Nurettin Topçu ve Şeyh Abdülaziz Bekkine

Evliyaullah'ın insan hayatına özüyle dokunmasının en mümtaz örneklerinden biri; felsefeci mütefekkir Nurettin Topçu ile Şeyh Abdülaziz Efendi'nin karşılaşması ve bu karşılaşma ile yeni bir hayatın başlamasıdır.

Nurettin Topçu ve Şeyh Abdülaziz Bekkine

Ertan Yülek, Nurettin Topçu’dan Hatıraları'nda şöyle bahsediyor: "Manevî başkanımız da her zaman istifade ettiğimiz İstanbul Erkek Lisesi ve Robert Koleji felsefe ve sosyoloji hocası Nurettin Topçu'ydu. Nurettin Topçu tam bir gönül adamıydı. Felsefi derinliği olan bir kimseydi. Süslü konuşmazdı, sade ve kesik kesik konuşurdu. Fransa'da Sorbon üniversitesini birincilikle bitirince “Ne istiyorsunuz” diye sorulunca "İstiklal Marşı'nın okunmasını ve göndere Türk bayrağının çekilmesini istiyorum” demiş.  (Yülek,2015:100).

Prof. Dr. Cevat Akşit, Nurettin Topçu’dan şöyle bahsediyor: Biz İmam Hatip Lisesi'nde okurken Nureddin Topçu, Felsefe, Mantık, Sosyoloji, Din Psikolojisi ve Pedagoji derslerimize gelmişti. Paris’ten (Sorbonne Üniversitesi'nden) Felsefe Doçenti olarak inkârcı haliyle döndüğünde inanmakla inanmamak arasında bocalıyormuş. Bunu bizzat Nureddin Topçu’nun kendisinden dinledim. (Oğuz,2013:159)

Nurettin Topçu, Prof. Dr Cevat Akşit’in İmam-Hatip Lisesi'nden hocasıdır. Şeyh Abdülaziz Efendi ile olan ilk görüşmesini bütün detayları ile Cevat Hoca'ya anlatmıştır: "Sultanhamam’daki liseden arkadaşım olan tüccar Sırrı Tüzeer Bey'e durumumu anlattım. Sırrı Bey de bunu Abdülaziz Bekkine Hazretleri'ne söylemiş. Bekkine Hazretleri de “Pazartesi günü onunla görüşelim” demiş.

Tüccar Sırrı Bey ile Bekkine Hazretleri'nin evine gittik. Bize “Yukarı çıkın işareti yaptı” ve sonra yanımıza geldi. “Sor bakalım evlat, ne soracaksın?” dedi. O mübarek zatın sorularıma verdiği cevaplar karşısında ağzım açık kalmış, hayran hayran dinliyordum.”

…………….

Sırrı Tüzeer anlatıyor: Nureddin Topçu Bey, Avrupa’dan dönünce beni buldu. “Sırrı çok perişanım, hoca da, papaz da adam aldatıyor” dedi. Ben, “Bizim hocaları pek tanımıyorsun, dur bakalım” dedim.Onu Şeyh Abdülaziz Efendi’ye götürmek üzere randevu aldım. Mütereddit görünüyordu. Yolda giderken mütemadi soruyordu: “Hoca nerelidir, tahsili nedir?...

“Bunları sorma, o sana her şeyi anlatır” dedim. Hocaefendi'nin Zeyrek’teki Çivizade Camii’nin bahçesinde bulunan evine gittik. Yukarıda bir odası vardı, bizi oraya aldı. “Siz oturun” dedi, gitti. Bir müddet sonra kapıyı tıklattı. Açtık, elinde bir tepsi, içinde patetes yemeği, hamur tatlısı, tahin helva ve tahta kaşık.

Oturduk, Hoca anlatmaya başladı. "Oğlum biz Kazanlıyız" ve devam etti.

Nurettin’in sorularının cevaplarını bir bir açıkladı. Bir taraftan yiyoruz. Bunlar konuşmayı derinleştirdi. Avrupa uleması ile bizim ulemayı karşılaştırıyorlar.

………………..

Devamını yine Topçu’dan öğrenelim. “Felsefe doçentinin soruları nelerdi?   "Haşa, Allah var mı? Bu kainat gerçekten yoktan nasıl var edildi? Öldükten sonra nasıl dirileceğiz? Ahiret hayatı gerçekten var mı?" gibi imana müteallik felsefi sorulardır bunlar.”

Soruların sahibi Topçu, sohbetin devamı hakkında şunları anlatır: "Her soruma aldığım cevap karşısında Abdülaziz Bekkine Hazretleri ile öylesine yakınlaşmışız ki sonunda diz dize, göz göze gelecek şekilde yaklaşmışız. Gece saat üç. Hocaefendi'nin sorularıma verdiği cevaplar karşısında mest olmuşum. Beynimdeki bütün şeytanî sorulara Rahmanî cevaplar almışım. Öyle güzel tatmin oldum ki, Hocaefendiye, verdiği cevaplar karşısında hayran oldum. Hiç gitmeyecek gibi böyle gözünün içine bakıyorum, ağzından çıkanları can kulağı ile dinliyorum."

Bu sırada Sırrı Bey: "Kalk gidelim, sabah oldu" dedi.

Topçu, tam kapıdan çıkacağı sırada dışarıdaki Sırrı Beye: "Haydi dönelim yahu" diye teklif eder.

O günden sonra Abdülaziz Bekkine Hazretleri vefat edinceye kadar Nurettin Topçu onun sohbetine katılır. (Milli Gazete,25.8.2008)

Kaynak: Tefekkür Düşünce Merkezi

Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2022 Cuma 12:00 Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2022, 14:49
YORUM EKLE

banner19

banner26