağları siz yaratmış gibi yürüyorsunuz. Dönmeyi, yüz çevirmeyi, duymazlıktan gelmeyi, görmezlikten gelmeyi iyi beceriyorsunuz. “Summun, bükmün, umyun”sunuz.  

“Kalpleriniz, kulaklarınız, gözleriniz mühürlenmiş.” Yeryüzünde ilahlık taslıyorsunuz. Bir Firavun, bir Nemrut, bir Karun olarak çıkıyorsunuz karşımıza. Şu nehirler, şu dağlar, şu uçsuz bucaksız topraklar sizin mi zannediyorsunuz? “Ne kötü hüküm veriyorsunuz.”

Hâmân’ın kulelerine çıkmışsınız, oradan hiç inmiyorsunuz. Ama oradan da bir şey göremiyorsunuz. Kibriniz kendinizi bile görmenize engel. Tek gördüğünüz hazinelerin anahtarlarını taşıyan kervan. Doksan dokuzluk sürünüze garibin elindeki tek koyunu da katmaya çalışıyorsunuz. Burunlarınız da Hâmân’ın kuleleri kadar havada. Yalancı nâsiyelerinizle rüzgârlara yön vermeye kalkıyorsunuz. Zebanilerce tutulacak nâsiyelerinizle.

Kibir âbideleri gibi yürüyorsunuz. Fakat “Ne yeri yarabilirsiniz ne de boyca dağlara erişebilirsiniz.” Ben yarattım zannettiğiniz dağlar sizin kibir dağlarınız. Doğru, onları siz yarattınız. “Hümezetün lümeze”siniz hepiniz. Gözünüz başka yere, kaşınız başka yere gidiyor. Büklüm büklüm olmuş dudaklarınız ona buna dudak büküp durmaktan. Bıyık altından gülme maskeleri gibisiniz. Servet toplayıp toplayıp sayıyorsunuz. “Malınızın kendinizi kurtaracağını zannediyor”sunuz. Elbet bizim dediğiniz deryalarda boğulacak, yarattığınız kibir dağlarının altında ezileceksiniz. Yok oluşunuz sivrisinekler veya ebabiller sebebiyle olacak. Sinek sizden bir şey kapsa geri alacak gücünüz yok aslında.

Her şeyiniz yalan, sahte, sihir, göz boyama. İpleri bile yılan gibi yürütürsünüz. Yürütmeyi iyi bilirsiniz siz. Ama bilesiniz ki hak gelince batıl zail olur. Çünkü batıl yok olucudur. Gözünüzü örümcek ağı bağlamış, mağaranın dışındakileri de göremiyorsunuz. Çünkü kendi mağaranıza hapsolmuşsunuz. En sevdiğiniz şey böğüren buzağı heykelleri. Tüm altın ve gümüşünüzü onlara yatırıyorsunuz.

Kibirlisiniz ama zayıfsınız. Yeni doğacak bir çocuk yıkacak saltanatınızı. Bir delikanlının baltasına bile dayanamayacak kibir ilahlarınız. Cehennemin ateşini körüklemeye yarıyor sadece böbürlenmeleriniz. Kendi gurunuzdan diktiğiniz çarmıhlara geleceksiniz. Dağların içine oyduğunuz villalarınız anıt mezarlarınız olacak. Ölüp kurtulamayacaksınız. Cesetleriniz mumyalanıp kibir heykelleriniz yapılacak.

Bir kelebek kanadından esen rüzgârla yerle bir olacak saltanatınız. Rehberiniz şeytanı geçmişsiniz kibir ve gurur yarışında. Bravo! En büyüksünüz. Kullandığınız markalarla meşhursunuz. Maskaralıkta markasınız. Bin yıl ömrünüz olsun istersiniz. Amacınız ölümsüz olmak. Çünkü rehberiniz İblis sizi de böyle kandırdı. Parmakla gösterilen olmak istiyorsunuz. En meşhur, en çok izlenen, en çok tıklanan, en çok takip edilen, en çok alkışlanan olmak istiyorsunuz. Şımarıklık ve terbiyesizlikte öylesiniz zaten. Alkışlıyoruz.