Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir: "Mümin, kendisi için istediği iyi ve güzel şeyleri din kardeşi için de istemelidir."

Abdullah İbni Mesud, Peygamberimizin önde gelen âlim Sahabelerinden biriydi. Ona bir gün bir adam getirdiler ve “Bu adam sakalından şarap damlayan biridir, cezasını ver.” dediler. Ünlü âlim bu iddiaya hiç önem vermedi. Başkalarının gizli hâlini araştırmayı İslâmiyet’in yasakladığını söyledi. “Eğer bir kusur veya ayıp kendiliğinden ortaya çıkarsa onun gereğini yaparız.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir: "Mümin, kendisi için istediği iyi ve güzel şeyleri din kardeşi için de istemelidir."

Mümin, kendisi için istediği iyi ve güzel şeyleri din kardeşi için de istemelidir. Kendisi için istemediği kötü şeyleri diğer insanlar için de istememelidir. Kendine yapılmasını istediği güzel şeyleri başkalarına da yapmalı, kendine yapılmasını istemediği hiçbir şeyi diğer insanlara da yapmamalıdır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar kardeştir.”

Şimdi Peygamber Efendimizi dinleyelim: “Müslüman Müslümanın iyiliğini istemelidir. Çünkü müminler birbirinin kardeşidir. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirinin dostudur. Kardeşlik bir beden gibi olmaktır. Bedenin bir organı rahatsız olduğunda bütün organları aynı acıyı duyduğu gibi, bir Müslümanın ıstırabını diğer Müslümanlar da duymalıdır.”

Bununla da kalmamalı, elinden geliyorsa din kardeşinin derdine derman olmalıdır. Bir kimse din kardeşinin sıkıntısını giderirse Allah Teâlâ da kıyamet gününde onun sıkıntısını giderecektir. Bir kardeşinin kusurunu örterse Allah Teâlâ da onun kusurunu örtecektir. Çünkü Allah, Müslüman kardeşine yardım edeni yardımsız bırakmayacaktır.

SIR SAKLAMALI

Bize söylenen sırlar birer emanettir. Emanet, sorumluluğu gerektirir. Sır veren kimse Müslüman olmasa bile onun sırrı korunmalıdır.

Bir sözün sır olduğu nasıl anlaşılır? Eğer bir kimse bir söz söyler de acaba konuştuklarımızı duyan oldu mu diye sağa sola bakınırsa işte o söz bir sırdır, bir emanettir. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle söylemiştir.

Birbirinin sırrını en çok saklaması gereken kimseler eşlerdir. Onların birbiri hakkında bildiği şeyler en büyük emanettir. Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşa edendir. Kadın için de durum aynıdır.

KİMSENİN GİZLİ HALLERİNİ ARAŞTIRMAMALI

Allah Teâlâ, “Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın.” buyurdu. Peygamberimiz de başkalarının konuştuklarını dinlemeyi, ayıplarını araştırmayı yasakladı.

Müslümanların ayıplarını, gizli hâllerini araştırmaya kalkmanın onların ahlâkını bozacağını bildirdi. Müslümanların gıybetini yapıp ayıplarını araştıranları, “Diliyle iman eden ama henüz iman gönüllerine girmeyen kimseler.” diye uyardı ve onlara bu kötü huydan vazgeçmelerini söyledi.

“Kim Müslümanların ayıbını araştırırsa Allah Teâlâ da onun ayıbını araştırır.”, buyurdu. Sonra şu acı gerçeği söyledi:

“Ey iman ettiğini söyleyen, fakat iman henüz kalbine girmeye kimseler! Müslümanları çekiştirmeyiniz. Onların ayıbını araştırmayınız. Kim Müslümanların ayıbını araştırırsa Allah da onların ayıbını araştırır. Eğer Cenab-ı Hakk birinin ayıbını araştırırsa onun suçunu ortaya çıkarır ve evinde bile onu âleme rezil eder.”

Abdullah İbn Mesud, Peygamberimizin önde gelen âlim Sahabelerinden biriydi. Ona bir gün bir adam getirdiler ve “Bu adam sakalından şarap damlayan biridir, cezasını ver.” dediler. Ünlü âlim bu iddiaya hiç önem vermedi. Başkalarının gizli hâlini araştırmayı İslâmiyet’in yasakladığını söyledi. “Eğer bir kusur veya ayıp kendiliğinden ortaya çıkarsa onun gereğini yaparız.” dedi.

BAŞKASININ MUTLULUĞUNA GÖZ DİKMEMELİ

Peygamber Efendimizden öğrendiğimize göre: Bir kimse, kardeşinin evlenmeyi düşünüp dünür gönderdiği bir hanımla evlenmeye kalkmamalıdır; onun pişmiş aşına soğuk su katmamalıdır; bu davranış tamamen ahlâk dışıdır. Ama o dünür gönderen kimse bu evlilikten vazgeçerse ancak o zaman ikinci şahıs teşebbüse geçebilir.

Bir hanım da bir erkeğe, eşini boşayıp kendisiyle evlenmesini asla teklif etmemelidir.

