Seyyah misâli

"Bazen bir gamze olup yârin yanağında açan güle benzemek ister gönül. Hiçbir karanfil, sümbül, yasemin kokamaz, onun kokabildiği kadar. Ve düşemez hiç kimse uçurumlardan, sevdiğinin gamzesinden düşebileceği kadar." Öznur Görür Kısar yazdı.

Seyyah misâli

                                                           

İnsan ruhu bir seyyah gibi çoğu kez, diyar diyar gezebilmeyi murad eder. Kısa bir an, olmak istediği yerde hayal eder kendini. Sınırlara, engellere, olmazlara aldırmadan orada olmayı, olabilmeyi diler. O dünyanın, o rüyanın içinde sakince yer alabilmeyi umar, ister. Coğrafyalar ötesi başka bir zaman, başka bir mekân, başka bir var oluş ile…

Kimi zaman minik bir serçe olabilmeyi umar. Zarif bedeninin içerisinde taşıdığı ürkek ve sade yüreği hissedebilmek için. Minik gözlerinden koca dünyayı okuyabilmek, bu âlemin içerindeki minik çırpınışı anlayabilmek için. Kalbi bir aslandan farklı, ruhu aslan ile aynı yerden aşina birbirine.

Kimi zaman çağıldayan bir ırmak olabilmeyi diler. Aktıkça güzelleşen, yanını yöresini güzelleştiren, gülşene çeviren, yuyup yıkayan, ak pak bir güzellik, kadim bir dost gibi adeta. Bazen hayatın tüm renklerini hayretle keşfeden, temiz, saf bir bebek gibi bakmak ister yer yüzüne. Gökyüzünü, kedileri, sokağı, rüzgârı, ağaçları, yağmuru, lapa lapa yağan karı, hayretle ve aşkla izleyen küçücük, ışıltılı bir bakış. 

Bazen sadece duyduğu seslerle dünyayı anlamlandırmaya çalışan, renklere uzak fakat gönlünde koca bir gökkuşağı cümbüşü taşıyan, içerinde kocaman bir göz barındıran bir yürek olmak ister insan. Kokular, sesler ve parmak uçları ile oluşturulan mütevekkil bir dünya, bir bilge ruh.

Bazen aklın garip koridorlarında kaybolmuş biri olmayı diler insan. Deli derler; veli oluşlarından bîhaber insanlar. Kayıtsız bir mutlulukla bakan, gülümseyen, ağlayabilen… Böyle bir dünyada âkil kalabilmenin ne kadar güç olduğunu anlatabilmek için adeta.

Bazen insan bir an, şair olabilmeyi diler. Çağın utançlarını, yitiklerini görüp delirivermeden, inci gibi dizebilmek anlamın ahengini. Şairler insanların kulaklarına aşkı, yaşamak sancısını, bir kulluk duasını, hayatın şarkısını ve vicdanı fısıldarlar. Sonra giderler; gitmez şiirleri, kalır bizimle, deniz fenerleri misâli.

Bazen bir çiçek olabilmek ister insan. Yerinden, yurdundan şikayetçi olmadan sessiz sakin tam bir teslimiyetle yeşil kalmaya, çiçek açmaya ayarlı Hak’tan. Bazen bir gülüş olmak ister insan. Karanlık zindanlara sızan gün ışığı gibi doğan gönlüne âşıkların. Buz gibi bakışları ısıtan sıcacık bir güneş gibi.

Bazen bir gamze olup yârin yanağında açan güle benzemek ister gönül. Hiçbir karanfil, sümbül, yasemin kokamaz, onun kokabildiği kadar. Ve düşemez hiç kimse uçurumlardan, sevdiğinin gamzesinden düşebileceği kadar.

Ruhun dileği, umudu, hayali, vuslatı ne ise gönlü hep orada olmayı diler. Ruhun dünyada iken kalmayı yeğlediği bir cennettir adeta hayal bahçesi. Düşlerin kucağında, gönlün kuytusunda var olmayı dilemek; düşlemek. Hayatla baş edemediğin demlerde; nasip diyebilmeyi bilip teslim olabilmek öylece…

Öznur Görür Kısar

 

Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2022 Pazar 10:00
YORUM EKLE

banner19

banner36