Neşterin ucunda yaratılış mucizesi

"Peygamber kıssalarındaki mucizeleri dinlerken hayran kalmamak elde değildir. Nil Nehri’nin kana dönmesi, ayın ikiye yarılması, kayaların arasından gebe bir deve çıkması… Peygamberlere mucizelerini veren Allah Teâlâ kadınların rahminde yaratılış mucizesini asırlardır tekrarlıyor." Zehra Nur Kılıç yazdı.

Neşterin ucunda yaratılış mucizesi

Yaratılış mucizesi

Yaşam yolculuğuna alaka (Kan pıhtısı), annenin rahim duvarına tutunan ve kan yoluyla beslenen bir hücre kümesi olarak başlayan embriyo, gebeliğin üçüncü ayından itibaren fetüs olarak adlandırılır. Alakanın müphem varlığına, şekillendirilmeyi bekleyen çamurumsu yapısına nazaran fetüs bir insan prototipidir. Bir ödevin, bir yemeğin kaba taslağını çıkarmak ince işini bitirmekten nispeten kolaydır. Fetüsün rahimdeki üçüncü ayda başlayan ince detaylar evresi doğuma kadar devam eder. Baş büyür, gövde şekillenir, bazen saç telleri bile ince ince işlenir.

İnsanın tekâmül yolculuğu ölüme kadar sürer ancak gelişiminin en hızlı olduğu yer anne karnıdır. Sıfır noktasına, yumurtanın döllendiği ana ne kadar yaklaşırsak bu hız o kadar artacaktır. O ilk hücre bölünür, lastik bir top gibi şişer ve söner. Alakayı oluşturan hücrelerin âdeta birbirlerine seslenerek ürettiği küçük levha kıvrılır, kabarır, genişler. Kalemin ucu kâğıttan kalkmadan çizilen harikulade bir taslaktan bahsediyoruz. Kurşun uçtaki en ufak kırılmalar, hücreler arası duyulmayan heceler, oluşacak fetüsün bedeninde geri alınamaz hasarlar bırakabilir. Bebeğin taslağını kontrol eden bu hücreler arası iletişime ancak Akdenizlilerin, Karadenizlilerin konuştuğu kuş diline hâkim olduğu kadar hâkimiz.

Nokta nispetindeki bir unsurdan üç boyutlu bir yapı oluşurken folik asit almanın spina bifidayı (Ayrık omurga hastalığı), açık omurga oluşumunu engelleyeceğini biliyoruz. Ancak bebeklerin açık omurga hasarıyla doğmasını yüzde yüz engelleyemiyoruz. Tıpkı elimizi kestiğimizde yara izi oluşmasını engelleyemediğimiz gibi. Yıllar içinde solsa da kâğıt kesiğinde, büyük ve derin yaraların kaderinde tenimizde iz bırakmak var. Bu yaraları en iyi ihtimalle yaşlı tenimizin kırışıklıkları gizleyebilir. Oysa rahimde, yaratılışın kozasında geçen ilk altı ayda yara izi oluşmaz. Bebek rahimde olduğu müddetçe uygun müdahalelerle herhangi bir doğumsal hasar geride neşter izi bırakmadan tedavi edebilir.

Fetal cerrahi nedir?

Fetüs üzerinde gerçekleştirilen cerrahi işlemlerdir. Ülkemizde yaygın bir uygulama olmamakla beraber yaşam ve ölüm arasındaki çizgide karar verilen bir operasyondur. Çeşitli sebeplerle; mesela diyaframındaki bir delik yüzünden akciğerleri yeterince gelişememiş, bu şekilde doğarsa nefesi hayata yetmeyecek bebeklere yapılabilir. Beline hava değen, omurgası tam olarak kapanmadığı için engelli kalma tehlikesinde olan bebeklere fetal cerrahi yapılması da kabul edilebilir. Hayatı kökünden etkileyecek bir rahatsızlık söz konusu değilse yaratılış mucizesine müdahale edilmez.

Açık omurga örneği

Embriyoda sinir sisteminin oluşumunu süt yüzeyinin kaynadıktan sonra kaymak bağlamasına benzetilebilir. Omurga da sinir sisteminin parçası olarak gebeliğin ilk ayında oluşur. Teşbihe göre kaymak yüzeyindeki bir delik yahut patlamamış ve kaymağı kaldırmış bir kabarcık açık omurga bozukluğunu simgeleyecektir.

Açık omurga çoğunlukla bireyin belden aşağısının kontrolünü tamamen kaybetmesine, kimi zamansa zekâ geriliğine yol açabilir. Bu bebek doğumdan sonra ameliyat edilirse kesin bir iyileşme mümkün değil. Normal olarak algıladığımız yürüme yeteneğini kazanması en iyi ihtimalle uzun bir tedavi süreci sonunda mümkün olabilir ki çoğu zaman en iyi bakımla bile çocuk belden aşağısının kontrolünü tam olarak kazanamaz ve ailesinden bağımsız yaşayamaz. Açık omurga bir engellilik sebebi, hâliyle yalnızca bireyin değil toplumun sorunu. Dünya genelinde bu dertten mustarip on milyonu aşkın birey var. Batı ülkelerinde bin bebekten biri açık omurga ile doğuyor, Türkiye’deki rakamlar da buna yaklaşmakta.

