banner17

İbn Arabi Hazretleri ezanı nasıl yorumluyor?

Fütuhât-ı Mekkiyye gibi eserler bizi gavurun bağıyla derdest edilmemiş bir dönemin Müslümanının ne kadar ince bir zevke ve manevi olgunluğa erişmiş olmasını göstermesi bakımından benzersiz örnekler sunuyor. Ahmed Sadreddin yazdı.

İbn Arabi Hazretleri ezanı nasıl yorumluyor?

Bugün yalnızca kulaklarımızın aşina olduğu ezanların farklı şekilde okunanları da var. Ezanın bazı cümlelerinin değişik sayılarla okunmalarıyla teşkil eden muhtelif ezanları Hz. Muhyiddin İbn Arabî, şah eseri Fütühât-ı Mekkiyye'sinde derununa inerek ele alıyor.

İbn Arabi Hazretlerinin bahsettiği ezanların dört özelliği vardır. O ezanlardan birincisi, tekbirlerin çift, kelime-i şehâdetlerin dört, diğerlerinin ise çift okunduğu ezandır. Hz. İbn Arabî, bu özelliği kabul edenlerin bir kısmının, ezanda iki şehâdeti nağmeli okumak gerektiğini düşündüklerini belirtirken, bu çağrıda iki şehâdetin önce iki kere gizli, sonra yüksek sesle iki kere okunduğunu ve bu şekildeki ezanın, Medineliler'in ezanı olduğunu söylüyor.

İkinci şekil ezan; ilk tekbirin ve iki şehâdetin dört, diğer kısımların iki kez okunanı. Bu ezan, Mekkeliler'in ezanı olarak bilinir. Fakat günümüzde Mekke-i Mükerreme'de okunan ezan, bildiğimiz, duyduğumuz ezan şeklidir.

Üçüncü türdeki ezan, birinci tekbirin dört, diğer kısımların iki kez okunmasıdır. Bizim bildiğimiz ve minarelerden yankısına alıştığımız bu ezan şekli Kûfeliler'in ezanı olarak anılır.

Ezanların dördüncüsünde ise, birinci tekbir dört, iki şehâdet üç, “hayye ale’l” şeklindeki davetler de üç kez okunur. Bu ezan da Basralılar'ın ezanı olarak anılır.

Tekbirler Allah'ın büyüklüğüne işaret eder

Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri, tekbirin çift okunmasının Allah'ın el-Kebir ve el-Ekber isimlerine işaret ettiğini, ezan içinde bu isimlerin dört kez okunmasının ise el-Kebir, el-Ekber isimleriyle içinden ve dışından büyüklenen kimseler için olduğunu ifade ediyor. Bu büyüklenmenin, savaşta düşmana karşı büyüklenen sahabe-i güzinden Hz. Ebu Dücane olayındaki gibi, geçerli olabileceği gibi böyle olmayabileceğini de vurguluyor.

İbn Arabî Hazretlerine göre, iki şehâdetteki dörtleme, el-Evvel, el-Ahir, ez-Zâhir ve el-Bâtın isimleri içindir. Diğer kısımlar ise, müezzinin kendisi ve Allah için iki kez okunur. Basralılar'ın ezanındaki her defasında aynı tarzda dört kelimenin üç kere okunması ise; birinci kez şehâdet âlemini, ikinci kez melekût âlemini bildirir. Ebu Talib el-Mekkî de bir ekleme yaparak üçüncü okunuşun ceberut âlemini bildirdiğini ifade eder.

Ezan hususunda Basralılar, Kûfeliler, Hicazlılar ve Medineliler arasındaki görüş ayrılığının, diğer fıkhi konulardaki gibi olduğunu ifade eden Hz. Şeyh-i Ekber, “Hepsi sünnettir ve insan serbesttir. Dilediği tarzda okur.” buyuruyor.

Kalplerinizi temizleyin ve Allah'ın huzurunda bulunun

Hz. Şeyh-i Ekber, Allah'ın iki şehâdetten, kelime-i tevhid ve Sevgili Peygamberimiz hakkındaki tanıklıktan sonra iki kere ‘haydin namaza’ demeyi emrettiğini, ezan okuyanın birincisiyle kendisini, ikincisiyle başkasını davet ettiğini söyler. Bu davetin anlamının “Rabbiniz ile münacata yönelin, bunun için temizlenin, mescidlere geliniz” demek olduğunu, zaten mescidde bulunan için ise bu ifadenin ‘kalplerinizi temizleyin ve Rabbinizin huzurunda bulunun’ anlamına geldiğini belirtiyor İbn Arabî Hazretleri.

