Mollanın kıymeti sistem dışı olmasında

Medreseler ve mollalar üzerine, üzerinde iyi durulmamış politikalar geliştirmenin tehlikelerine dikkat çekiyor Halit Bekiroğlu...

Mollanın kıymeti sistem dışı olmasında

 

 

Cumhuriyetle beraber “şeyh”, “molla”, “medrese”, “tekke” vb. ünvanlar yasaklanmış olsa da özellikle Kürtler arasında bu kurumlar ve ünvanlar çok daha yaygın olarak kullanılageldi.

Medreseler ilim merkezleri olmaları yanında çevredeki ahalinin uğrak ve sohbet yeriydi

Doğuda en çok belirleyici olan olayların başında Şeyh Said hadisesi yer alır. Bu hadiseyle beraber yoğun biçimde sindirilmiş insanlar, sistemin dışına çekilerek kendi korunaklı alanlarını tekkeler ve medreseler üzerinden oluşturdular. Cumhuriyet yönetimi Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tekkeleri ve medreseleri kapatmış olsa da bu mekânlar aynı zamanda sosyal yaşamın ve yerel idarî mekanizmanın da yürütücüsü işlevi gördü.Medrese molla mele

Medreseler ilim merkezleri olmaları yanında çevredeki ahalinin uğrak ve sohbet yeriydi aynı zamanda. Buralarda muhabbet eder, hukukî problemlerini hallederlerdi. Sorunların çözümü için kitaba ve dolayısıyla mollaya başvururlardı. Sekülerleşmenin henüz uğramadığı dönemlerde medreseler, sadece ibadete ilişkin hükümlerin sorulduğu mekânlar değil, bunun yanında bağ-bahçe sorunlarından hayvancılık problemlerine kadar her türlü mevzunun danışıldığı merkezlerdi.

Şeyhlik ve ağalık sistemlerine nazaran mollalık daha bağımsız idi

Medreseler genellikle bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkardı. Medreseyi molla yönetirdi ama tüm köylünün/ahalinin finanse ettiği kurumlar olması hasebiyle halka aittiler. Medreseler, sistemden korunma refleksi üzerinden yürüdüğü için de molla hiçbir zaman devletin memuru olmaz, bunun için de “fahri imam” olarak adlandırılırdı.

Medrese molla mele

Kürtler arasında tarihsel olarak şeyhlik ve ağalık statüleri daha güçlü otorite olarak ortaya çıkmış ve son dönemlere kadar etkili iki mekanizma olarak devam edegelmiştir. Her iki statü de yakın zamana kadar büyük ölçüde siyasi ve ekonomik iktidar aracı olmaktan kurtulamamıştır. Şeyhlik ve ağalık sistemlerine nazaran mollalık daha bağımsız, daha saf olarak gelişmiştir. Şeyhler ve ağalar için birçok dengeyi gözetmek önemliyken mollalar için medrese ve İslam hukuku (şeriatı), hem birer ihtisas alanı hem de toplumla ilişki kurulan doğal kanallar olmuştur.

Medrese molla meleBana 12 Eylül’ü hayal meyal hatırlatan en önemli olay, devriye gezen askerleri görünce babamın idare ettiği medresede camdan atlamak suretiyle kaçan genç “talebe”lerdi. 12 Eylül ile beraber medreseler önemli bir darbe aldı ama son yıllardaki görece rahatlamayla beraber tekrar yaygınlaştı. 80’li yılların talihsizliği PKK, 90’lı yılların talihsizliği ise Hizbullah oldu, medreseler açısından. Böylece cumhuriyetle gerçekleştirilemeyen medreselerin kapatılması operasyonu, 28 Şubat’ın da etkisiyle büyük ölçüde gerçekleştirilmiş oldu.

90’lara gelince PKK, dine karşı bir örgüt olmanın toplumsal karşılığının olamayacağını anlayarak medreseler ve mollalar üzerinden din ile ilişkisini tesis etti ve mollalardan müteşekkil cemiyet oluşturdu. Aynı şekilde Hizbullah da 2000 sonrasında medrese ve mollalar ile ilişkisini güçlendirerek son dönem yükselişinde bu avantajı iyi değerlendirmiş oldu. Son 2-3 yılda ise mevcut iktidarın desteğiyle Diyanet de medreselerle ilgilenmeye hatta desteklemeye başladı. Bu destek yer yer finansal destek şeklinde de gerçekleşti.

Medreseleri ve mollaları orijinal kılan şey sistem dışı olmalarıdır

Medrese molla mele

Medreselerin ve mollaların ehemmiyeti her kesim tarafından anlaşılmış görünse de bu ilişkinin sağlıklı olmayan tarafı şu ki, ilgili güç odakları büyük ölçüde, bu alanlar üzerinden kendi emellerini gerçekleştirme gayretiyle medreselere ve mollalara ilgi göstermektedirler. Bu da halkın talepleri ve destekleriyle ortaya çıkan ve onların ihtiyaçlarını birçok açıdan karşılayan kurumlar yerine “güce ram olan” ve dolayısıyla uzun vadeli olamayacağını rahatlıkla öngörebileceğimiz kurumlar oluşmasına sebebiyet verecektir.

Medreselerin, Kur’an kursları gibi resmi moda sokulmadan devam etmesi ve mollaların da aynı şekilde “fahri” olarak kalması kanaatimce çok önemlidir. Medreseleri ve mollaları orijinal kılan şey sistem dışı olmalarıdır. Sisteme entegre edersek, medreselere ve mollalara iyilik yapmış olmayız; aksine ilim üretmede, mahkemelerin işini hafifletmede, lokal sosyal problemleri çözmede oynadıkları rolü etkisizleştirmiş oluruz. Kaldı ki medreseleri kendi politik manevralarımız için bir “proje” olarak ele almamız durumunda Kürtlerin, hem kendi aralarında hem de başkalarıyla ilişkilerinde en sağlıklı toplumsal zeminine zarar vermiş oluruz.

 

Halit Bekiroğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2017, 15:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emrah
Emrah - 7 yıl Önce

"80’li yılların talihsizliği PKK, 90’lı yılların talihsizliği ise Hizbullah oldu"Halit Bey bu cümleyi biraz daha netleştirebilir mi acaba? PKK ile Hizbullah aynı kategoride mi değerlendirilmiş? Eğer böyle ise haberin ana vurgusu olan medreselerin sistemin dışında kalması övüncü havada kalır çünkü bu düşünce ile sistemim Hizbullah için hedeflediği "algı" tuzağına düşülmüş olunur.

yusuf kırımlı
yusuf kırımlı - 7 yıl Önce

Medreselerin ve mollalık sistematiğinin yanlızca Allahın sözünün zikredildiği yerler olarak devam etmesi çok önemli sahiden. Sistem dışı mücadeleyi sürdüren ne'miz kaldı ki şurda, devlet aklı her ne kadar kürtleri uysallaştırıp, türk devletine entegre etmeyi, onların yaşamsal haklarını teslim etmeden önce tutsa da, böyle bir yanılsama biz müslümanlara yakışmaz. Yazara teşekkürlerimi sunarım, önemli bir husus gündemleştirilmiş gerçekten.

molla
molla - 7 yıl Önce

Allah, ilmin Allah için ve amel etmek için öğretildiği ve öğrenildiği meclisleri, gayeleri islamı tekellerine almak isteyen güç sahiplerinini tuğyanından korusun.

banner19

banner13