Hz. Mevlânâ’dan “karanlıkta filin tarifi”

"Hakikatin anlaşılması her zaman kolaylıkla gerçekleşmeyebilir. Bazen sabır bazen çaba çoğu zaman da temiz bir niyet ister. Mesnevi’de bu konu güzel bir hikâye ile anlatılır." Hüma Dergisi'nden Şevval Güneş'in yazısı.

Hz. Mevlânâ’dan “karanlıkta filin tarifi”

“Hindistan’dan getirilen bir fil, karanlık bir ahıra konulmuş. Hayatlarında hiç fil görmeyen halk da onu seyretmek için merakla o karanlık ahıra toplanmış. Karanlıkta bir şey göremeyince filin nasıl bir şey olduğunu anlamak için elleriyle azalarına dokunmaya başlamışlar. Birisi hortumunu tutup ‘Bu hayvan oluğa benziyor.’ demiş, bir diğeri filin kulağını tutmuş ve onu yelpazeye benzetmiş, biri de ayağına rastlamış, ‘Fil bir direk gibidir’ demiş. Biri filin arkasına elini sürüp ‘Fil bir padişah tahtına benziyor’ demiş. Herkes bu şekilde fili tarif edip onu kendi zannınca anlamış. Karanlık yüzünden sözler muhtelif olmuş, birinin dal dediğine öbürü elif demiş.”

 Hz. Mevlânâ der ki:

“Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerindeki farklılık ortadan kalkardı.”

Hikâyede görüldüğü üzere kişinin zannına kaynak olan bir delili de olsa maksat hakikate ulaşmaksa eğer delile kör gibi bağlanmak bu maksadı zorlaştırabilir. Fikirlerin, duyguların, mesnetsiz inançların üzerine bina ettiğimiz nice yargılarımızla belki biz de birçok zaman hakikatin köşesinden bile geçemiyoruzdur.

  Merak ile geldin hana! Gör merak seni neyleye.

  Kimi der ki kulağı kimi der kuyruğu…

  Daha görmeden dokundun sen file.

  Bir de kulak ver canlara onlar ne söyler sana.

  Toplanın hele canlar kim neye dokundu söylesin.

  Canı gönülden dinlensin, sonra ne olduğunu zaten bilensin.

  Söz hakkı tanınsa, toplanan mecliste çözüm kolay olur bilensin.

  Yeter ki sözü söyleyen dinlensin.

Şevval Güneş

Yayın Tarihi: 03 Kasım 2022 Perşembe 11:00
YORUM EKLE

banner19

banner36