banner17

Tatlıcı Ali Efendi'ye dair ilginç bir hatıra

Bandırma’nın Tatlıcı Ali amcası Ali Öztaylan rahmetlinin Bandırma Tekke Camii'ndeki kabrini ziyaret eden Cihat Demirci, Ali Öztaylan efendi ve Papaz Kantriçko arasındaki ilginç muhavereyi aktarıyor.

Tatlıcı Ali Efendi'ye dair ilginç bir hatıra

Bandırma denince insanın aklına kim gelir? Ya da ufak bir değişikle soralım; Bandırma denince müslümanın aklına kim gelir?

Evet, elbette Tatlıcı Ali Efendi merhûm gelir. O, Bursa-Bandırmalıdır ve Bandırma ile bütünleşmiş bir isimdir. Bandırma’nın Tatlıcı Ali amcası Ali Öztaylan rahmetlinin Bandırma Tekke Camii'ndeki kabrini ziyaret ettik ve bu vesile ile sizlere de içinde Tatlıcı Ali Efendi geçen bir hikâye anlatmak istedik.

Manyas’ın Kocagöl köyü vardır. Eski adı “Eski Kazaklar” iken, değişmiş ve “Kocagöl” yapılmıştır. Ortodoks Kazak köyüdür. 1740 senesinde Osmanlı’ya sığınan Don Kazaklar’ı tarafından kurulmuş ve bölgede balıkçılığa katkı sağlamış bir balıkçı köyüdür. Kazaklar tarafından yetiştirilen ve şimdi de bölge halkı tarafından yetiştirilmeye devam eden, bölgede haklı bir namı bulunan bir de meşhur Kazak fasulyesi vardır.

200 yıldan fazla bu bölgede yaşadı Kazaklar

Uzun yıllar bu köyde yaşayan ve burayı benimseyen bu Hıristiyan ahâli, 1923’te Lozan’da mübadeleye tâbi olmamışlardır. Mübadelede kendilerinin bir talebi yoktur, devlet tarafından da böyle bir talep olmamış, daha doğrusu gündeme gelmemişlerdir.

1955’te 6-7 Eylül olayları esnasında civar köyler tarafından taciz edilen, büyük sıkıntılar çeken köy halkı, 1960 ihtilali sonrasında devlet tarafından da resmi işlerinin yapılmaması, hizmetlerinin görülmemesi, kamu kurumlarında kaale alınmamaları, hulâsa el altından buralardan gitmelerinin istenmesi neticesinde 1961-62 yıllarında buralardan kalkıp gözyaşları içerisinde, gözleri arkada kalacak bir şekilde Kanada ve Rusya’ya göç etmişlerdir.

200 yıldan fazla bu bölgede yaşayan Kazaklar’ın Kocagöl’de oldukları son dönemleri hatırlayan, anlatan Kocagöllüler, civar köy ve kasabalılar, hatta Manyas ve Bandırmalılar var. Onlardan bu Ortodoks Kazak halkın hikâyesini, onlarla ilgili hatıralarını, göç edişlerini dinlemek her daim mümkündür. Bu toprakları bırakıp gitmek istemediklerini, genç kızların, “Müslüman olalım, bizi alın, yeter ki buralardan ayrılmayalım.” dediklerini söylerler.

Rüyada gerçekleştirilen nakl-i kubûr

Kocagöl’de Kazaklar yaşarken iki büyük kilise vardır. (Bugün kilisenin biri duruyor, diğeri camiye çevrilmiştir.) Kazaklar herhalde iki ayrı mezhepte imiş ve her bir mezhebe bağlı halkın ve papazların birbirlerini pek sevmediklerini de eskiler anlatıyor.

Kilisenin birinin papazı olan Papa Kantriçko, etraftaki müslüman köyler tarafından da çokça sevilmiş, onlarla da yakın ilişkiler kurmuş bir zâttır. Bölgedeki köylerde imam olmadığı zamanlarda vatandaş göz değince, çıban çıkınca veya bu tür bir rahatsızlık olunca bu papaza gider, ona okuturlarmış. Okuduğu zaman da rahatsızlıkları iyi edermiş. İlişkiler bu denli yakın… Çokça hayırlı işler yapar, yardımseverliği ile bilinirmiş. Çoğunlukla kilisede hücresinde ibadetle meşgul olurmuş. Hâlâ yaşlı amcalar minnetle ve iyi hatıralar ile yad ediyorlar papazı. Nitekim bu papazın oğlu Vasil de göç edecekleri zaman etraftaki köyleri tek tek gezip helallik istemiş, vedalaşmıştır.

Vasil, babası ile ilgili, “Babam müslümanları sever, aleyhlerinde hiç konuşmazdı.” dermiş. Vasil bir vesile Bandırma’da Ali Öztaylan Efendi ile de tanışmış.

İşte Ali amca bir gece rüyasında Papa Kantriçko’yu görür. Papaz, “Ali Efendi! Ben sizin tanıdığınız Vasil’in babasıyım. Ben öleli sekiz sene oldu. Kabrim de Kazaklar köyündedir. Ben o köyde dünyaya geldim. Müslüman olarak doğdum, müslüman olarak yaşadım, müslüman olarak öldüm. Kilisede hiçbir zaman Müslümanlık aleyhinde konuşmadım. İslâm dışında öğüt vermedim. Teslis’ten hiç bahsetmedim. Sadece tevhidi anlattım. Fakat emr-i Peygamberî gereği hiçbir zaman Müslümanlığımı izhâr etmedim. Şimdi vakit gelmiştir. Siz benim kabrimi hıristiyan mezarlığından alıp müslüman mezarlığına nakledeceksiniz.”

Ali amca, bunun üzerine rüyada kendisinin bu nakl-i kubûru gerçekleştirdiğini söylüyor.

Bu nakil görevinin, insanlara hüsnü zan ile bakma, her şeyi latîf görme konusunda üstad olan Ali amcaya vazife edilmesine de herhalde şaşmamak lazım.

Ben size 'benim babam müslüman' demiyor muydum?”

Ali amca sabah uyandığında böyle bir adam var mı diye öğrenmek için kalkıp Kocagöl köyüne gider. Oradakiler sekiz sene önce ölen bir papazları olduğunu söylerler. Ali amca Vasil’i tanıyor ama babasını bilmiyordur. Sonra insanlara “Nasıl bir adamdı?” diye sorar. Ali amcaya, “Çok iyi bir gavurdu.” derler.

Oğlu Vasil’le de görüşen Ali amca ona, “Sana bir şey anlatacağım. Ama inanman için kutsal bildiğin ne varsa yemin edebilirim.” der.

Vasil, “Ali bey! Ben sizi tanırım. Yemine gerek yok, söyledilerinize itimadım tamdır.” der.

Ali amca gördüğü rüyayı anlatır. Vasil çok heyecanlanarak, yanında bulunan arkadaşlara, “Bakın, ben size 'benim babam müslüman' demiyor muydum? Gördünüz mü?” der.

Ali Öztaylan ve müslüman olan Papaz Kantriçko’ya rahmet dileyerek bitirelim hikâyemizi…

Cihat Demirci anlattı

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2019, 00:25
YORUM EKLE
YORUMLAR
aydın mürtezaoğlu
aydın mürtezaoğlu - 2 ay Önce

Göç Eden Bu insanlarla İlgili :Rahmetli SERVET SOMUNCUOĞLU 'nun ''DON KAZAKLARI '' Adında Bir Kitap Çalışması Vardır..

banner19

banner13

banner20