Mevlid-i şerif merasimini ilk kim tertip etmiş?

Sevgili Peygamberimiz'in (s.a.s) âlemi teşrif ettiği Rebiülevvel ayı, asırlar boyunca Müslümanlar tarafından bayram olarak kutlanan mübarek bir iklimdir. Ahmed Sadreddin yazdı.

Mevlid-i şerif merasimini ilk kim tertip etmiş?

Müslümanlar, Rasul-i Zişan Efendimizin âlemi teşrif gününü bin yıllardır kutluyorlar. Bu kutlamalarla Efendimizin (s.a.s) doğduğu Rebiülevvel ayı, mü'minlerin bir diğer bayramı olmuş. Hz. Peygamber'in doğumunu resmi olarak ilk kez Fatımîler'in kutladığı söylense de, o günlerden çok önce 12 Rebiülevvel'de Cenab-ı Fahr-i Âlem’in dünyaya geldiği ev, Mekke tarafında bulunan Müslümanlar tarafından, Medine-i Münevvere'deki kabr-i şerifi de, şehir ve çevresindeki Rasulullah âşıklarınca ziyaret edilirmiş.

İbn Cübeyr, Mekke'deki bu ziyaret ve merasimlere bizzat şahit olduğunu ve bu münasebetle Hz. Peygamber'in doğduğu evin bütün gün ziyaretçilere açık tutulduğunu aktarır. Hz. Peygamber'in (s.a.s) âlemi teşrif gününde yapılan merasimler, asırlar boyu devam etmiş, ilerleyen dönemlerde çeşitli değişikliklerle özünü koruyarak günümüze kadar gelmiş. Mevlid-i Nebi merasimleri, Fatımîler döneminde resmi mahiyet kazanmış. Tamamen resmi olan bu törenlere devletin ileri gelenleri ve ulema davet edilir, üzeri tüllerle örtülü saray balkonlardan birinde oturan halifenin huzurunda, Kahire'nin üç hatibi art arda vaaz edermiş.

Gökböri Rasulullah Âşığı imiş

Güçlü ve sahih rivayetlere göre bugünkü şekliyle ilk Mevlid-i Şerif merasimi, Erbil Atabeyi Muzafferüddin Gökböri tarafından tertip edilmiş. Muzafferüddin Gökböri, hayırseverliğinin yanısıra, Rasulullah'a karşı beslediği derin muhabbeti ile de meşhur bir devlet adamıdır. Sevgili Peygamberimize (s.a.s) olan hasbi muhabbetinin izharı olarak, büyük meblağlar harcayarak tertip ettiği mevlid merasimleri de meşhurdur.

Selahaddin Eyyübî'nin eniştesi olan Muzafferüddin Gökböri'nin mevlid merasimlerine büyük önem verdiğini duyan Erbil'e yakın bölgelerdeki fakihler, sûfîler, vaiz, kurra ve şairler Muharrem ayından başlayarak Rebiülevvel'e kadar şehre akın ederlermiş. Melik Gökböri, mevlid münasebetiyle kale kapısından şehrin yakınında bulunan Hanekah Kapısı’na kadarki alanda 20 ahşap kulübe yaptırır, biri kendisine ait olur, diğerlerini de emirlerine tevzi edermiş. Birkaç katlı bu kulübeler süslenir, hanende ve maskotlar görevlendirilerek halkın eğlenmesi sağlanırmış.

Rebiüvvel'de bayram edilirdi

Mevlidü'n-Nebi merasimleri müddetince Hz. Peygamber'in (s.a.s) muhabbeti ile bayram eden halka ziyafetler verilir, Muzafferuddin Gökböri, her gün ikindi namazından sonra bu kulübelere gelerek, hepsini teker teker gezer, musiki dinler, şenlikleri takip edermiş. Akşam olunca da Hanekah’a gider, orada geceler ve sema edermiş. Sabah namazından sonra ava çıkan Gökböri, öğleden sonra kaleye döner ve mevlid gecesine kadar günlerini bu şekilde geçirirmiş.

