Modern Batı düşüncesi aklımızı ziyan ediyor

Modern Batı düşüncesinin illüzyonları üzerinde durunca "Tutarsızlığın Tutarsızlığı"ndan da bahsetmek gerekiyor. İbn Rüşd, Gazali’ye cevaben yazdığı ve yüzyıllar boyu sürecek bereketli bir ilmi münazaranın ilk zirvelerinden olan kıymetli eseri Tehafüt et Tehafüt’ün (Tutarsızlığın Tutarsızlığı diye tercüme ediliyor) daha ilk sayfalarında, bizi yedi temel safsata hakkında uyarıyor.

Modern Batı düşüncesi aklımızı ziyan ediyor

Modern Batı düşüncesinin illüzyonları üzerinde durmak gerek. Batılı oryantalistlerin ve onların aramızdaki mahdumlarının en meşhur iddialarından biri, Din-i Mübin-i İslam’ın dogmatik bir anlayışa sahip olduğu ve akılcılıktan uzak olduğu iftirasıdır. Halbuki İslam, aklı olmayanın dini de olmaz hükmünü temel bir kaide olarak kabul etmiştir. İlim ve hikmet benim yitik malımdır demiş, Eski Yunan, Hint ve Mısır medeniyetlerinin miraslarını harabelerin içinden çıkarmış. Çıkardığı bu defineleri de, elbette tahkik, tetkik ve tevhid süzgecinden geçirdikten sonra, muhafaza etmiş, özümsemiş ve insanlığın istifadesine sunmuştur. Batı ise kendi ecdadını,  yani Sokrates’i, Eflatun’u, Aristo’yu, Hipokrat’ı, Pisagor’u bile ancak İbn Sina’dan, Gazali’den, İbn Rüşd’den öğrenmiş. Öğrenmiş ama “Ben sana vezir olamazsın demedim, ben sana adam olamazsın dedim” kıssasına mukabil hiç utanmadan İslam Âlemi’ne akılcılık taslar hale gelmiş. Hala da aynı iddiasına devam etmekte.

Neyi kaybettiğini hatırla

Bizim medreselerimizde mantık zorunlu ders olarak kabul edilirdi. Fıkıh, tefsir, hadis, kelam, tıp, astronomi, felsefe hatta tasavvuf, hangi ilimle meşgul olunursa olunsun, mantık ona eşlik ederdi. Ne yazık ki batılılaşma ile beraber mantığımızı kaybettik. Osmanlı ulemasının son devrine yetişmiş, Cumhuriyet müfredatını da görmüş merhum bir hocamızın tespitini nakledelim; “Önce dini ilimleri yasakladılar. Ama felsefeyi müfredatta bıraktılar. Sonra fark ettiler ki, varlığı, hayatı ve insanı araştıran felsefe de idrak ve istidat sahiplerini Allah’a götürüyordu. Onu da müfredattan çıkardılar. Sadece mantık dersi kaldı. Yine fark ettiler ki mantık ilmi okuyan kimse kolay kolay kül yutmuyor. Sonunda onu da kaldırdılar.” Şimdi çıkmaz bir yola giren araçlar, nasıl geri geri giderek çıkmazdan kurtuluyorsa bizim de geriye dönüp kaybettiklerimizi teker teker toplamamız lazım.  Hem de mantıktan başlayarak.

İbn Rüşd, Gazali’ye cevaben yazdığı ve yüzyıllar boyu sürecek bereketli bir ilmi münazaranın ilk zirvelerinden olan kıymetli eseri Tehafüt et Tehafüt’ün (Tutarsızlığın Tutarsızlığı diye tercüme ediliyor) daha ilk sayfalarında, bizi yedi temel safsata hakkında uyarıyor. Bu yedi safsata felsefede doğru düşünmenin önündeki tuzaklar olarak kabul ediliyor. İbn Rüşd’e göre  hakikati arayan bir akıl, metodu ve öncülleri ne olursa olsun bu safsataların tuzağına düşmemek için uyanık olmak zorunda. Bugün de her türlü mantıksızlığı ve yanlış akıl yürütmeyi kolayca tespit etmemize yarayacak bir formül olan bu yedi safsatanın listesine beraberce göz atalım;

1. Mâ bi’l araz; Bir şey için doğru olan onun bütün ilintileri için de doğrudur veya bir şeyin bütün ilintileri için doğru olan o şey için de doğrudur.  Bu safsata genel bir kuralı özel bir duruma, bu özel durumun ilintili koşullarının söz konusu genel kuralı geçersiz kılacağını düşünmeden uygulamak demektir. Bu safsata bizi şöyle bir mantıksızlığa götürebiliyor; Bu köpek senindir, bu köpek bir babadır, o halde bu köpek senin babandır.

