Perde oyununa nasıl hayat verilebilir?

Geleneksel kimi sanatlar yavaş yavaş diriliyor ama perde oyunu için gerekli diriltici çabalar neler olabilir?

Perde oyununa nasıl hayat verilebilir?

Perde oyunu, bir diriliş hamlesini yaşayan diğer geleneksel sanatlarımızın aksine, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Üstelik diğer geleneksel sanatlarımızın aksine, cumhuriyet devrinde görece bir kabul görmesi ve devamlılığını kaybetmemesine rağmen bu noktaya gelmiştir. Yüzyıllar boyunca hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap edebilen bu sanatın, günümüzde her iki kesime de hitap edemediğini görmekteyiz.

Neden ölüyor?

Günümüzde perde oyunu, tiyatro sanatları kapsamında değerlendirilerek, Hacivat ve Karagöz karakterleri üzerinden yeni uyarlamalar yapılmakta ise de, bu uyarlamalar hikaye, konu, anlam ve karakterler olarak zayıf kalmaktadır. Bu zayıflık, kolaycılığa kaçmak suretiyle, perde oyununun imkanlarının sınırlılığı ile izah edilmekte, bu sanatın, sinema, televizyon ve bilhassa animasyonların görsel zenginliği ile mücadele edemediği iddia edilmektedir. Halbuki asıl sorunun perde oyununun görsel imkanlarının sınırlılığından değil, oyunun asli anlam ve mahiyeti ile irtibatının kesilmesinden kaynaklandığı aşikardır.

Bizde perde oyununun ilk üstadı kabul edilen İmam Küşteri, bir Nakşibendi şeyhidir. Kemteri mahlaslı Raşid Ali Efendi’nin yazdığı bilinen en eski ve en meşhur perde gazeli, bu oyunun asli mahiyetini de izah eder.

Aslını kaybetmemeli

Kemteri’nin gazeli, perde oyununun hakikati hakkında hiçbir şüpheye yer vermemektedir. Günümüze ulaşan diğer perde gazellerinde de aynı manayı hissediyoruz. Bu sebeple perde oyunu eğer asli anlamı ile irtibatlandırılarak ve kendi köklerinden beslenerek yenilenebilir ise tekrar hak ettiği ilgi ve beğeniyi kazanabilir kanaatindeyiz. Yoksa bu sanat iddia edilenin aksine, esrarengiz görselliğiyle, sinemaya ve animasyonlara mağlup olmayacak bir derinliğe sahiptir.

Perde oyunu nasıl yaşatılabilir?

Perde oyununun konu ve karakterler ile zenginleştirilmesi için bizim de naçizane tekliflerimiz vardır;

Öncelikle Nasreddin Hoca, Keloğlan ve Behlül Danâ gibi geleneksel karakterlerin Karagöz ile Hacivat hikayesine katılması mümkün ve faydalı olacaktır. Bu karakterlerin hikmet ve mizahı birleştiren üslupları perde oyununa kolaylıkla uyum sağlayabilir.  Uçma gayreti ile Hazerfan Ahmet Çelebi, seyyah ve hikayeci kimliğiyle Evliya Çelebi, bin bir türlü icadı ile Cezeri gibi ilmi şahsiyetler, hikayeleri ile perde oyununa renk katabilir ve bu sanatı öğretici hale getirebilirler.

Perde oyununun klasik Karagöz Hacivat hikayesinden ibaret olmadığı unutulmamalıdır. İbn Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye’sinde bu oyunun tarifini vererek bir çok yerde izlediğini naklediyor ki bu nakil Karagöz ile Hacivat’ın tarihi şahsiyetlerinden öncesine aittir. Bu hakikat kabul edilerek, klasik Karagöz ile Hacivat hikayesinin dışında, başka perde oyunları da sahnelenebilir. Perde oyununun tasavvufi anlamı göz önünde bulundurularak, İbn Tufeyl’in Hayy bin Yakzan’ı, Mevlana’nın Mesnevi’si, Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u, Şeyh Galib’in Hüsn-ü Aşk’ı gibi metinlerden uyarlanacak oyunlar sahnelenebilir.

Çare köklere dönmekte

Yine hikaye kahramanlarını hayvanların oluşturduğu, Feridüddin Attar’ın Mantık’ut Tayr’ı, Beydeba’nın Kelile ve Dimne’si gibi eserler, çocuklara hitap edecek yeni oyunlar için ilham kaynağı olabilir.

Binbir Gece Masallarının bir çoğu, Alaaddin ve Sinbad gibi karakterleriyle perde oyununa dahil edilebilecek yapıya sahiptir. Anadolu masalları da zengin hayal gücü çağrışımları ile perde oyunu olarak sergilenebilir. Böylece hem bu masallar unutulmamış olur, hem de perde oyununun konu ve karakterler zenginliğine ulaşması sağlanabilir.

Perde oyununun yaşatılması için dile getirdiğimiz bu teklifler, kurumak üzere olan bir ağacın yine aynı kökten yetişmiş başka ağaçların dallarıyla aşılanması gibidir. Bu aşılama perde oyununun geleneksel yapısını bozmadan onu güçlendirecek ve perde oyununa yeni imkanlar sunacaktır. Bir geleneği yaşatmak onu ruhsuz ve anlamsız kuru bir ritüel haline getirerek değil, ancak kendi köklerinden beslenmek suretiyle yenilenmesini sağlamakla mümkün olur. Perdeyi yıkmak ve viran eylemek, perdenin sahibinin kudretindedir, biz sürç-i lisan ettiysek affola desek kafidir.

Abdülhamid Ahdar dikkat çekti

Raşit Ali Efendi'nin perde gazelini kaynakmetinler.com'dan okumak için tıklayınız.

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2019, 20:30
YORUM EKLE

banner19

banner13