banner17

Sûfîlerin tâvusu Serrâc ve şah eseri El-Lümâ

Ebu Nasr Serrâc, El-Lümâ'da tasavvuf ehlinin yol ve sözlerinin manaları, usûlleri ve fikirlerinin temelini ele alır. Sûfiler hakkındaki rivayetleri, onların şiirlerini, tassavvuftaki makamları ve halleri eserinde işler. Ahmed Sadreddin yazdı.

Sûfîlerin tâvusu Serrâc ve şah eseri El-Lümâ

Hz. Ebu Nasr Serrâc, tasavvuf yolunun günümüzde pek meşhur olmayan temsilcilerinden biri. Onun tasavvuf klasiklerinden ilki olarak kabul edilen eseri El-Lümâ da müellifiyle aynı kaderi paylaşıyor. Hz. Serrâc'ın büyük eserlerin müellifi olduğu halde pek tanınmayışının sebeblerinden biri olarak, Kelabazî, Sülemî, Kuşeyrî, Hucvirî ve Sühreverdî Hazretleri gibi daha çok bir tasavvuf tarihçisi olarak kabul edilmesi zikredilir. Gerçek sebebini Allah bilir.

Serrâc'dan bahseden bazı kaynaklar da vardır. Meselâ Zehebî, Tarihü'l İslam'ında kendisinden şu şekilde bahseder: “Ebû Nasr zühd ehlindendir. Fütüvvet ve sûfî edebiyatı konusunda bölgesinin önderiydi. Şeriat ilmine bağlı bir sûfî idi. Tasavvuf şeyhlerinin günümüzdeki bakiyyelerinden biridir. Receb 378/Ekim 988 yılında öldü. Babası da secde hâlinde iken ölmüştür.”

Muhammed b. Münevver'in Esraru’t-Tevhid fi Makamati’ş-şeyh Ebû Said isimli eserindeyse Tâvûsu’l-Fukara” olarak anılır Hz.Serrâc ve Tûs’ta ikamet ettiği, kabrinin de orada olduğu ifade edilir.

Ebu Nasr Serrâc'ın tam adı Abdullah b. Ali b. Muhammed b. Yahya’dı. Ebu Nasr künyesidir, nisbesi ise Tûsî. Binilen hayvanlara eşer, başlık, hamut, kemer vb. şeyleri yapma sanatı olan saraçlıkla meşhur olsa gerektir. Zira bazı sûfiler megul oldukları işle de anılmışlardır.

Her şeyin yerini bulmasını istedim”

Ebu Nasr Serrâc, en büyük eseri olarak ün salan El-Lümâ'yı neden kaleme aldığını eserin girişinde şu ifadelerle anlatır: “Birisi benden tasavvufun ve sûfîlerin yolunun ne olduğunu ve halkın mutasavvıflar hakkındaki farklı yorumlarının sebeplerini sordu. Zira sûfîler hakkında halkın bazısı ifrata varacak düşünceler öne sürerek onları yüce mertebelere çıkarmakta; bazısı onları, normal ölçülerin dışına çıkarak küçümsemekte; bir grubu onları cehaletine aldırmayan oyun ve eğlence düşkünü kişiler olarak görmekte; bir başka grup ise zühd ve takva ehli, yün giyen, konuşma ve giyime önem vermeyen kişiler olarak değerlendirmektedir.

Diğer bazıları ise bu konuda daha da ileri giderek sûfîleri zındıklık ve sapıklıkla itham edecek dereceye varmaktadır. Soru soran zat benden bu görüşlerin hangisinin doğru olduğunu, bunların kitap, sünnet, ashab ve tabiîn ahlâkı ile salihlerin âdâbına uygun olan usullerini açıklamamı istedi. Bu yüzden ben sözlerimi kitap ve sünnete bağlı olarak açıklayıp hakkın hakk olarak ortaya çıkmasını, batılın ortadan kalkmasını, ciddinin gayr-i ciddiden, sağlamın sakattan ayrılmasını ve her şeyin yerini bulmasını istedim. Çünkü tasavvuf dinî ilimlerden biridir.”

