Züleyhalar ve zindanlar

“Yusuf, ‘Rabbim! Zindan bana bunların benden istediklerinden daha iyidir. Eğer onların bana kurdukları tuzakları boşa çıkarmazsan korkarım ki onlara meyleder ve cahillerden olurum.’ dedi.” Rümeysa İnan yazdı.

Züleyhalar ve zindanlar

Peygamberlerin her biri örnek almamız gereken birincil şahsiyetlerdir. Sabır, iman, tevekkül, teslimiyet, aile ilişkileri, güzel ahlâk başta olmak üzere dünya hayatına dair her konuda bizler için rehberdirler. İman denildiğinde aklımıza İbrahim Peygamber, aile denildiğinde Nuh Peygamber, sabır denildiğinde Eyüp Peygamberin gelmesi gibi teslimiyet denildiğinde de Yusuf Peygamberi hatırlarız. Yaşadıkları her olayda hem kendileri hem de bizler için hikmetler mevcuttur. Geçmişimizdeki bu örneklere bakarak yaşamımıza ışık tutmak hayatımızı ziyadesiyle güzelleştirir.

“Teslimiyet” İslâm ile aynı kökten, “s-l-m” kökünden gelir. “Boyun eğmek, kurtuluşa ermek” gibi sözlük anlamlarına sahiptir. Terim anlamı ise “Müminin bilerek ve samimiyetle Allah’a boyun eğmesidir.” Allah’a teslim olunmasının, emir ve yasaklarının yerine getirilmesinin yanında O’na her şeyden ve herkesten çok güvenilmesi, her koşul ve durumda ilk önce ve sadece O’ndan yardım istenilmesidir. Rabbimizin, yaptıklarımızdan hatta yapacaklarımızdan haberdar olduğundan asla şüphemiz yoktur. Ancak bizden istenilen tüm samimiyetimizle O’na yönelmemiz ve her durumda ilk aklımıza gelenin Yaratıcımız olması gerektiğinin farkında olmamızdır. Bu, bizler için inanılmaz bir yürek ferahlığıdır, çünkü dünya hayatı ve içindekiler bizi her daim kendi girdabına çekmeye çalışmaktadır. Bu girdaba kapılmamak için her şeyimizle Rabbimize sığınır, iblis bizi Allah Teâlâ’nın yolundan çevirmek için ant içmişken ona fırsat vermemek için çabalarız.

Elbette biliyoruz ki yaşadıklarımız kolay değil. Bir yanda dünyanın eğlence ve zevkleri, bir yanda bunlara bağlanmak isteyen nefsimiz, bir yanda ise şeytan… Bunların her biri Allah’ın ilmi dâhilindedir. Kimi zaman “Peki, Allah Teâlâ bizi niçin bu kadar zorlukla bir arada var etti?” diye düşünebiliriz. Öncelikle şunu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız ki: Rabbimiz bizi sevdiği için yaratmıştır. Biz de O’nu sevdiğimiz için iman ederiz. İmtihanlar ise bu sevgimizi ve teslimiyetimizi ispat edeceğimiz noktalar hükmündedir. 

Rabbimiz kullarını ayrı ayrı, herkesin gücü nispetindeki zorluklar ile sınamaktadır ve bizleri bu sınavda yalnız bırakmamış, bizler için örnek peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Allah Teâlâ peygamberlerini insanlar arasından seçmiştir. Peygamberlik görevleri dışında onlar da bizler gibi doğar, büyür, yer, içer, vefat ederler. “De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki Bana, ilâhınızın sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve ahirete yararlı iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”1 ayetiyle de Rabbimiz bize bu gerçeği bildirmektedir.

Peygamberler ismet sıfatına sahiptir, günah işlemezler. Ancak beşer olduklarının, nefis taşıdıklarının farkındadırlar. Bu yüzden hata yapmaktan da yanlışa götürebilecek yollardan da uzak durmuşlardır. Efendimizin , “Ey insanlar! Allah’a tövbe edip O’ndan af dileyiniz. Zira Ben O’na günde yüz defa tövbe ederim.”2 Hadis-i Şerifinde Yusuf’un  Mısır Azizinin eşiyle yaşadığı durumda yaptığı duada ve daha pek çok örnekte peygamberlerin günahtan uzak durma çabalarını şahid olmaktayız.

