İbnü'l Arabî'nin kitaplarına kim el koydu?

İbnü'l Arabî Hazretleri sayısı üç yüz ile beş yüz arasında değişen kitap yazmıştı. Hazret yazdığı 27 kitabı ise emaneten isteyen bir arkadaşından geri alamamış. Kitaplarının fihristini çıkardığı bir mektubunda bu husustan yakınıyor. Ahmed Sadreddin yazdı.

İbnü'l Arabî'nin kitaplarına kim el koydu?

İslâm âleminin kendisine Şeyhü'l Ekber yani en büyük şeyh dediği yüce bir sultan Cenâb-ı İbnü'l Arabî. Onun vasıflarını, kulluğunu ve ilmini anlatmada bir çok arif ve âlim, kaleminin de kelamının da aciz kalacağını izah ederek, bundan geri durmuşlar. O'nun yetiştirdiği âlim ve arifler kadar da telif eseri vardır. Bunun sayısının ne olduğu her zaman için merak konusudur. Zira, Hazreti İbnü'l Arabî, Sadık Yalsızuçanlar'ın hayatını yazdığı kitaba verdiği isimdeki gibidir, yani gezgindir.

Bu, çok yerinde bir tabir. Zira İbnü'l Arabî Efendimiz ömrü boyunca bir çok şehir değiştirmiştir. Ülkemizde de Diyarbakır ve Konya'da bir müddet bulunmuştur. Hatta Konya'da bir de izdivacı vardır. Daha sonra Ekberi geleneğin temsilcisi olacak olan Sadreddin-i Konevi Efendimiz'in dul kalan annesini nikahına almış. Sadreddin-i Konevî Hazretlerine de ilminin çeşmesinden içirmiştir.

Misafir kaldığı odada bir gecede kitap yazardı

Ebü'l-Hasen Ali bin İbrahim el-Kari el-Bağdadi'nin yazdığı ed-Durr us-Semin fi Menakibi'ş Şeyh Muhyiddin isimli Hazreti İbnü'l Arabî'nin menkıbelerini toplayan kitapta, Hazret'in menkıbeleri ile birlikte, kitapları da konu ediliyor. Hazreti İbnü'l Arabî, yolculuklarında bazen bir dostunun ya da yeni tanıştığı bir şeyhin yanında konaklar, istirahata çekilene kadar sohbet ederler. Eğer sohbete seçtikleri konu hakkında konuşulacaklar tamamıyla bitirilmeden dinlenmeye çekildilerse ya da herhangi bir sebeble sonuca varılamadıysa, İbnü'l Arabî Efendimiz kendisine ayrılan odada konu hakkında bir risale kaleme alır ve oraya bırakır. Bu hadise farklı zamanlarda bir kaç kez tekrarlandığı için Hazret'in kendisinde olmayan bir çok eseri vardır. Telif eserlerinin 300 ila 500 arasında değiştiğini rivayet ederler. Bu eserlerin kimi tek cilt, kimisi ise ciltlercedir.

İbnü'l Arabî Efendimiz'in telif eserlerinin sayısının kaç olduğu çağında da tam olarak bilinememektedir. Hatta kendisi de artık kitaplarının sayısını takip etmeyi bırakmış gibidir. Bir dostu Hazret'ten kitaplarının sayısını isimleriyle birlikte yazmasını rica eden bir mektup kaleme alır. Hazreti İbnü'l Arabi ise cevabî mektubunda telif ettiği kitapları teker teker sayar. Kiminin konusunu, kiminin yazılış hikayesini, kimininse yalnızca ismini yazar. Mektubunda bahsettiği eserlerinin sayısı 192'dir. Bu mektuptan sonraki ömründe de birden fazla kitap kaleme alır. Tefsirü'l Kebir isimli doksan cilt tutan eserini de bu mektuptan sonra yazmış. Bu telifinde Cenâb-ı İbnü'l Arabî, Kehf suresinin "biz O'na katımızdan bir ilim verdik" ayetine gelmiş ve o günlerde dünyadan ahirete göç etmiş.

