Her zerrenin şükrü

Hedeflerimiz, yaşam gayemiz uğruna bazı hayatî kavramları idrak edemeden kimi zaman yalnızca günlerin birbirini kovalamasına şahitlik etmekteyiz. Bu kavramlardan biri de “Şükür.” Rümeysa İnce yazdı.

Her zerrenin şükrü

Hedeflerimiz, yaşam gayemiz uğruna bazı hayatî kavramları idrak edemeden kimi zaman yalnızca günlerin birbirini kovalamasına şahitlik etmekteyiz. Bu kavramlardan biri de “Şükür.” Söz konusu bu kavram, her ne kadar küçük yaşlardan son nefesimizi verene dek dilimizde de olsa hakiki manada yaşayarak söyleyip söyleyemediğimiz tartışmalara konu olabilecek niteliktedir.

Şükür, kelime anlamı olarak Rabbimize duyduğumuz minneti dile getirme şeklinde ifade edilmektedir. Peki, şükretmeyi yalnızca “Dile getirmek” olarak algılamak derin manasına haksızlık etmiş olmak değil midir? Yalnızca yemek masasından kalkarken yahut derdimize derman olunan bir anda iki dudağımız arasına sıkışmış bir sözcük müdür yoksa şükür? Elbette şükrün bu yönü de var ancak dil ile ikrar, kalp ile tasdik ettiğimiz imanımız gereği şükrü tüm yönleriyle ele almak durumundayız. Yemeğin ardından “Elhamdulillah” demeyi düstur edindiğimiz gibi aldığımız her nefeste, attığımız her adımda dünya telaşında payımıza düşen görevi hakkıyla nasıl eda edebilirim düşüncesi de zihnimizi meşgul etmelidir. Her uzvumuzun ahiret günü aleyhimize ve lehimize şahitlik edeceğinin bilincinde olarak bu çizgide yaşamımıza yön vermek, “Şükretmek” kavramını hayatımıza yansıtma konusunda bizlere ışık tutacaktır.

Şükür ve psikolojik iyi oluş

Şükür kavramı yalnızca inananların meşgul olduğu bir kavram değil, son yıllarda psikoloji biliminin de yakından incelediği bir olgu hâline gelmiştir. Şükür ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişki konusunda yapılan bir araştırmada cinsiyet faktörü ve şükretme kavramı incelendiğinde kadınların erkeklere göre şükretmeye daha eğilimli oldukları tespit edilmiştir. Kadınların maddi olarak ellerinde var olan şeylere karşı farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu, bunun nedeninin ise kadınların hayatta kendilerini güvende hissetme ihtiyaçlarının ve gelecek endişelerinin erkeklere oranla daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla beraber erkeklerin ise hayattan memnuniyet duyma, ellerinde var olanla yetinme konusunda kadınlara nazaran daha fazla

şükrettikleri belirlenmiştir.

Bu sonuçlara göre kadınların genel şükür oranı erkeklerden daha yüksekken, her iki cinsiyetin şükür konuları da farklıdır. Ayrıca şükür başlıklarından biri olan “Aileye yönelik şükür” başlığında ise araştırma sonuçlarında, 37-45 yaş grubu katılımcıların 21-28 yaş grubu katılımcılara göre ailevi konularda daha fazla şükrettiği tespit edilmiştir.1

Günlük hayatta sıkça kullanılan şükür ifadeleri ile psikolojik iyi oluş hâlleri arasındaki ilişkinin araştırıldığı bir çalışmada 15-17 yaş arası gençlerle çalışılmış ve çalışma sonucunda gençlerin psikolojik iyi olma düzeyleri artınca şükürlerinin arttığı, şükür ifadelerinin de arttıkça psikolojik iyi olma düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla iki kavram arasında karşılıklı belirleyicilikten söz etmek mümkündür.2