Aynı şeyin ‘haydin kurtuluşa’ ifadesinde de geçerliği olduğunu söyleyen Hz. Şeyh, müezzinin bu ifadelerle, mescidin dışındakine ve mesciddekine, kendisine ve başkalarına ‘sizi azabından nimetine, perdesinden tecelli ve görmesine ulaştıracak şeyi yapmaya koşunuz, sizi nimette ve müşahedenin hazzında sürekli yerleştirecek şeyi yapmaya yöneliniz’ dediğine işaret ediyor.

İbn Arabi Hazretlerine göre müezzin, son tekbirleri, hem kendisi hem başkası için hem mescidde bulunup namazı bekleyen ve hem de mescidin dışında işiyle ilgilenen kişi için söyler. Kendi işiyle ilgilenen kimseye yönelik olarak müezzin ‘Allah içinde bulunduğunuz işten daha büyüktür’ der. Başka bir ifadeyle Allah, 'haydin' ifadesiyle 'size emredilen namaza, kurtuluşa ve bekaya yönelmekten engelleyen işlerinizden yüceltilmeye daha layıktır’ buyurur.

Müezzin Hakkı tevhid eder

Müezzinin “La-ilahe illellah” ('Allah’tan başka ilah yoktur’) ifadeleriyle ezanı mutlak birlikle bitirdiğini, bunun peygamberlerin Allah’dan ve Allah katından getirdikleri tevhide işaret ettiğini ifade eden Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri, “Bu cümle Rasulullah Aleyhisselam'ın ve önceki bütün peygamberlerin söyledikleri en üstün kelimedir. Böylece ezanı duyanlar, Allah’tan başka ilâh olmadığını yeniden hatırlar. Müezzin de, yalnız tevhid istediği için, Hakkı tevhid eder.

Sabah ezanında, ezana eklenen ve sevabı belirten ‘namaz uykudan daha hayırlıdır’ ifadesinin bazıları tarafından, ezanın bir parçası sayılıp dikkate alınırken, bazı insanların onu Hz. Ömer’in bir eylemi sayarak dikkate almayıp benimsemediğine dikkat çeken Cenab-ı İbnü'l Arabî: “Biz ise, Hz. Ömer’in fiili olsa bile, din bakımından onu kabul ediyoruz. Çünkü Peygamber Efendimiz, ‘Kim iyi bir adet başlatırsa’ ifadesiyle onu onaylamıştır. Biz, o ifadenin geçerli iyi bir âdet olduğundan kuşku duymuyoruz. Bu yorumla ‘namaz daha hayırlıdır’ ifadesi ezanın sünnet olan bir parçasıdır.” buyuruyor.

Ezana eklenen ‘en hayırlı amele geliniz’ ifadesine de değinen Şeyh-i Ekber Hazretleri, bu ifadenin de, Hz. Peygamberimiz zamanında yapılmış olması şartıyla kabul edilebileceğini belirtir. Ezana bu ifade Hendek savaşı hazırlıklarındaki kazılar esnasında eklenir. Ashab-ı güzin hendek kazarken namaz vakti gelir. Namaz, Peygamber Efendimiz'in vurguladığı gibi, en önemli iştir. Müezzin de buna telmihen ‘haydi en hayırlı amele, hendektekiler!’ diye bağırır.

İbn'ül Arabi Hazretleri bu rivayete dayanarak mevzubahis ifadenin ezandan sayılmasının hata olmayacağını, bilakis rivayetin doğruluğu durumunda ‘Kim iyi bir adet başlatırsa, onu işleyenlerin ödülünü alır’ hadisine uymuş bulunacağına dikkat çekiyor. Bu ifadeyi mekruh görenlerin ise, yalnızca taassup nedeniyle mekruh saydığını ve kabul edenlere karşı insaflı davranmadığını belirterek, “nefislerin tuzaklarından Allah’a sığınırız.” diyor.

Geride bıraktıklarımıza dönüp bir baksak

Günümüzde ezan konusunda bir çoğumuzun şikayeti var. Kimi müezzinin bed sesinden, kimi farklı vakitlerde okunan ezanların makamlarının farklı olması gerekmesine rağmen bu farkın gözetilmediğinden ve diğer bazı hususlardan şikayetçiler. Bunlar ezan konusunda dikkat edilmesi gereken ilk hususlar. Henüz bu ilk adımları doğru düzgün atamamış olmamız, bizim ezanın farklı şekilleri, mahiyeti ve manevi yorumları hakkında malumat sahibi olmamızı engelliyor. İslam klasikleri diyebileceğimiz Fütuhât-ı Mekkiyye gibi eserler bizi gavurun bağıyla derdest edilmemiş bir dönemin Müslümanının ne kadar ince bir zevke ve manevi olgunluğa erişmiş olmasını göstermesi bakımından benzersiz örnekler sunuyor. Geride bıraktıklarımıza dönüp bakabilmeyi Allah nasip etsin inşallah.

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2018, 12:12
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20