Kitaplarını alırlar ve geri iade etmezler

Bütün bunların yanısıra İbnü'l Arabî Efendimiz, yazdığı cevabî mektubunun daha başlarındayken kitaplarından bazılarını bir arkadaşına emanet bıraktığını söyler ve hâlâ kendisine iade edilmediğinden yakınır. Yazacağı kitapların bazısını bulmanın bu yüzden güç olduğunu ifade eden İbnü'l Arabî Efendimiz, çoğu tamamlanmış, bazısı ise henüz bitmemiş eserlerinde telif maksadı gütmediğini, onların kendisine 'akılları yakıcı bir geliş'le geldiğini ve kendisinin bunları mümkün olduğu kadar yazmaya çalıştığını, böylece istemeden eser yazma cihetine gittiğini söylerken, bu yazma faaliyetine uykuda yahut mükaşefe yoluyla Hakk Teala'dan aldığı buyruk neticesinde başladığını da vurgular.

İbnü'l Arabî Efendimiz öncelikle emanet bıraktığı ve hâlâ kendisine iade edilmeyen kitaplarını sayarak başlar mektubuna. Tam yirmi yedi kitabın ismini zikreder. İbnü'l Arabî Efendimiz'in saydığı bu yirmi yedi kitaptan biri olan Esma-i Hüsna şerhi günümüze kadar ulaşmış ve Gelenek Yayınları tarafından basılmıştı. Diğerlerinden hangilerinin ulaştığı hakkında bilgi edinebilmek için iyi bir araştırma yapmak gerekiyor. Zira Müslüman ülkelerde basıldığı kadar, Avrupa'da da İbnü'l Arabî Efendimiz'in eserleri neşrediliyor. Hatta ülkemizde yayınlanan bir çok eserinin Fransızca'dan çevrilmiş olması tam bir trajedi. Bu yayın faaliyetleri esnasında bazı kitaplar farklı yayınevleri tarafından değişik isimlerle basılabildiği için iş biraz daha zorlaşıyor.

Üç bin bölümlük bir eser de geri getirilmemiş

Emanette kalan diğer kitaplardan biri Hallac-ı Mansur'un "ene'l Hakk" sözünün şerhini içeren bir eser. Ebu Bekr-i Sıddık Efendimiz hakkında bir eser ve hadis mecmuaları ya da hadis şerhleri olarak ifade edilebilecek bir kaç eseri daha vardır. İbnü'l Arabî Efendimiz'in kendisine geri gelmeyen kitaplarından biri de üç yüz bölümden oluşan ve her bölümün on makam ihtiva ettiği, tamamı üç bin makamdan ibaret dev bir tasavvufî eseri de vardır.

Daha önce ve sonra yazılmamış tefsir

İbnü'l Arabî Hazretleri'nin müstakil olarak ele aldığı bazı ayet tefsirlerini ihtiva eden eserler de vardır emanetten geri gelmeyen kitaplar arasında. Yedi rakamının geçtiği ayetleri ve orta yol / vasat ifadelerinin geçtiği ayetleri yorumladığı bir başka eseri gibi. Bunlarla birlikte bir tefsirden bahsetmekte İbnü'l Arabi Hazretleri. Daha önce ve daha sonra kimsenin kullanmadığı bir metodla yapılan bir tefsirdir bu. Kendisi o tefsiri şu ifadelerle anlatıyor mektupta:

"Kitab ul- Cem ve't- Tefsil fi esrari me'ani't -Tenzil isimli tefsiri Meryem sûresine kadar tamamladım; çok da güzel oldu. Sanıyorum, bugüne değin Kur'an-ı Kerim'i bu türlü tefsir eden olmadı. Her âyet hakkındaki tefsiri, şöyle üç makama ayırarak düzenledim: a) celal makamı, b) cemal makamı, c) itidal makamı -ki bu, berzahdır: Muhammedî kâmil ölçüye göre, bu da kemal makamıdır.-

