Kadim öğretilerin modern psikolojideki yeri

“Mal mülk isteyenlerin amacı fakirlik kaygısından kurtulmak, şöhret peşinde koşanların amacı başkalarının kendileri üzerinde hakimiyet kurma kaygısından sıyrılmak, zevk ve lezzet arayanların maksadı bunlardan mahrum olma kaygısından kurtulmak, ilme talip olanların amacı ise cahil kalma endişesinden sıyrılmaktır.” Selma Özkaya Muştuoğlu yazdı.

Kadim öğretilerin modern psikolojideki yeri

Tüm benliğiyle Batı’ya çevrilip onların her söylediğine alkış tutturularak yetiştirilen nesilden bir kesimi bu durumdan rahatsız olmuş ve bir başlangıca imza atmıştır. Bu durum belki de diriliş öncesi bir uyanışın hareketlenmesidir. Başlangıçlar içerisinde psikoloji alanı da vardır. Psikoloji alanında Malik Bedri, meslektaşlarını uyandırmak için mücadele eden bir psikologtu. Her şeyin akıl ve deneyimleme yoluyla kabul edileceğini savunan psikologlara, ilk darbeyi o vurmuştur. Müslümanların psikolojik çıkmazlar içinde debelendiğini açıklamış ve meslektaşlarına koşulsuz dikte edilen düşüncelerin insan ve Müslüman fıtratına uymayacağını belirtmiştir. Bunun delillerini açıklamak için biraz sorgulamak ve tarihimize yönelik araştırmalar yapmak gerektiğini de eklemiştir.

İslâm dünyasının, insanın karakterinde en önemsediği husus; ahlâk anlayışıdır. Bu durum günümüzde biraz sarsıntıya uğramış olsa da değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Ahlâk, insanla beraber yaşayan bir kavramdır dolayısıyla her daim canlıdır. İnsanın varoluşu ile aynı yolda yandaşlık etmektedir ahlâk. Fıtratın bozulmamış halidir ahlâk.

Yakın dönemde ahlâk denilince akla gelen ilk isim ‘İsyan Ahlâkı’ adlı eseriyle Nureddin Topçu. İslâm düşünce tarihinde ahlâkla ilgili eserlere bakınca hiç de yadsınamayacak kadar eser yer almaktadır. Günümüzde bile bazı psikolojik sıkıntılara çare bulamazken 384 yılında dünyaya gelmiş olan İbn Hazm, birçok durumun sebepleriyle beraber açıklamasını yapmıştır.

İbn Hazm

İbn Hazm, Endülüs’ün Kurtuba şehrinde dünyaya gelmiştir. Babasının vezirlik görevinden dolayı ilk zamanlarda aristokrat bir çevrede müreffeh bir hayat sürerken, sonrasında Endülüs’teki taht kavgalarından dolayı günlerini sıkıntı içinde sürdürmüştür. Birkaç kez hapse atılmıştır. Tavku’l-hamame (Güvercin Gerdanlığı)’yi ve el-Ahlâk ve’s-siyer fi Müdavati’n-nüfus adlı eserini Şatıbe’de siyasetten elini çektikten sonra kaleme almıştır. Daha sonra aradığı huzuru bulamayınca Leble’ye giderek burada (456) vefatına kadar zahidane bir hayat sürmüştür.

İbn Hazm’ın eserlerindeki öncelikler

Nihai hakikat arayışında bulunan kişiler için anahtar kavram olarak ahiret hayatına hazırlanmak gerektiğini söylemiştir. Bu konuda çalışan kişinin çalışmayana oranla kaygısının az olduğunu ifade etmiştir. Varoluş felsefenin temelinde olan kaygıdan kurtulma düşüncesi için önermiş olduğu çözüm, yazdığı eserin canlılığını göstermektedir. O dönemdeki insanın problemi ile günümüzdeki insanların problemi aynıdır: Kaygı ve korku. Çünkü bunlar dünyanın oyun olmasıyla ilgili, dikkat edilmesi gereken kırmızı çizgilerdir. Bu konu da İbn Hazm şöyle demiştir: 

“Mal mülk isteyenlerin amacı fakirlik kaygısından kurtulmak, şöhret peşinde koşanların amacı başkalarının kendileri üzerinde hakimiyet kurma kaygısından sıyrılmak, zevk ve lezzet arayanların maksadı bunlardan mahrum olma kaygısından kurtulmak, ilme talip olanların amacı ise cahil kalma endişesinden sıyrılmaktır.”

Burada sayılan her şey insana cazip gelen, dünya tuzaklarının bulunduğu kulluk sınavlarıdır. Bu sınavların şuurunda olan insanların, kaygıdan kurtulacağını söylemiştir. Bunlarla ilgili paylaşımlarda bulunduktan sonraki konusu çok çarpıcı niteliktedir: Akıl ile rahatlık. İbn Hazm bu iki konuyu alışılmışın dışında bir yaklaşımla açıkladığı için insanlar üzerinde farkındalık sağlayacaktır.

Unuttuğumuz bir kavram olan ‘An’ın üzerinde duran İbn Hazm geçmiş ve geleceği merkeze almadan yaşamaya yönelik tavsiyelerde bulunmuştur. Konuyu anlatırken kullandığı benzetmeler, anlayışa ciddi destek sağlarken konunun derinliğini de hissettirmektedir.

Toplumsal ahlâkla ilgili konulara değinirken getirmiş olduğu çözümler, günümüz psikolojisinde uygulanan yöntemlere benzemektedir. İbn Hazm ‘grup terapisi’ni yaşadığı dönemde tavsiye etmiş ve kişinin davranışlarından çıkarımlarda bulunarak, o kişiler hakkında nasıl davranılması gerektiğini açıklamıştır. Hatta ihtimal dahilindeki davranışları da söyleyerek, bu durumlara karşı kişilere yol gösterici olmuştur.

Kitabu’l-ahlâk ve’s-siyer adlı eserinde çokça nasihat yer almaktadır. O dönemde nasihat olarak adlandırılan konuşmalar şimdi yerini terapilere bırakmıştır. İbn Hazm’dan son bir nasihat ile yazımı bitirirken merak edenlere bu eseri özellikle öneririm. İbn Hazm şöyle demiştir:

“Başka hiçbir sebep olmasa şu gerçek bile dünyadan el etek çekmek için yeter: Her insan gece uykuya dalınca, uyanıkken elde etmek istediği, korkup sakındığı ya da arzuladığı her şeyi unutur. Böyle birinin uykudayken ne evlad-ü iyal ne makam mevki ne zaaf ne yöneticilik ne uzlet ne fakirlik ne zenginlik ne de musibet türünden hiçbir şey hatırlamadığını bilirsin. İşte aklı olan için nasihat olarak bu yeter.”

Selma Özkaya Muştuoğlu

Yayın Tarihi: 18 Mart 2022 Cuma 13:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Neslihan Akçaoğlu
Neslihan Akçaoğlu - 2 ay Önce

Sevgili Selma hocam her zamanki gibi lezzet dolu bir yazı olmuş. Zihninize, yüreğinize, elinize sağlık. Keyifle ve derin düşüncelere dalarak okudum. Teşekkürler. Yeni yazılarınızı merakla bekliyoruz.

banner19

banner26