2. Sû’ i’tibar el haml; Özel koşulları belirlenmeyen bir ilke ya da önermeyi kullanarak tespitte bulunmak.  Söz gelimi su 100 santigrat derecede kaynar. Ancak bu ilke yalnızca deniz seviyesinde geçerlidir. Denizden 1000 metre yükseklikte aynı sonucu alacağımızı düşünürsek yanılırız.

3. Kıllet el-ilm bi’tebkit; İleri sürülen savın ne anlama geldiğini bilmezlikten gelme veya istenenden farklı bir sonucu kanıtlama. Yani sorulan soruyla hiç alakası olmayan cevaplar vermek.  Biz buna demogoji de diyoruz.

4. Musadara alâ’l matlûb; Kanıtlanması gereken bir savı doğruluğu kanıtlanmış gibi kabul etmek.  Bir fasığın getirdiği haberi araştırmadan doğru kabul etmek gibi.

5. İhâm aks el-levâzim; Mukaddem yani öncül ile tâli yani sonra geleni birbirine karıştırmak. Bal sarı olduğu için, gerçekte safra olan sarı bir nesneyi bal sanmak gibi.

6. Ce’l mâ leyse bi illetin illeten; Bu safsatanın iki çeşidi var. Birincisi belli bir eserin nedeni olmayan şeyi, onun gerçek nedeni saymak. Yerli oryantalistlerin biz İslam yüzünden geri kaldık vecizesi gibi. İkincisi ise, bir olayın ötekinden önce meydana gelmesinden dolayı, önce gelenin sonrakinin nedeni olduğu sonucunu çıkarmak.  Güneş doğdu, ardından yere düştüm, güneş doğduğu için yere düştüm gibi.

7. Cenz el-mesâ’il el kesira fi meseletin vahidetin; Ortaya atılan bir sorunun birden çok soruyu veya ön kabulü içermesi ve bu yüzden verilen cevabın da cevap verenin kastetmediği cevaplar içermesi. Buna tuzak soru da diyebiliriz. Mesela “Kötü davranışlarını artık bıraktın mı?” sorusuna ne cevap verirseniz verin,  geçmişe ait sorulmamış bir soruya olumlu cevap vermiş olursunuz.

Şimdi bu yedi temel safsatayı aklınızda tutarak, televizyonlarda ya da gazetelerde her gün arz-ı endam eden sayısız akademisyen ve yorumcunun konuşmalarını ve yazılarını, vardıkları hükümleri gözden geçirin, tahkik edin. İnanıyorum ki çok eğleneceksiniz. Gülmekten bıktığınızda ise, dudaklarınızda acı bir tebessümle birlikte, bu safsata çağının fail-i meçhul maktullerinin ilklerinden olan mantık ilmini hayırla yad edin. Hatırasına saygı gösterin. Yetmez diyorsanız ihya edin, edelim. Allah yardımcımız olsun.

İlgilenenler için; Tutarsızlığın Tutarsızlığı, İbn Rüşd (Kırkambar Yayınları (2 cilt), İstanbul 1998) ve Tercüme ve Notlar; Prof. Dr. Kemal Işık, Prof. Dr. Mehmet Dağ rehber olabilecek eserler olarak tavsiye edilebilir.

Abdülhamid Ahdar 

Yayın Tarihi: 24 Ekim 2011 Pazartesi 23:40 Güncelleme Tarihi: 08 Eylül 2020, 13:26
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
- 10 yıl Önce

burada akılcılık[rasyonalizm] ile akla uygunluk arasında bir ayrım yapmak gerekiyor herhalde. islam felsefedeki anlamıyla akılcı olamaz. akla uygun olabilir.

kerim soydaş
kerim soydaş - 10 yıl Önce

İslamda aklın tarifi değişik Batılı rasyonalizme İslamda akıl bile denmez

birsen acar
birsen acar - 1 yıl Önce

neden niçin diye sorgulamamız için felsefeyi iyi bilmemiz gerekmezmi benim ülkemde niçin filozof yok filozofu olmayan toplumlar karanlığa mahkumdur pozitif bilimle din cakisir aydınlık gelecek için pozitif bilim şart

banner26