İmam Gazali'den oruç ve Ramazan'a dair

"Yemek içmeyi terk etmeye, azaları da katmalıdır. İnsan dilini gıybetten, gözünü haram olana bakmaktan ve diğer azalarını günahlardan muhafaza eder. Kalbi kötü düşüncelerden, vesveselerden koruyup, kalbi ancak Allah'ı zikre tahsis etmelidir."

İmam Gazali'den oruç ve Ramazan'a dair

Resûlullah Aleyhisselam Efendimiz, bir hadis-i kudsîde buyuruyor ki: “Allah buyurur; Ademoğlunun her iyi amelinin mükafatı, on mislinden yediyüz misline kadar kat kat verilir. Ancak oruç böyle değildir. O'nun mükafatını bizzat ben vereceğim. Kulum şehvetini ve yemeğini benim için terk eder. Oruç tutan için iki ferahlık vardır. Biri iftar ederken diğeri Rabbine kavuştuğu zaman. Allah katında, oruç tutanın ağız kokusu misk kokusundan daha hoştur.”

Yine Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki, “Her şeyin kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur.” Orucun bu hasletlere malik olmasının iki sebebi vardır. Oruç, nefsin heva ve arzularından men edilmesine dayanan gizli bir ameldir ki, ona ancak Allah muttali olur. Allah'dan başka hiç bir kimse muttali olamaz. O, namaz, zekat ve diğer ameller gibi değildir.

Oruç, esrarı itibarı ile üç derecedir

Oruç, şeytanı kahreder. Şeytan Allah'ın düşmanıdır. Bu düşman ancak şehvani arzular vasıtası ile kuvvetlenir. Açlık ise şeytanın aletlerinden olan bütün şehvani istekleri yok eder. Bunun içindir ki, Resul-i Ekrem aleyhisselam “Şeytan ademoğlunun kan damarlarında dolaşır. Şeytanın dolaştığı kanalları açlıkla tıkayınız.” buyuruyor. Bu hadis-i şerif, Resûlullah Efendimizin bir diğer hadis-i şerifinin manasını apaçık ortaya koymaktadır: “Ramazan ayı girdiği vakit, bütün cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar bağlanır. Bir nidacı, nida ederek der ki: “Ey hayrı isteyen koş, ey şerden isteyen vazgeç.”

Bil ki oruç, mikdarı itibarı ile üç derecedir ve yine oruç esrarı itibarı ile üç derecedir. Orucun mikdarı itibari ile derecelerinin en aşağı olanı, Ramazan ayında oruç tutmakla iktifa etmektir. En alası ise Hazreti Davud orucudur. Hazreti Davud'un orucu, gün aşırı oruç tutmaktır, yani bir gün tutup bir yemektir.

Hadis-i şerifte varid olduğuna göre, bu şekil oruç tutmak yılın hepsini oruçlu geçirmekten daha efdaldir. Ve yine o oruç, oruçların en efdalidir. Onun sırrı da şudur; senenin tümünde oruç tutan kimse için oruç tutmak adet halini alır ve oruç tutmakla nefsinde bir kırıklık, şehvani isteklerinde bir eziklik ve kalbinde bir sevinçlik his etmez. Çünkü, nefis ancak kendisini zaafa düşürecek şeyle müteessir olur. O şeyde nefis alışkınlık elde ederse ondan mütessir olmaz. Bu uzakta değildir. Çünkü doktorlar ilaçların içiminde alışkanlıktan men ederler ve derler ki; ilaç içmekte alışkanlık haline gelen kimse hastalandığı vakit, alıştığı o ilaçtan fayda bulamaz. Zira, onun vücudu o ilaca alışmış olduğundan ilacın tesirini bulamaz.

