Gönül sofrasında dostu ağırlamak

Aşçı dervişler (Ateşbaz-ı Veli), önlerindeki kazanlara sadece meyve-sebze atmazlar, bütün hamlıklarını da atıp karıştırırlar. Öyle dikkat ederler ki ocakların tütmesine, kazanların kaynamasına ve gönüllerin coşmasına. Selma Özkaya Muştuoğlu yazdı.

Gönül sofrasında dostu ağırlamak

Misafir geleneği Müslümanlar için vazgeçilmez bir sosyalleşme imkanıdır. Beraberlikler sağlanır, sofralar serilir, tebessümler gönüllere yerleşir, acılar tatlılaşır, tatlılar çoğalır, çocuklar oynaşır, büyükler kucaklaşır… Amaç bir araya gelip yemek yemek gibi olsa da toplumun kültürel manada sofraya verdiği anlam insanları bir araya getirip muhabbet ve kardeşlik lezzetlerini kaşıklatmaktır. Bir başka değişle yemek sadece bedene değil ruha da bir doygunluk vermektedir. Bu çerçevede “sofra” olgusuna, “eğitim kürsüsü”, “muhabbet sofrası” ve “irfan pazarı” olarak bakılmış ve tasavvuf geleneğinde insanın eğitilmesi ve sosyalleşmesi boyutunda önemli bir işlev yüklenmiştir.

Peygamber Efendimiz, nefsin hoşuna giden yemeğin az tüketilmesi gerektiğini tavsiye etmiştir. Yemeğe başlamadan önce tuz ile başlamayı ve yemeği bitirirken de tuzla sonlandırmamız gerektiğini buyurmuştur. Neden tuz diyebiliriz elbette. Öncelikle Müslümanca bir tavrımız olmalı hadislere karşı. Bu yaklaşımımızla incelemeliyiz, muhtevasını. Bu arada sağlıkçıların açıklamalarına da değineceğim. Midedeki mikropların öldürülmesi için tuza ihtiyaç varmış. Asrı Saadette bu bilimsel tespit açıklanmış mıdır bilemem, belki de bu durumu sorgulama ihtiyacı bile duymamışlardır. Kabul etmişler ve uygulamışlardır.

Sufiler, yemeğin malzemesine ve pişirilme metoduna birçok sembolik anlamlar ve tasavvufi motifler yüklemişler, bu sayede aslında dünyevi bir iş olan yemeği bir eğitim merhalesi olarak görmüşlerdir. Mutasavvıfların yemeği neden bir eğitim aracı gördüklerini; boğazından haram lokma geçen kimselerin cehenneme gideceğine dair hadislerle ilişkilendirebiliriz. Mideye girenin ruha olan etkisini bilen sufiler, bu konuda ciddi adımlar atmışlar, haram olanlara dikkat ettikleri gibi şüphelilerden de uzak durmuşlardır.

Yemeğin adaplarına değinecek olursak bu konuda “ahilik” akla gelen ilk isimdir. Ahilikte yemek; şerbet içmek, helva yemek ve sofra çekmek olarak üç ana başlığa ayrılmıştır. Ahilik teşkilatında şerbet bilinenin aksi istikametindedir. İslamiyet’ten önce şerbet olarak içilen içeceğin tatlı (şarap) olması hasebiyle ahiler onlara benzemek istememişlerdir. Bu sebeptendir ki şerbetleri tuzludur. Bu uygulama, teşkilat devam ettiği müddetçe can bulmuştur. Ahiler, “helvaları” özel günlerde yapmalarına rağmen “sofra çekmeleri” her gelen misafirle tekrarlanmaktaydı. Sofraya konulan yemeklere Kadiri Asitanesi’nin yaklaşımı çok manidardır. İnsan hayatı için önemli olan suyu temsil etmek çorbaya, toprağı temsil etmek et ve sebzelere, ateşi temsil etmek pilav ve böreğe, nesli temsil etmek pastırmalı yumurtaya ve Allah aşkını temsil etmek kaymaklı güllaca atfedilmiştir.  Yemeklere bakış tarzlarından anlaşıldığına göre yemek aslında sadece bir yemek değildir.

Mevleviler yemeğe ve yemeği yapana karşı ayrı bir saygı gösterirler. Nefsin terbiye edilebilmesini, her şeyin bir disiplin halinde yapılmasıyla olacağına inanan Mevleviler, kişinin çile çekmesi gerektiğini kabul etmişlerdir. Az yemek, aç kalmak ve nefsin isteklerine sınır koymak sufilerin nefsani eğitimleri için gerekli görülmüştür. Mevlevi tekkelerinde mutfak, ham olarak gelen derviş adaylarının pişmesine ve olgunlaşmasına yardımcı niteliğindedir. Aşçı dervişler (Ateşbaz-ı Veli), önlerindeki kazanlara sadece meyve-sebze atmazlar, bütün hamlıklarını da atıp karıştırırlar. Öyle dikkat ederler ki ocakların tütmesine, kazanların kaynamasına ve gönüllerin coşmasına. Çünkü bilirler ki ocaklar yanarsa tekkeler hayatta kalır ve şunu da iyi bilirler ki kazanlar ve kalpler yanarsa alemin sonu gelir. Nefsin terbiyesinde yemeğin maddiliği ile karın doygunluğuna ulaşılmasından ziyade manevi doygunlukla (ibadetlerle) şifa arayışında olmuşlardır…

Selma Özkaya Muştuoğlu

Kaynakça:

CEYLAN,Firuze-YAMAN, Melek, “Ritüele Dönüşen Mutfak: Mevlevi Mutfağı”, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 2018, cilt: VII, sayı: 3, s. 2172-2179

GÜNDÜZÖZ, Güldane, “Osmanlı Tekke Mutfak Kültürü ve Mecmuâ-i Fevâid, Cumhuriyet İlahiyat Dergisi, 2016, cilt: XX, sayı: 2, s. 175-205

KÖKSAL, M. Fatih, “Ahilikte Yemek Kültürü ve Yemek Adabı”, Ahilik Uluslararası Sempozyumu “Kalite Merkezli Bir Yaşam” Bildiri Kitabı, 2011, s. 379-389

 

Yayın Tarihi: 21 Ocak 2021 Perşembe 15:20 Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2021, 15:21
banner25
YORUM EKLE

banner26