Ayeti, celal ve heybet makamından alıp, üzerinde; onu, çok güzel bir ifade ve ince işaretlerle o makama götürünceye dek konuşuyorum. Sonra onu cemâl makamından alıp açıklıyorum; bu makam, birinci makamın tam karşısındadır. Sonunda, onu, sadece bu makam için nazil olmuş gibi açıklıyorum. Sonra, aynı âyeti, kemâl makamından alıp, önceki iki tefsire benzemeyen bir üslüpla anlatıyorum. Bu makamda, âyetin büyük harfleriyle küçük harflerinin sırlarını anlatıyorum. Bunlar da; eğer var ise, harekelerdir, ölü ve diri sükûn, nisbet, izâfet, işaret ve benzerleridir. Bunları bitirince bir sonraki âyete geçiyorum. Bu kitapta, ancak delil getirmek için pek az iktibas edilen sözler hâriç, başkalarından alınmış hiçbir söz yoktur."

En güzel konuların yazıldığı defterler uçup gider

Kitabu Celai'l- Kulûb yani Gönüllerin Cilâsı isimli kitapla alakalı ilgi çekici bir hadise yaşadığını ifade eder Cenâb-ı İbnü'l Arabî. Şöyle ki, Hazret kitabı bitirdiği zaman, ihvanından birkaçıyla birlikte şehir dışına çıkarlar. Ellerinde Cilai'l Kulûb'un yazılı olduğu defterler vardır. İhvanından bazısı bir, bazısı da iki defter alırlar okumak üzere. İbnü'l Arabî Hazretleri de kitabın baş tarafını alır. Yüksekçe bir tepede oturur, okumaya başlarlar. "En güzel konulardı onlar" diye vasıflandırır Hz. İbnü'l Arabî mezkur kitabı. Okumayı bitirdikten sonra bazısı ellerindeki defterleri yere koyarlar ve o defterler birden bire kaybolur. "Bilmiyorum ki, göze görünmeyen cinler mi, insanlar mı uçurdu?" diyerek hayretini ifade eder İbnü'l Arabî Efendimiz ve ihvanının ellerinde kalanı da geri istemez. Zaten alanlar da kitabın ellerindeki parçalarını geri getirmezler.

İbnü'l Arabî Efendimiz mektubu şu ifadelerle bitirir: "Bilmiyorum yazdıklarım arasında unuttuklarım var mı? Çünkü vereli çok zaman oldu. Hafıza da geçmiş zamanla alakalı şeylerle, vakit kaybetmemek için fazla uğraşmıyor."

Kütüphanesinden bazı kitaplarını emaneten birine verip geri alamayanımız epey çoktur. İstemeyi pek beceremeyenlerimiz artık verdikleri kitaplara veda etmek zorunda kalıyor. Buna bir kaç kez şahit oldum ve bir kaç kez de bizzat yaşadım. Ya onlar kendi yazdığım kitaplar olsaydı, ızdırabı ne kadar da dayanılmaz olurdu. İbnü'l Arabî Efendimiz'in yazdığı kitaplara el koyan zât kimdi? Onu da merak ediyor insan.

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:14
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ikram
Ikram - 3 yıl Önce

Zamanında yazılan eserler kendi dönemine cevap veren eserlerdir. Bu güne cevap verecek eserler bugünün alimlerince yazılmalı yüz yıllar önce yazılmış eşerlerinden günümüze cevap vermesi zordur...

Mehmed
Mehmed - 1 yıl Önce

Ariflerin söyleyip yazdıkları baki dir günü ve zamanı geçip eskimezler ancak anlamakta terimsel zorluk çekilecek olurlarsa tevil ini günümüz alimlerinin Allah tan korkanlarına yaptırmak uygun olur...

banner19

banner13