Bil ki, kalblerin tıbbı, bedenlerin tıbbına yakındır. O, Resûlullah Aleyhisselamın, Abdullah bin Ömer'in (r.a) kendisine oruç hakkında sorduğu vakit, buyurduğu hadisin bir sırrıdır ki, Resûlullah Aleyhisselam, İbn Ömer'e “Bir gün oruç tut ve bir gün tutma.” buyurdu. İbni Ömer (r.a) de “Ben ondan daha faziletlisini istiyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah Aleyhisselam; “Ondan efdali yoktur.” buyurdular.

Bunun içindir ki Resûlullah Aleyhisselam felan kişi bütün seneyi oruçlu geçirdi denildiğinde, “O ne oruç tuttu ve ne de iftar etti.” buyurdular. Hatalarla Kur'an-ı Kerim okuyan bir adam hakkında Hazreti Aişe'ye “Şüphesiz bu ne Kur'an okudu, ne de sustu” buyurduğu gibi.

Yeme içmeyi terk etmeye, azaları da katmalıdır

Orta dereceye gelince; o yılın üçte birinde oruç tutmaktır. Haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerini oruç tutar, buna Ramazan ayını da eklersen senin dört ay, dört gününü oruçlu geçirmiş olursun ki o da üçte birinden fazladır. Fakat, Kurban Bayramı'ndaki teşrik günlerinden birinin oruçsuz geçeceğine göre fazlalık üç güne düşer. İki bayramda iki gün oruç tutulması doğru olmadığında tutulmayan günler üç gün olur ki, fazla olan gün bir gün olur.

Fazla olan diğer bir günün hesabını yaptığında onu bilirsin ve böylece tutulan günler senenin üçte biri olan dört ay olur. Bundan az oruç tutmak sana yaraşmaz. Zira o, yani yılda dört ay oruç tutmak, hem hafiftir, hem de sevabı çoktur.

Orucun esrarının üçüncü derecesine gelince; o, yemek içmeği terketmekten ibaret olan oruçtur. Bu derecelerin en ednasıdır. Çünkü, yemek içmekten kaçınırlar fakat, azaların yapacakları küçük ve büyük günahlardan kaçınmazlar. Bu avamın tuttuğu oruçtur. O da, onların isimle kanaat etmeleridir.

Yemek içmeği terk etmeye, azaları da katmalıdır. İnsan dilini gıybetten, gözünü haram olana bakmaktan ve diğer azalarını günahlardan muhafaza eder. Kalbi kötü düşüncelerden, vesveselerden koruyup, kalbi ancak Allah'ı zikre tahsis etmelidir. Bu orucun kemali olduğu gibi en has ve en iyi olan kimselerin orucudur.

Sonra orucun bir sonu var ki onunla kemal bulur. O da, şüpheli dahi olmayan helal yemekle iftar etmektir.

Gündüz yiyemediğini yemek suretiyle helal olan yemekten çok yememelidir. Böyle yapan bir öğünde iki öğünün yemeğini yer, midesini doldurup ağırlaştırır ve şehvetini kuvvetleştirir, orucun sırrını yok eder. Onu gece kalkıp namaz kılmaktan uzaklaştırarak tembelliğe sevk eder. Çok kere sabah namazından önce uyanmaz. Bunların hepsi zarar ve ziyandır. Oruçtan elde edilecek faide çok defa bu zarar ve noksanı karşılayamaz.

Ahmed Sadreddin alıntıladı

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2019, 14:45
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Gülşah TAŞKIN
Gülşah TAŞKIN - 12 ay Önce

Peygamberimiz buyuruyorki diye başladığınız ve Allah buyurur ki diye ikinci paragrafta başlayan Ademoğulları hangi ayeti kerimeden tefsirlenmiştir. Birde yazınızdaki bahsetmiş olduğunuz hadisi Şeriflerin kaynağını yazabilirmisiniz. Ve birde yorumunuzu merak ettiğim bir husus Peygamberimiz Rabbimizin buyurmadığı fakat kendiliğinden buyurduğu husus varmıdır.

banner19