İmam Gazali'den talebesine öğütler

İmam Gazali, ömrünün sonlarında yazdığı ''Eyyühe'l Veled'' risalesinde samimi, hayatın hakikatinden süzülmüş nasihatler verir. Bu eserin yeni bir baskısı 'Hak Yolcusuna Öğütler / Ledünnî İlim Risalesi' ismi ile çıktı. Hasan Burak Özkanlı yazdı.

İmam Gazali'den talebesine öğütler

İmam Gazali’yi okumak, İslâm tefekkür ufkuna nazar etmek demektir. Hayatı, ilim tahsili, tasavvuf seyri, fikrî mücadeleleri ile ümmetin aklı ve vicdanı için bir delil ve seslenişi ile de yolda olanlara bir rehberdir. Kendisine ait olduğu kesin olarak tespit edilen yetmiş bir eseri arasından ömrünün sonlarında yazdığı küçük bir risalede ise samimi, hayatın hakikatinden süzülmüş nasihatler verir. Tekrar tekrar okunması gereken bu eser bilindiği üzere Eyyühe’l Veled’dir.

İşte bu eserin yeni bir baskısı Büyüyen Ay Yayınları arasından “Hak Yolcusuna Öğütler / Ledünnî İlim Risalesi” ismi ile çıktı. Eseri tercüme edense Asım Cüneyt Köksal olmuş. Eser, Cüneyt Köksal’ın hazırladığı bir giriş bölümü ile iki risaleden ibaret ve doksan beş sayfa. Eserin giriş bölümünü İmam Gazâlî’nin hayatı ve fikirleri hakkında değerlendirmeler oluşturuyor. Yazıya konu olan “Ey Oğul” risalesi kitapta yer alan iki risaleden ilki.

Kırk yaşını geçip de işlediği hayırlar şerlerine galebe etmeyen kişi...

İmam Gazâlî'den ilim tahsil etmiş bir talebe, bir gün hali ve okuduğu ilimler hakkında düşünürken, Efendimiz (sav)’in “Allah’ım! Faydasız ilimden sana sığınırım” duası aklına gelir. Bunun üzerine bazı sorular sorup nasihat ve dua istediği bir mektup yazar İmam Gazâlî’ye. İşte “Ey Oğul!” risalesi bu vesile ile kaleme alınmış.

İmam Gazâlî söze bu gence dua ile başlar ve nasihatin esasının Risalet madeninden geldiğini söyler. Sonra da Efendimiz (sav)’in şu sözünü hatırlatır: “Allah Teâlâ’nın kuldan yüz çevirmesinin alameti, onun kendisine yaramayan şeylerle meşgul olmasıdır. Kırk yaşını geçip de işlediği hayırlar şerlerine galebe etmeyen kişi cehennem için hazırlanmalıdır.”

İmam Gazâlî öğüdün kolay olduğunu, zor olanınsa onu kabul etmek olduğunu da söyler. İlmin amele dönüşmesinin ne denli önemli şey olduğunu anlatır, ayet ve hadisler zikrederek. Hz. Ali (kv) ve Hasan Basrî (ks)’den altın ölçüler vererek devam eder. Hz. Ali buyurmuş ki: “Her kim çabalamadan ulaşacağını zannederse o boş bir umut sahibidir. Her kim de çabalamakla ulaşacağını sanırsa o da kendini müstağni gören biridir.” Hasan Basrî (ks) da dermiş ki: “Amel etmeden cennet istemek günahlardan bir günahtır. Hakikatin alameti, amel düşüncesini terk etmektir, yoksa ameli terk etmek değil.”

Allah’a olan ihtiyacın nispetinde O’nun için çalış

İmam Gazâlî der ki: “Evladım! Himmetini ruha, ilgisizliğini nefse, ölümü bedenine doğru yönlendir.” Sonra, Allah yolunda saliklere gereken dört şeyi sıralar: Birincisi, içinde bidat olmayan sahih bir inanç. İkincisi, sonrasında tekrar günaha düşülmeyen samimi tövbe. Üçüncüsü, hasımları razı edip onların üzerinde bir hakkı kalmamasını sağlamak. Dördüncüsü, Allah’ın emirlerini yerine getirecek kadar şeriat ilmini ve sonra da kendisiyle kurtuluşa erilen diğer ilimleri tahsil etmek.

Dört yüz üstada hizmet edip dört bin hadis arasından birini seçen Şiblî’yi de anlatır İmam Gazâlî. Şiblî’nin seçtiği hadis ise şudur: “Dünyada kalacağın kadar orası için çalış, ahirette kalacağın kadar da orası için çalış. Allah’a olan ihtiyacın nispetinde O’nun için çalış, ateşe sabrın kadar da ateş için çalış.”

İmam Gazâlî tasavvuf hakkında da der ki: “Bilmiş ol ki tasavvufun iki özelliği vardır: Allah Teâlâ ile istikamet, halk ile sükûnet ve huzur.”

Gencin kulluk hakkındaki sorusunu da şöyle yanıtlar: “Bana kulluk hakkında sordun, kulluk şu üç şeydir: 1. Şeriatın emirlerini korumak. 2. Kaza, kader ve Allah’ın kısmetine rıza göstermek. 3. Allah’ın rızasını ararken kendi nefsinin rızasını terk etmek.”

Tevekkül ve ihlasın ne olduğu sorusuna karşı onları da tarif eder: “Tevekkül, Allah’ın vadettiği şeyler hakkında O’na olan inancını güçlendirmektir. (...) İhlâsı da sormuştun; ihlâs, bütün amellerinin Allah Teâla için olması, insanların övgü ve yergilerine kalbin değer vermemesidir. Bil ki riya halkı büyük görmekten kaynaklanır…”

Ruhu feda edebiliyorsan gel

İmam Gazâlî, diğer soruları için gence eserlerine müracaat etmesini söyler. Sorduğu bazı soruların ise ancak kalp diliyle açıklanabileceğini ve cevaplarını yazmasının mümkün olmadığını da belirtir. Gence, 'bildiğinle amel et, bilmediğin sana açılacaktır' öğüdünü verip aceleci olmaması hususunda Hızır ile Musa kıssasını hatırlatır.

Risalenin sonuna gelirken İmam Gazâli, yolun başının ruhu feda etmek olduğunu söyler ve Zünnûn el- Mısrî’nin şu sözünü nakleder: “Ruhu feda edebiliyorsan gel, yok yapamıyorsan sûfilerin taşkın sözleriyle uğraşma.”

Nihayet yapılması gereken dört şeyi ve sakınılması gereken dört şeyi sıralayıp dua ile risaleyi tamamlar İmam Gazâlî.

İkinci kez farklı bir baskıdan bu eseri okuyunca İmam Gazâlî’yi okumanın gereğini bir kez daha idrak ettim. Üstelik “Ey Oğul” risalesi gibi bir eserinden başlayarak, tekrar tekrar ve dikkatle… Hatta naçizane tavsiyem, Şeyh-i Ekber Hz.lerinin Füsus’u ve sair asar ile alakadar olan pek çok kimsenin -fakir de dâhil- biraz da “Eyyühe’l Veled Okumaları” tertip etmeleri yönünde olacak.

Burak Özkanlı yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2019, 23:01
YORUM EKLE

banner19