Ebu Nasr Serrâc, El-Lümâ'da kısaca tasavvuf ehlinin yol ve sözlerinin manaları, usûlleri ve fikirlerinin temelini ele alır. Sûfiler hakkındaki rivayetleri, onların şiirlerini, tassavvuftaki makamları ve halleri eserinde işler. Serrâc, kitabının her bölümünde sûfilere ait nükteler, fikirlerinden örnekler sunar. Bu sebeple kitabına El-Lüma der. Yani, parıltılar.

Nefsini öldürmeden nasıl söz söylersin?

Bugün çok rastladığımız şikayetlenmeye El-Lümâ'da da rastlarız. Nedir o şikayetlenme? Tasavvuf hakkında yetkin olmayan kişilerin söz söylemesine duyulan rahatsızlık. Bir kaç kitaptan okuyup, kendi vehmiyle harman ederek tasavvufi sözler söylediğini zanneden bir çok meczup var ortalıkta. Fakat bu meczuplar, cazib olan meczuplar değil. Aksine nefret uyandıran ve âşıkların yolunu kesen tipler. Bunlara dikkat etmeli ve yolumuzun onlara düşmemesine dua etmeli. Serrâc da bu konudan şikayetçidir ve eserinde şu ifadelerle bu halden yakınır:

Sûfîlerin ilimlerine dair söz söyleyenler pek çoğaldı. Sûfîlere benzemek isteyenler, tasavvûfî konularda işaret yoluyla konuşanlar hayli arttı. Bu gruplardan her birinin kendilerine ait ibarelerle yazılmış eserleri vardır. Ancak bunların hepsini güzel saymak mümkün değildir. Çünkü meşayıhın bu konuda söz söyleyen ilk büyükleri, dünya ile olan başlarını koparmadan, nefislerini mücahede, riyazet ve vecdle öldürmeden konuşmamışlardır. Dünyaya arkalarını çevirip Hakk’ın dışında her şeyden soyutlanmışlar, ilme sarılıp amelde tahkik ehlinden olmuşlar ve böylece ilim, hakikat ve ameli birleştirdikten sonra söz söylemişlerdir.”

Ebu Nasr Serrâc, bu yakındığı kişilere benzememek için eserinde kendinden bir şey söylemez. Hemen her konuda, daha önce yaşamış büyük sûfilerin görüşlerini yazar El-Lüma'ya. Tasavvufi sözler söylediği halde, o sözlerin ifade ettiği manaya uzak olanlara benzemekten çekinir. Serrâc, o gibi kimselerin sûfîlerin söz, hâl ve vecdlerini farklı bir şekilde süsleyip kendilerine izafe ederek halk arasında mevki ve itibar kazanmayı amaçladıklarını vurgular.

Ebu Nasr Serrâc'ın en büyük eseri olan El-Lümâ'ı ülkemizde Erkam Yayınları neşrediyor. Kitabın başına ve sonuna eseri hazırlayan Hasan Kamil Yılmaz tarafından eklemeler yapılmış. Tasavvuf hakkında sıkça sorulan suallere cevaplar ve tasavvufun bazı diğer hususlarında bilgilendirmeler var. Kitap bu ziyadelerle tasavvufla alakalı bilgi edinmek isteyenlerin başvurması gereken bir kaynak olmuş. Fakat yazılanların hangisinin Ebü Nasr Serrâc'a hangisinin Hasan Kâmil Bey'e ait olduğunun daha beliğ bir şekilde gösterilmesi gerekiyor.

Tasavvuf yolunun en önemli eserlerinden biri olan El-Lümâ'nın yeniden ön plana çıkmasını ve İslam'ın manevi boyutu olan tasavvuf hakkında malumat edinmek isteyenlerin nevzuhur, yarım yamalak kitaplar yerine bu ve bu gibi eserleri tercih etmelerini Allah nasip eder inşallah.

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2018, 22:41
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20