Yaşam döngüsünde ibadetlerimiz

"Namaz vakitlerinin, dünyanın belli bölgelerinde farklı zamanlarda gerçekleşmesi Allah Teâla’nın koyduğu düzende, her an kendi zikrinin devamını sağlar. Hiçbir saniye Rabbimizin adı zikredilmeden geçmemektedir." Ayşe Hümeyra Şahin yazdı.

Yaşam döngüsünde ibadetlerimiz

İbadetlerde düzen kavramı deyince aklınıza ne geliyor? Namaz, hac, kurban ve Ramazan orucunun belirli zamanlarda yerine getirilmesi gereken yeni bir düzen içerisinde yapılan ibadetler olduğunu biliyoruz. Farz namazların mukayyet ibadetlerden olması hasebiyle, belirlenen beş vakit içerisinde ifa edilmesi Kur’an-ı Kerim’de geçen ifadelerden anlaşılmaktadır.

Rabbimiz biz kullarını yaratırken yeryüzünde yaşamamız için belirli kurallar koymuştur. Asıl görevimizin kulluk olduğu bu hayatta, yerine getirmemiz gereken ibadetlerin şer’i olarak belirlenmiş vakitleri ve yapılış şekilleri vardır. Farz olan sabah namazını belirlenmiş vaktin dışında kılamayacağımız gibi sadece Ramazan ayında tutmamız gereken farz orucu da farklı bir ayda tutamayız. Burada kaza orucundan bahsetmediğimi ayrıca belirtmek isterim. Vakitleri belli olan bu ibadetlerin, zamanını belirleyen çeşitli ölçütleri vardır.

İnsanlar için hayatı düzenleyen olgulardan biri zamandır. Zamanı da belirleyen çeşitli kıstaslar vardır. Vakitlerin tayininde bize yardımcı olan unsur takvimdir ve “İnsanoğlunun takvimi Allah tarafından gökte asılı olan aydır.” “Sana yeni doğan ayları soruyorlar. De ki; onlar insanlar için ve bir de haccın vakit ölçüleridir.”[1] ayetinde belirtildiği gibi ibadetlerin vaktini belirleyen ayın hareketleridir. Bunun yanında güneşin hareketleri de vakti belirleyici önemli bir etkendir. Namaz vakitleri güneşin hareketlerine, oruç ve hac vakitleri ise güneş ve ayın hareketlerine göre hesaplanır. Mesela, Ramazan orucunun başlangıcı ayın ilk görünüşüyle başlayıp ay içerisindeki günlük oruç vakitleri ise güneşe göre belirlenir. Aynı şekilde hac ibadeti de belli bir takvim düzeninde yerine getirilir.

Ramazan orucu farz kılınan bir ibadet olması hasebiyle Müslümanların, oruçlarını zamanı geldiğinde mutlaka tutmaları gerekir. Vaktinde yapılmadığında kazası veya duruma göre kefareti vardır. Bu ibadetin zamanına baktığımızda her sene farklı bir vakitte başlangıç gösterir. Mesela, Türkiye’de yaşayan bir Müslüman her sene sadece yaz ayında oruç tutmaz. Ramazan ayının her yıl on gün erken başlamasıyla yılın her mevsiminde oruç tutması mümkün olmaktadır. Peki, bunun insanlar üzerinde nasıl bir etkisi var hiç düşündünüz mü?

Allah Teâlâ kullarını farklı fıtratlarda yaratmıştır. İnsanoğlu değişkenliğe ve harekete daima meyillidir. “Tebdili mekânda ferahlık vardır.” sözünü “Tebdili zamanda ferahlık vardır.” diye de anlayabiliriz. Her daim dönen ve sürekli yenilenen dünyada Rabbimiz ibadet vakitlerimizi de yeniliğe ve tazeliğe tabii kılmıştır. Böylelikle dünya-insan-kulluk üçgeni daha da uyumlu hâle getirilmiştir.

Dikkatle incelediğimiz zaman burada Rabbimizin adaletini de görmekteyiz ki dünyanın her yerinde aynı anda aynı mevsim yaşanmaz. İbadet vakitleri de bölgelere göre farklı zamanlarda uygulanır. Bölgenin yerel özelliklerine uyum sağlamış insanlar için ibadet vakitlerinin hesaplanmasında bu durumlar da etkili olmaktadır. Aynı zamanda namaz vakitlerinin, dünyanın belli bölgelerinde farklı zamanlarda gerçekleşmesi Allah Teâlâ’nın koyduğu düzende, her an kendi zikrinin devamını sağlar. Hiçbir saniye Rabbimizin adı zikredilmeden geçmemektedir.

