Hakikat yolunda hakiki duanın önemi

"Bir insanın hayatında başına gelebilecek en kötü şey Rabbi'nden ümit kesmek, bunun bir neticesi olarak da duayı bırakmaktır. Bizler başımıza gelen bir musibetten uzaklaşmak veya güzel bir dileğimizi gerçekleştirmek istediğimizde Rabbimiz'in o duruma mutlaka gücünün yeteceğinden şüphe duymamalıyız." Vildan Alp yazdı.

Hakikat yolunda hakiki duanın önemi

İnsan olmamız hasebiyle muhtaç varlıklarız. Yaptığımız her işte, aldığımız her nefeste bizleri yaratan Rabbimiz'e muhtacız. Bu muhtaçlığımız bizleri Rabbimiz olan Allah Teâlâ’dan isteklerde bulunmaya, O’na sığınmaya, O’na dua etmeye götürür.

İnsan her işinde kusursuzu aradığı gibi duasının da kusursuz olmasını ister. Bizlere her konuda olduğu gibi bu konuda da rehberlik edecek olanlar Allah’ın seçkin kulları, peygamberlerdir. Onların sözleri ve fiilleri bizlere örnektir. Bu doğrultuda yola çıkan akıllı bir mümin, Rabbinden dilekte bulunurken rızaya muvafık olunduğundan şüphe olmayan peygamber dualarından istifade eder.

Kur’an-ı Kerim’de duaları en fazla geçen peygamber, İbrahim’dir (Aleyhisselam). Dualarından bir tanesi de Saffat Suresi’nde geçmektedir: “Rabbim bana salihlerden bir evlat nasip eyle.”[1]

İbrahim peygamber evlat sahibi olacak yaşı geçtiği bir zamanda Rabbi'nden ümit kesmeyerek evlat sahibi olmak istemiştir. Çünkü O’nun kudretinin her şeyin üstünde olduğunu bilmektedir. Rabbi de o duaya icabet etmiştir. Bizler de günümüz şartlarında imkânsız gibi görünen durumlarda bazen dua etme gereği duymaz bazen de dua etsek de kalpten gerçekleşeceğine inanmayız. Ancak İbrahim’in (Aleyhisselam) bu duası bizlere imkânsız gibi görünen durumların sadece Rabbimizin “Ol!” emrine bağlı olduğunu öğretiyor. Çarelerin tükendiği durumlarda bile şayet Allah dilerse olmazların olduğunu, imkânsızlıkların ise mümkün hâle geldiğini ispat ediyor.

İbrahim’in (Aleyhisselam) Rabbi'nden istediği duada bize örnek olacak başka bir husus ise istediği evladın “Salih” olmasıdır. Bizler insan olarak neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu bilemeyiz. İstediğimiz şeyin bizim için ne gibi sonuçlar doğuracağını da bilemeyiz buna rağmen yine de ısrarla isteriz. Ama İbrahim’in (Aleyhisselam) duasına baktığımızda görüyoruz ki istediği evladı “Salih” olarak nitelemiş adeta “Rabbim şartlarını benim niteleyeceğim bir şeyi değil, senin sevdiğin ve razı olacağın şeyi bana vermeni istiyorum.” demiştir.

Duaya başka bir açıdan baktığımızda da İbrahim (Aleyhisselam) şöyle demek istemiştir: “Eğer evlat salih olmayacaksa hayırlı olmayacaksa nasip etme.” Bizler de dünyadaki mal-mülk, iş, ilim, yuva, evlat gibi isteklerimiz için bu düsturda olmalıyız. Rabbimize: “Şu işi istiyorum ancak bunun hayırlı olup olmadığını ben bilemem bunu ancak sen bilirsin.” deyip O’na teslim olmalıyız. İşte İbrahim peygamberin bizlere bu duasıyla öğrettiği diğer bir mesele de budur.

Bir insanın hayatında başına gelebilecek en kötü şey Rabbi'nden ümit kesmek, bunun bir neticesi olarak da duayı bırakmaktır. Bizler başımıza gelen bir musibetten uzaklaşmak veya güzel bir dileğimizi gerçekleştirmek istediğimizde Rabbimiz'in o duruma mutlaka gücünün yeteceğinden şüphe duymamalıyız. Bu inançla bir mümin görecektir ki hayatında türlü güzellikler onu bulmuş, olmaz dedikleri olmuş, olmayan ise onun için hayır olmuştur. Çünkü Rabbi'miz bizlere: “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz Ben yakınım, Bana dua ettiğinde duacının dileğine karşılık veririm. Şu hâlde Benim davetime gelsinler ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar.”[2] diye buyurmuştur.

İbrahim peygamberin duası üzerinde biraz daha düşündüğümüzde şunu fark ederiz; İbrahim (Aleyhisselam) peygamber olması sebebiyle Rabbinin rızasına uygun bir hayat geçirmiş, Rabbi onu “Halil” olarak vasıflandırmıştır. Bu dünyanın fani olduğunu bilen tek derdi Rabbinin rızasına uygun bir hayat sürmek ve en önemli vazifesi olan tebliğ görevini yapmak olan bir kul neden yaşı geçtiği hâlde “Salih” bir evlat sahibi olmak istemiştir? Çünkü evlat sahibi olmak bu dünyadaki en büyük nimetlerden biridir. Rabbimiz İbrahim (Aleyhisselam)’a evlat nasip ettiğinde şükretmesi de bu sebeptendir.

“Salih” evlat, anne baba vefat ettikten sonra da onların amel defterlerinin kapanmamasına vesile olur. Peygamberler her ne kadar büyük günahlardan uzak olsalar da makamlarının yüksek olması için dualar etmişler ve hayırlı ameller işlemişlerdir. Salih evlat da bunun için büyük bir vesiledir. Dinimizde de hayırlı nesiller yetiştirmek emredilmiştir.

Ancak günümüz insanına iş ve eğlence hayatının merkeze konulması gerektiği, aile kurmanın ve evlat sahibi olmanın yük olduğu benimsetilmektedir. İşte bu yüzden İbrahim (Aleyhisselam)’ın duası bizler için büyük öneme sahiptir. Rabbimize şükürler olsun ki peygamberlerin ışığı hâlâ günümüzü aydınlatmakta ve bizlere yol göstermektedir.

Vildan Alp

Hüma Dergisi, Sayı: 6

Dipnot:

[1] Saffat, 100

[2] Bakara, 186

Yayın Tarihi: 29 Nisan 2022 Cuma 16:00 Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2022, 14:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mücahid Mutlu
Mücahid Mutlu - 3 hafta Önce

Allah razı olsun, elinize sağlık. Biz de bu vesileyle ayet-i kerimeyi hatırlatalım; "قُلْ مَا يَعْبَؤُابِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَ دُعآَؤِكُمْ" De ki: Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?

banner19

banner26