Kuyudan saraya, saraydan zindana

Kardeşleri tarafından kuyuya atılmış olan Yusuf’u  bulanlar, onu köle pazarına götürdüler. Yusuf  köle olarak girdiği sarayda uzun yıllar kaldı. Bu süre içinde çok farklı imtihanlar yaşadı. Mısır Azizi tarafından sevilen biriydi. Aziz, onu eğitmesi için eşine teslim etti. Eşi ise nefsanî arzularına, Yusuf’un  güzelliğine kapılıp ona yanlış tekliflerde bulundu. Yusuf ise  onu kesin bir dille geri çevirerek iffetini nefsine teslim etmemeyi seçti. Züleyha bu reddi kabul etmedi ve Yusuf’a  iftira attı. Gerçekler ortaya çıkınca gurur ve kibrinden dolayı da af dileyemedi. Hakkında çıkan söylentileri engellemek ve haklı olduğunu göstermek için devlet görevlilerinin eşlerini bir davete çağırıp karşılarına Yusuf’u çıkardı. Kadınlar onun güzelliğinden meyve yerine ellerini kesince “Aman Allah’ım! Bu bir beşer değil, bu ancak seçkin bir melektir!”3 dediler. Ardından Züleyha, davetli kadınlara yaşananları anlatarak kendini haklı çıkardı. Kapıldığı kibir ve hırs sebebiyle masum olan Yusuf’a  cezasının zindana atılmak veya rezil olmak olduğunu söyledi. Kadınlar da Züleyha’nın yaptığı bu zulme ortak oldular. Yusuf  bu noktada öyle büyük bir teslimiyet gösterdi ki gençliğini ve arzularını bir kenara atıp yalnızca Rabbine yöneldi.

“Yusuf, ‘Rabbim! Zindan bana bunların benden istediklerinden daha iyidir. Eğer onların bana kurdukları tuzakları boşa çıkarmazsan korkarım ki onlara meyleder ve cahillerden olurum.’ dedi.”4 Şeytanın ve nefsinin tuzaklarını fark edip anında Rabbine yöneldi. Hiç kimseyle konuşmadan önce Rabbiyle konuştu, O’na yalvardı. Rabbine itaatine ve ibadetine engel olacak her şeyden uzak durdu. Nefsinin isteklerine uyup da haram işlemek yerine hapsedilmeyi göze aldı.

Her şeyden daha sağlam bir ip

Çaba göstermek bazen kalarak mücadele etmektir bazen ise giderek. Durumun gidişatını analiz ederek bir karara varmak gerekir. Züleyhalar ve zindanlar sadece Yusuf’a  ait bir imtihan değildir. Herkesin kendine göre bir Züleyha’sı, kaçtığı bir zindanı vardır. Ortak noktamız ise tek sığınağımız ve tek limanımız olan Rabbimizdir. Hiçbir durumun bizi Rabbimize itaat ve ibadetten alıkoymasına fırsat vermemek gerekir. Aşamayacağımızı düşündüğümüz, gücümüzün üzerinde olduğuna kanaat getirdiğimiz bir durumla karşılaşınca yapmamız gereken Yusuf  gibi ilk olarak Rabbimiz’e sığınmak ve O’ndan yardım dilemektir.

Rabbimize tutunduğumuz takdirde akıntıya kapılmayacağımızı biliriz, çünkü Allah’ın ipi her şeyden daha sağlamdır. Allah Teâlâ bizden her durumda çaba göstermemizi ister. O’nun ipine tutunmamız bir çaba olduğu gibi geride bıraktıklarımızın şerrinden korunmak için dua etmek de ayrı bir çabadır. Onlardan kaçarak sığındığımız Rabbimizden tıpkı Yusuf  gibi tuzaklarını boşa çıkarmasını isteriz.

Yusuf, Rabbi’nin kudretini de nefsine yenilmemek için her daim dua etmesi gerektiğini de biliyordu. Bununla birlikte sırtını çevirdiği şeylere geri dönmekten ve onlara yönelmekten korktu. Bu tehlike son ana kadar Âdemoğlu’nun peşinde olacaktır. “Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu bol olan yalnız Sensin.”5 ayetinde Allah Teâlâ, imanın her daim korunması gerektiğini haber verir. Yanlış yola meyletme ihtimalimizin bulunduğunu bilmeli ve sapmamak için çabalamalıyız. Kâh dua ederek… Kâh gayret ederek… Kâh peygamberlerimizin örneklikleri peşinden giderek…

Rümeysa İnan

Dipnot:

1 Kehf Suresi, 110

2 Müslim, “Zikir”, 42

3 Yusuf Suresi, 32

4 Yusuf Suresi, 33

5 Âl-i İmran Suresi, 8-9

Yayın Tarihi: 25 Ekim 2021 Pazartesi 13:00 Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2021, 15:24
banner25
YORUM EKLE

banner26