Mevlid gecesi akşam namazı kalede kılındıktan sonra, fener alayı düzenlenerek ve meşalelerle Hanekah’a gidilirmiş. Ertesi gün Melik Gökböri, kendisi için kurulan ahşap bir kuleden eğlenceleri ve askerî törenleri takip eder, civar beldelerden gelen vaizlerin sıra ile yaptıkları vaazlarını dinlermiş.

İlk mevlid Gökböri'ye ithaf edilmiş

Huzuruna çıkanların tebriklerini kabul eden melik, ileri gelen sivil ve askeri görevlilere, bu merasimler dolayısıyla Erbil'e gelen fakihlere, vaizlere, kurraya, şairlere hil'atlar giydirir ve hediyeler dağıtılırmış. Gününü bu şekilde geçiren Gökböri, Hanekah’ta geceleyerek sema ile meşgul olurmuş. Muzafferüddin Gökböri'nin, 300 bin dinar tahsisat ayırdığı bu benzeri görülmemiş merasim ve şenlikler her sene tekrar edilir, mevlid merasimleri sona erince, uzak yerlerden gelenlere hediyelerle beraber yol harçlıkları da verilerek memleketlerine gönderilirmiş.

Muzaferüddin Gökböri'nin merasimlere kazandırdığı bir diğer yenilik ise, ilk mevlid kitabının onun zamanında ve ona ithaf edilerek yazılmasıdır. Devrin hadis âlimlerinden Ebu'l-Hafız Hattab b. Dihye el-Endelûsî, Erbil şehrine geldiğinde melikin merasimlere önem verdiğini görmüş ve “Kitabi't Tenvîr fî Mevlidi's Siraci'l Münir” adında bir mvelid kaleme almış. Kitabın sonuna da, Melik Gökböri hakkında uzun bir kaside eklemiş ve hükümdar tarafından bin dinarla ödüllendirilmiş.

Osmanlı sultan camilerinde toplanırmış

Osmanlı Devleti’nde ise ilk resmî mevlid merasimleri, Sultan III. Murad Han’ın saltanatı zamanında tertip edilmiş. Fakat çok daha önceleri resmi olmayan merasimler tertip edilmiş. Osmanlı'da mevlid törenleri saray, konak ve evlerin yanı sıra, padişahın katıldığı mevlid alayının ardından, bir selâtin yani sultan tarafından yaptırılmış camide icra edilirmiş. Topkapı Sarayı’ndaki merasimler ise, kimi zaman Ağalar Camii, kimi zaman da Çinili Köşk'te gerçekleştirilirmiş. Devlet-i Âliye'nin son dönemlerinde ise ekseri, Sultanahmed Camii, zaman zaman da Eyüp Sultan, Bayezid, Eminönü Valide Sultan Yeni Camii, Nusretiye ve Yıldız Cami'lerinde mevlid merasimleri düzenlenirmiş. Merasimlerde padişahla birlikte, sadrazam, şeyhülislam, vezirler ve diğer devlet adamları özel kıyafetleri ile katılırlarmış.

Cumhuriyete kadar bayram imiş

Rebiülevvel'in 12. günü Medine-i Münevvere'de ise resmi tatil olur, kaleden toplar atılır, insanlar güzel elbiselerini giyer ve adeta bir bayram kutlar gibi birbirlerini tebrik ederlermiş. Mescid-i Nebevî'de gecelenir, sabaha karşı ise Bâb-ı Nisâ önünde toplanılır, güneş doğduktan sonra bir hatip hadis okur ve padişaha dua edermiş. Devamla mevlid bahirleri okunur, yapılan dua ile merasim sona erer, şerbetler ikram edilir ve dağılıtırmış. Devletin resmi bayram olarak ilan ettiği 12 Rebiülevvel, 1910 yılına kadar her sene kutlanmış, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte ise bayram olmaktan kaldırılmış.    

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2019, 11:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13