Fetal cerrahi, insan var olduğundan beri süregelen yaratılış mucizesinin modern tıpla kesişim noktası. Fetal cerrahi, gebeliğin 4. ve 7. aylar arasında yapıldığında en iyi etkiyi gösterir. Ameliyat ne kadar erken olursa iyileşme ihtimali o kadar artar. Anne ve bebeği ameliyatı sağ salim atlattığı takdirde en belirgin yan etki ise erken doğumdur. Modern tıp en erken 5. ayda (20. haftada) doğan bir bebeği yaşatabilmektedir. Dolayısıyla fetal cerrahi ne kadar erken yapılırsa bebeğin hayatta kalamayacağı bir zaman aralığında doğma ihtimali, düşük riski o kadar artar. Neşteri tutanın niyeti Allah Teâlâ’nın Şafi isminin hikmeti olsa da Hâlık olan Allah’ın mucizesine dokunmasının tehlikesi günümüzde budur.

Bir gün…

Modern tıp Şafi olan Allah’ın ilminden nasibini alabilmek için çalışmaya devam ediyor. Artık çocuklar küçük insanlar olarak görülmüyor, hastalıkların onlara özel etkileri olabileceği, ilaçların yalnızca miktarının azaltılmasının kâfi gelmeyebileceği üzerinde duruluyor. Ancak ilk fetal cerrahi ameliyatı 1982 yılında bir bebeğin böbreklerini kurtarmak için gerçekleştirildiğinde yetişkinlerde kullanılan ekipmanlarla kullanılmıştı. Elinde uygun aletler olmasa da Amerikalı Dr. Harrison bir bebeğin ve annesinin hayatını kurtarabilmişti.

Bir neşterin ucunda iki can… Doğrusu fetal cerrahi ameliyatları hem anne hem de bebeği için risklidir. Kadın doğum uzmanı, çocuk cerrahı, anestezi uzmanı, tecrübeli hemşireler her fetal cerrahi ameliyatının kemik kadrosunu oluşturur. Bu uzmanlar ekibine ameliyatın türüne göre beyin cerrahi, pediatrik kalp cerrahı da eşlik edebilir. Onlarca yılın eğitimi ve tecrübesi bir odada toplanır. Yaşam ve sağlık uğruna bütün önlemler alınsa da fetal cerrahi, hayat memat meselesi durumlarda yapılabilen riskli bir ameliyattır.

Tıbbın teknolojiyle bağlantısı geliştikçe fetal cerrahinin riski azalacaktır. Fetal cerrahinin kurucusu olan Dr. Harrison ilk operasyonlarını yaptığı zamanlarda kapalı ameliyat teknikleri bu kadar yaygın değildi. Buna rağmen Harrison onlarca başarılı ameliyat gerçekleştirmişti. Artık cerrahlarımız saç telinden daha ince damarlar üzerinde ameliyatlar yapabiliyor. İçinden bir tane kırmızı kan hücresinin geçebileceği genişlikteki damarlara on tane dikiş atılan ameliyatlar bunlar. Mikroskoplardan, robot kollardan yardım alıyoruz artık.

Açık omurga gibi doğumsal hasarları tamamen iyileştiremememizin belki de tek sebebi yaratılış mucizesine hâkim olmamamız. Çözmeye çalıştığımız beşerî gizemlerin en eskisinden bahsediyoruz.  Hem alaktan insana giden yolu çözmeye hem doğumsal bozuklukları tedavi etmeye yaklaşıyoruz. Bir gün açık omurga hasarına fetal cerrahi yapmak safra kesesi ameliyatı yapmak kadar güvenli olacak. O zaman yarık damak ve yarık dudak gibi estetik operasyonları da anne karnında yapmaya başlayacağız. Ufukta doğan güneşin en güzel ışığı da tıp dünyasında bunu belki de biz başaracağız. Fetal cerrahi Amerika’da ilk başarılı operasyonunu gerçekleştirdiğinden beri bizim cerrahlarımız da bu yöntemle hayat kurtarmayı deniyor. Bireysel başarıları ekip/okul kurarak taçlandırma yolunda ilerliyoruz. Anne karnından hayatların yanı sıra ruhları da kurtarabildiğimiz o vakte eriştiğimizde yaratılış mucizesi neşterimizin izini silecek.

Zehra Nur Kılıç

Yayın Tarihi: 30 Mayıs 2021 Pazar 12:00
banner25
YORUM EKLE

banner26