Sensiz de olur ama ya kaybeden sensen!

Kur’an-ı Kerim’de Lût peygamberin ismi yirmi yedi yerde zikredilmiştir. Ayetlerde hayatı çok detaylı anlatılmamış olmakla beraber bizlere çok çarpıcı dersler vermektedir. Onun hikâyesi, çağlar ve şahıslar değişse de bâtılın her daim hakkın karşısında var olduğunu, Hakk’ın hiçbir vakit bâtıla boyun eğmediğini ve en nihayetinde bâtılın, ilelebet yerle yeksan olmaya mahkûm olduğunu haykırır bizlere.

Sensiz de olur ama ya kaybeden sensen!

Lût , İbrahim’in  yeğeni, ona ilk inanan, ilim, hikmet sahibi, rahmete erenlerden ve iyilerdendi. Âlemlere üstün kılınanlardandı. Allah Teâlâ onu görülmemiş ahlaksızlık ve sapkınlığın hüküm sürdüğü Sedum halkının gönlüne, rahmet ve hidayet yağmuru olarak yağsın diye göndermişti.

Lût , kutlu vazifesini sırtına yükleyip Sodom’a doğru yola revan oldu. Bugün “Ölü Deniz” diye nitelendirdiğimiz Lut Gölü civarında yaşayan Sedum halkının zaafı cinsel yöndendi. Hanımlarını bırakıp hemcinslerine meyletmişlerdi. Öyle ki bu yaptıkları “Belhum Adal” denilen, hayvanların dahi yapmadıkları, hayvandan da aşağı diye nitelendirilecek ahlaksız bir davranıştı.

Lût , kavmine, “Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını, kendisine tâbi olmalarını, yaptıklarının büyük bir ahlâksızlık ve günah olduğunu”1 bildirdi, vazgeçmeleri için uyardı. Onlar öyle bir milletti ki onlara göre namuslu kalmak suçtu. Her peygambere yapıldığı gibi onu da kavmi alaya alıp: “Çıkarın şunları şehrinizden, bunlar ne temiz insanlarmış böyle!”2 dediler ve azgınlıkları katmerlenerek büyüdü. İmanda ısrar edenin Allah Teâlâ imanına bereket ve güzellik katar, küfürde ısrar edenlerin ise Allah küfrünü ziyadeleştirir. Nizam böyledir.

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri şudur ki: Lût’un  hanımı da aynı Nûh’un  hanımı gibi iman etmemişti. Peygamber hanımı olması onu kurtarmamış, kendi istikametini kendi yönelimi belirlemişti. Yüzünü bâtıla dönen, kulağının dibinde haykırılan hakka sağır olur. Meyledilenle iki cihanda beraber olunur. Allah’ı arayan ise Âsiye validemiz gibi firavunun sarayında da olsa Rahmet-i Rahman’a gark olur.

Lût , bu ahlaksızlığa daha fazla takat getiremedi, ellerini ve daralmış yüreğini Rabbine açtı, niyaz eyledi: “Rabbim beni ve ailemi onların yapageldiklerinden kurtar.”3 “Ey Rabbim! Ortalığı fesada veren bu topluluğa karşı bana yardım et.”4Lût’un  bu duaları, peygamberlik vazifesinin son noktasıydı. Allah Teâlâ kayıtsız kalmadı. Lût , Cebrail, Mikail, İsrafil’i genç ve yakışıklı erkek kılığında misafir etti. Halk kapıya dayandı ve onları talep etti, Lût  kızlarını onlara teklif etse de onlar reddetti. Melekler, Lût’un  çok üzüldüğünü gördüklerinde ona melek olduklarını ve sabahleyin ehlini alıp yola çıkmasını söylediler. Tan yeri ağarırken bir çığlık o halkı yakaladı, taş yağdıran rüzgârlar esti. Sapmış halk helak oldu. Kurtulan sadece Lût  ve taraftarları oldu. Zaten kaide buydu, “İnanmayan helak olur, inanan kurtulurdu!” Taraftarları dediysek sadece ev halkıydı, o da noksandı. Sadece iki kızı vardı...

Bu din, bu dava sayıya değil samimiyete önem vermektedir. Nice azlar var ki nice çoklara galip gelmiştir. İslâm bize adeta şöyle seslenmektedir: “Lût Peygamber gibi sadece ehlin de iman etse yahut ümmetsiz peygamberler gibi hiç kimse iman etmese de sen tek başına bir ümmet olacaksın! Bu dava sensiz de bir şekilde yürür ama sen bu dava olmadan yürüyemezsin. Senin bu davaya ihtiyacın var; ekmekten, sudan daha çok ihtiyacın var. Kalk ve çağır insanlığı hakka, ey İslâm’ın sancaktarı!”

Allah Teâlâ, “Sadıklarla beraber olun.”5 buyurmaktadır. Bizlere “Sadıklardan olun.” dememiştir. Niçin? Çünkü hal sârî’dir, sirayet eder. Sevilenin ve beraberinde bulunulanın sîretini sevene giydirir. Sadıklarla beraber oldukça en nihayetinde sadıklardan olunur.

Unutulmamalıdır ki biz zaferle sorumlu değiliz, bize düşen ancak seferdir. Mesul olduğumuz şey varmak değil, yolda olmaktır. Çünkü yolda olmak, varmaktan daha mühimdir. Hidayeti veren Allah Teâlâ’dır. Kulunda görmek istediği ise samimi bir çaba ve gönülden bir çırpınıştır.

Bundan da öte mühim olan “Niyet”tir evvela. O sebeple buyurmuyor mu Resulullah: “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır.”6 diye…

Hatice Hümeyra Bal

Hüma Dergisi, Ağustos-Eylül 2020, 5. Sayı

Dipnot:

1             Şuara Suresi, 163

2             Araf Suresi, 82

3             Şuara Suresi, 169

4             Ankebut Suresi, 30

5             Tevbe Suresi, 119

6             Camiu’s Sağir, 4/3810

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 20:16 Güncelleme Tarihi: 10 Ocak 2021, 20:19
banner25
YORUM EKLE

banner26