Elhamdülillah(!) Müslümansak…

Kur’an-ı Kerim’de birçok farklı surede şükür kavramını görmemiz

mümkündür. Araf Suresi, 10. Ayet-i Kerime’de Rabbimiz,

“And olsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orada size geçimlikler yarattık. Ne kadar az şükrediyorsunuz?” buyurmaktadır. Şüphesiz İslâm inancı ile şekillenen bir hayatta inanç ve şükür arasında kuvvetli bir bağ vardır. Çünkü dini anlamda her nimet, Yaradan’ı hatırlatırken iman ve şükür birbirinden bağımsız düşünülemez. Yaşanan her anın kıymetini bilmek şükrü bir an bile unutmamak değil midir? Öyle ki hayırlı görünen her olayın ardında yatabilecek şerri, her şerrin altında yatabilecek hayrı görebilmek ancak sabreden ve şükredenler kervanında olabilenlere yakın görünmektedir.

Rabbimizin “Eş-Şekur” İsm-i Şerifinin arkasındaki sır, esasında lütfedilen nimete şükrederek bir nebze acziyetimizi de fark etmektir. Şüphesiz bizlere bahşedilen ve hakkını veremediğimiz her nimetten mesulüz. İbrahim Suresi 7. Ayet-i Kerime’de Rabbimiz, “…And olsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi arttırırım…” buyurmaktadır. Bu minvalde düşündüğümüzde unutmamalıyız ki her nimetin şükrü kendi nezdindedir. Almış olduğumuz ilim, sahip olduğumuz araba, gözümüzden sakındığımız evlatlarımız, yanı başımızda desteklerini her daim hissettiğimiz, “İyi ki var!” dediğimiz nice yürekler… Her biri şüphesiz şükür sebebimiz. Şükrü tüm kapsamıyla anlamaya çalışmak hayatımızı bu forma uygun yaşamaya çalışmak da kulluk vazifelerimizdendir. İlmin şükrü onu diğer insanlarla paylaşıp aynı zamanda yaşamımıza aktararak, arabanın şükrü belki kış günü yolda kalmış birinin ihtiyacını gidererek, evladın şükrü doğum öncesinden son nefesine dek varlığımızı hissettirip cennet yolunda her alanda yetişmelerine destek olarak ve daha nice şekillerde sağlanabilir.

Hamd ve şükür kavramlarının psikolojik boyutuyla incelendiği başka bir araştırmada, “Birisi bana iyilik yaptığında ona teşekkür etmem gerekir.” ifadesine katılan kişilerin günlük hayatta şükretme davranışlarının da aynı sıklıkta olduğu tespit edilmiştir. Bu durum da Efendimizin  buyurduğu üzere; “İnsanlara teşekkür etmeyi bilmeyen Allah’a şükretmeyi bilmez.” Hadis-i Şerifi ile ortak noktada kesişmektedir. Aynı zamanda hamd, olumsuz bir durumla karşılaştığımızda dahi hatırımıza geliyorsa nitekim Yunus Emre’nin dizelerinde yer verdiği üzere,

“Cana cefa kıl ya vefa,

Kahrın da hoş, lütfun da hoş,

Ya derd gönder ya deva,

Kahrın da hoş, lütfun da hoş,

Hoştur bana senden gelen,

Ya hilat-ü yahut kefen,

Ya taze gül, yahut diken…

Kahrın da hoş, lütfun da hoş.”

diyerek Rabbimizden gelen olumlu olumsuz her duruma karşı şükredip gereğini yapmak da şükrün başka bir boyutu olarak ifade edilebilir.

Son olarak; Rabbimiz’in Furkan Suresi, 62. Ayet-i Kerime’de buyurduğu üzere, “O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.”

Her nefes alışımızı öğüt bilip hakkıyla şükrünü eda edebilmek duasıyla.

Rümeysa İnce

Dipnot:

1 “Şükür ve psikolojik iyi olma arasındaki ilişki üzerine bir alan araştırması.” Gülüşan Göcen (2012)

2  “15-17 yaşlarındaki ergenlerde şükür ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin araştırılması” Zehra Gönenç (2019)

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 09:59 Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2021, 10:02
banner25
YORUM EKLE

banner26