Kabiliyetlerimizi nasıl keşfedelim?

"Bize verilen kabiliyetler aslında Allah’a giden yollardır; onların kıymetini bilelim, keşfedip geliştirelim."

Kabiliyetlerimizi nasıl keşfedelim?

“Bende hiçbir kabiliyet yok” diyen Allah’a iftira etmiş olur. Her insanın en az bir kabiliyeti vardır ve o yetenek sadece ona özgüdür. Meselâ müzik kabiliyeti herkeste aynı değildir hem derecede bakımından hem de nev’i şahsına münhasır aksiyona dökme biçimi açısından. Bu noktada “biricik”liğimizin farkına varalım. Peki, bu nasıl olur? Bu ancak belli tecrübelerle netleşecek bir serüvendir.

Biz doğduğumuz andan itibaren kendimizi arıyoruz ve aslında Yaratıcımıza ulaşmaya çabalıyoruz. İlk andan itibaren gerçekten ne aradığımızı bilirsek kendimizi bulmada kolay yolu tercih etmiş oluruz. Çünkü her şeyde Allah Teâlâ’nın eserini, izini, kudretini, gücünü, kudretini görmeye başladığımız zaman kendimizi göreceğimiz aynalar netleşir. Allah’ın yarattığı her şey esasen insan için birer aynadır. Eşya tabiatıyla insana kendini gösteriyor. Kendini görebilen Rabbi’ni de görebilir.

İnsanın kendindeki kabiliyetleri keşfetme meselesi de böyledir. Öncelikle sevdiğinize dikkat edeceksiniz: “Ben neyi seviyorum? Neyi yapmaktan çok hoşlanıyorum?” bu soruyu soracaksınız.

İlgimizi çektiğini düşündüğümüz konuyla ilgili kavramları merak etmek, o konudaki programlara, kitaplara, paylaşımlara dikkat kesilmek, duyularımızın o konuyla ilgili seçiciliği ve keşfi, o konunun gündelik hayatımızdaki ağırlığı gibi belli veriler sağlar. Demek ki insan neye kulağını ve gönlünü ânında çevirebiliyorsa o, onun kabiliyetidir. İkincisi bu yöneliş onun muhakkak sevdiği bir şeydir. Tabii bu durumu da abartmamak gerekir. Biri müziği çok seviyor diye hayatının her ânında onunla hemhâl olmamalıdır. O vakit müziğin anlamı kalmaz. İnsan dünyada her şeyin yerini bilmeli, hududunu çizmelidir. Nitekim her şey bir başka şey içinde kıymet kazanır.

Allah’ın insanın içine koyduğu başka bir pusula da sevdiği şeye çekilmesi, o şeye karşı cezbe hâlidir. Bir bebeğin daha konuşmayı ve yürümeyi bilmediği hâlde duyduğu bir müziğin, ninninin ritmine kendini kaptırması, onun peşinden gitmesi gibi her birimiz Allah’ın kudretiyle sevdiğimizin çekimine gireriz. Burada mühim olan, doğru usulü takip edebilmektir. Kişilere ikram edilen sanat ürünlerinin kim tarafından verildiğini bilmek; insanların kalplerine şiir olarak, tasarım olarak, düşünce ya da beste olarak emanet ettiklerini doğru olarak kullanmak bu usulün gereğidir. O kaynaktan beslenmenin ölçüsü Hak ölçüsüdür.

Peki, Hak ölçüsünü nereden bileceğiz?

Kur’ân-ı Hakîm ile Sünnet-i Resulullah’tan ve bu kaynaklara bağlı bilenlerden bileceğiz. Âlemde zuhur eden somut olaylarda, Allah Teâlâ’nın muradının ve Rasûlullah’ın (sav) örnekliğinin yansıma biçimleri belirleyicidir. Gerisi nefsaniyet alanıdır, onlardan uzak durmak gerekir. Bunu bir kısıt olarak görmemek lazımdır, tersine insanı belli ilkelerle çok özgür bırakan bir ufuk söz konusudur. Örneğin Rasûlullah (sav): “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” diye buyuruyor. Bu hadîs, bize her yerde, her şeyde takip etmemiz gereken bir ilke sunuyor. Bu ilkeye uygun olarak uzmanlık alanınız her ne ise gidebildiğiniz kadar gidersiniz. Yine başka bir hadîs: “Ya doğru söyle ya da sus.” Bu ölçüleri bilirsek hareket alanımız netleşir ve kabiliyetlerimizi ahlâkî bir şekilde, onları veren Allah’ın muradına uygun kullanmaya başlarız.

Öte yandan bir insana bir kabiliyet nasip olmuşsa onu asla rahat bırakmaz. Kabiliyet kendini aşkla gösterir. Zaten aşk olmadan da meşk olmaz. İlgimizi tayin ettiğimiz işlerde; düşünce, tarih, müzik, görsel sanatlar, spor; neye istidadımız varsa onun ilmini almamız gerekir. Bu, o alanın neresinde bulunmamız gerektiğinin tasnifini yapar. Mesela müzikteki kabiliyetimizin derecesi ve içeriği; bir kısmımızı besteci, bir kısmımızı hem besteci hem icracı, bir kısmımızı ise iyi birer dinleyici yapar. Hak ölçüye uyduğu müddetçe hepsi güzeldir.

Kendimizi klişelere hapsetmeden ve yeise düşmeden Allah’ın bize ikram ettiği kabiliyetlerin farkına varalım. Hak ölçüsü nisbetinde hakkını verelim. Güzel günler görelim, vesselâm…

Savaş Ş. Barkçin

Makas dergisi, Ağustos-Eylül 2019, sayı 9

Yayın Tarihi: 23 Eylül 2019 Pazartesi 11:00 Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2019, 09:30
banner25
YORUM EKLE

banner26