Namaz ibadetinin belirli vakitlerde uygulanacağı ayetlerde yer almaktadır. Namazın hangi vakitlerde nasıl kılınacağını Peygamber Efendimiz bildirmiştir. Vakti belirlenen namaz ibadetinde, gece farz kılınan bir namaz yoktur. Farz olan sabah namazı ile gün başlar ve diğer namazlar gün içerisinde devam edip yatsı namazıyla son bulmaktadır. Bununla beraber ayette geçen “Uykunuzu bir dinlenme yaptık. Geceyi üstünüze bir örtü yaptık.”[2] ifadelerinin günlük hayatımızda bize nasıl sunulduğunu görmekteyiz. Allah Teâlâ bize, dinleneceğimiz vakitte zorlanacağımız şekilde bir ibadet yükümlülüğü vermemiştir. Gündüz işlerimizi namaz vakitlerine göre ayarlamayı bizim için uygun hâle getirmiş geceyi ise yine yaratılışımızla uyumlu olarak dinlenme zamanı tayin etmiş ve farz bir ibadet talep etmemiştir.

Burada sadece farz ibadetlerden bahsediyoruz. Diğer yandan gece saatlerinde yapacağımız her türlü nafile ibadetin ecri büyüktür. Onun karşılığı Allah katında farklıdır. Ayrıca farklı bir açıdan baktığımızda, namaz vakitlerinin belirli zamanlarda olması insan hayatı için planlı yaşamayı kolaylaştırır. Kişi hayatı boyunca ibadetlerini işlerinden öncelikli gördüğü sürece, programını ibadet vakitlerine göre ayarladığı ölçüde hem dünya hem de ahiret için kârlı çıkacak ve Allah’ın rızasına mazhar olacaktır.

Namaz vakitleri için Kur’an-ı Kerim’de “Şüphe yok ki namaz, müminlere belirli vakitlerde yazılmış bir görevdir.”[3] ayeti yer almaktadır. Namazın beş vakit olduğunu da Peygamber Efendimiz açıklamıştır. Bu vakitlerin dünya ve güneşin konumuyla alakalı olduğunu zikretmiştik. Önemli bir müfessir ve fakîh olan Fahreddin Razi ise namaz vakitlerine farklı bir açıdan bakmıştır. Namazın beş vaktini, dünyadaki canlıların yaşam serüvenine benzetmiştir. Fahreddin Razi beş vakti şöyle açıklamaktadır:

  • Doğuş ve büyüme evresi: Bu ortaya çıkma devresidir. İnsanın doğumuna, belirli bir zaman dilimindeki gelişimine benzer. Aynı şekilde güneşin doğuşu da insanın doğumuna benzetilebilir. Güneşin doğumuna yakın bir zamanda gecenin karanlığını bitiren ışığın varlığıyla canlılığa erişmenin şükür vesilesi olarak sabah namazı farz kılınmıştır.
  • İstikrar evresi: İnsanın gençlik çağı olarak isimlendirilen, varlığın kemal vasfında durduğu dönemdir. Güneşin ışığının ve ısısının artıp tam orta noktaya geldiği an gibidir. Güneşin tepe noktasına varıp sonrasında alçalışa geçtiği zamanda, Allah’ın yüksek mertebedeki varlıkları tersine çevirmeye kâdir oluşunu övmek için öğle namazını farz kılmıştır.
  • Orta yaş evresi: Yavaş yavaş geriye dönüşün eksikliğin başladığı kühûlet dönemidir. Güneşin de zirveden aşağıya düşüşüyle noksanlıklar oluşur. Orta yaşın tamamlanıp ihtiyarlık evresine geçişte ikindi namazı farz kılınmıştır.
  • İhtiyarlık evresi: Artık eksikliklerin belirgin bir şekilde gözlendiği ve ölümle sonuçlanan devredir. Güneşin de giderek ısı ve ışığını kaybedip batmasıyla neticelenir. Bu insanın ölümü gibidir. Bu vakitte akşam namazı farz kılınmıştır.
  • Ölümden sonraki evre: Bu devrede yaşam sona erer ve bütün izler kaybolur. Güneşin de battığı yerdeki kızıllığı bir müddet kalır. Sonrasında bütün izleri kaybolur. Burada da yatsı namazı farz kılınmıştır.

Fahreddin Razi, beş vaktin hikmetlerini bu şekilde yorumlamıştır. Evrendeki düzene baktığımızda bu bağlantıların olması bizi şaşırtmayacaktır. Rabbimiz her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesap ederek yaratmıştır. Biz kullarına düşen görev, bunları inceleyip farkına varmak ve her gün Allah’ın nimetleri üzerine hayret ederek şükretmektir. Yüce Allah’ın kudret ve azametine her an tazim de bulunmamız gerekir. Bunun en güzel yolu da ibadetlerimizi itinayla yerine getirmektir. Rabbim bizleri, O’nu hakkıyla tanıyan ve razı olduğu kullarından eylesin.

Ayşe Hümeyra Şahin

Hüma Dergisi,Sayı: 7

Dipnot:


[1] Bakara Suresi, 189

[2] Nebe Suresi, 9-10

[3] Nisa Suresi, 103

Yayın Tarihi: 24 Nisan 2022 Pazar 15:00
YORUM EKLE

banner19

banner36