RAHATSIZ EDİCİ KOKULAR

Rahatsız edici kokuları kimse sevmez. Melekler bile. İşte bu sebeple, pişmemiş sarımsak, soğan ve turp yiyen kimse, başkalarını rahatsız etmemek için ağzının kokusu kayboluncaya kadar camiye gitmemeli, bir toplantıya katılmamalı, toplu taşıtlara binmemelidir.

Peygamber Efendimiz zamanında; sarımsak, soğan gibi kötü kokulu yiyecekleri yedikten sonra mescide gelenlerin dışarı çıkarıldığı hatırlanmalıdır.

YOLDAKİ ENGELLERİ KALDIRMALI

Ayağına takılacak, otomobiline zarar verecek bir şeyin yola atılmasını kimse istemez. Öyleyse başkalarını rahatsız edecek şeyleri kesinlikle yola atmamalı, hatta böyle şeyleri yoldan alıp bir kenara koymalıdır. Çünkü bu da bir iyiliktir.

İnsan, vücudundaki eklemler sayısınca her gün iyilik yapmakla yükümlüdür. Yoldaki zararlı şeyleri kaldırıp atmak ise insanı cennete götürmeye yeterli bir sevaptır.

Adamın biri Peygamber Efendimizden bir tavsiye istedi. O da insanlara zarar veren şeyleri yoldan alıp atmayı tavsiye buyurdu. Bir defasında Efendimize ümmetin amel defteri gösterilmiş, O da insanlara zarar veren şeyleri yoldan atmanın iyilikler arasında yazıldığını görmüştü.

NASILSA ÖYLE GÖRÜNMELİ

Müslüman, dürüst ve göründüğü gibi olmalıdır. Olduğundan farklı görünüp insanları aldatmak mümkündür ama herkesin iç yüzünü bilen Allah Teâlâ’dan gerçekleri saklamak mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz; en kötü kimsenin, birine bir yüzle, diğerine başka bir yüzle görünen iki yüzlüler olduğunu söyledi. Dünyada iki yüzlü olanın, ahirette ateşten iki dili olacağını haber verdi. Asr-ı Saadette inandığının aksini konuşmak münafıklık sayılırdı.

TİCARET AHLÂKINA UYMALI

Ticaret bir rızık kapısıdır. Ama Peygamber Efendimizin belirttiğine göre;

  • Başkasının müşterisini elinden almaya çalışmak,
  • Yapılan pazarlığı bozmaya çalışmak,
  • Almayacağı bir malın fiyatını, sırf müşteri kızıştırmak için artırmak ticaret ahlâkına sığmayan çirkin davranışlardır.

Ticaret yapan adam, kimseye zarar vermemelidir. Özellikle de yiyecek maddelerini piyasadan toplayıp darlık zamanında pahalı satmaya kalkmamalıdır. Bu ahlâk dışı hareketin adı vurgundur, istifçiliktir, ihtikârdır.

Peygamber Efendimiz istifçiliğin günah olduğunu, bu lanet edilecek davranışı ancak günaha alışmış kimselerin yapabileceğini, Cenab-ı Hakk’ın da böyle kimseleri cüzzam ve iflas ile cezalandıracağını bildirmiştir.

BORÇLUYA KOLAYLIK GÖSTERMELİ

Satarken, alırken ve borcunu isterken anlayış göstermek erdemli bir davranıştır. Peygamberimiz böyle kimselere, “Allah rahmet etsin.” diye dua etmiştir.

Bir defasında Allah’ın Elçisi, Cenab-ı Hakk’ın bağışladığı bir adamdan söz etmişti. Bu adamın işi insanlara borç para vermekti. Borçlarını toplayan görevliye, darda kalmış fakirlere kolaylık göstermesini tembihlemiş, “Belki bu sebeple Allah da bizim günahlarımız affeder.” demişti. Ve geçekten Allah Teâlâ, gösterdiği bu kolaylık sebebiyle onun günahlarını affetmişti.

Peygamber Efendimiz en hayırlı insanın, borcunu en güzel şekilde ödeyen kimse olduğunu bildirmiş, kendisi de borcunu öderken fazla fazla vermiştir.

MÜSLÜMANLAR ŞUNLARI DA YAPMALI

Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimizin uygun görmediği davranışlar vardır. Buna göre; kimseyle alay etmemeli, kimseye kötü lakap takmamalı, kimseyi çekiştirmemelidir. Mümin erkek ve kadınları yapmadıkları bir şeyden dolayı üzmemelidir. Kimsenin evine izin almadan girmemelidir.

Kesin bilgiye sahip olmadan biri hakkında ileri geri konuşmamalı, kimseyi kıskanmamalı, kimseye kin tutmamalı, Müslüman kardeşinden yüz çevirmemeli, yardıma ihtiyacı olduğunda yalnız bırakmamalı, din kardeşiyle ilgiyi kesmemeli, ona sırt dönmemeli, onu hor görmemeli, kimseye zulüm ve haksızlık yapmamalı ve kimseyi küçük görmemelidir.

Bir yerde üç kişi varsa birini dışlayıp kendi aralarında fısıldaşmamalı, bunun onu üzeceğini düşünmelidir.

Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir

Hüma Dergisi, Sayı: 6

Yayın Tarihi: 28 Nisan 2022 Perşembe 15:00 Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2022, 16:07
YORUM EKLE

banner19

banner36