Büyük tövbe ayı: Cemaziyelevvel

Büyük tövbe ayı dediğimiz Cemaziyelevvel'i bu yıl 16 Aralık'ta karşılayacağız. Milletimiz üç aylara gönlünü temizleyip girmek için bu ayları tövbe ile yâd etmiş. Burak Özkanlı haber verdi.

Büyük tövbe ayı: Cemaziyelevvel

Bir zamanlar hayatında zaman mefhumunu namaz vakitlerine göre taksim eden milletimizin hicri takvim aylarında irfan ile bulduğu, sürdürdüğü zengin manalar vardır. Muharrem ayı, Kerbela hadisesinin teessürü, ibreti ile geçer ve Aşure günü de bu aydadır. Rebiyülevvel, Efendimiz Hz. Muhammed (as)’in âlemleri teşrif buyurup sürura, rahmete gark eyledikleri aydır. Cemaziyelevvel, Arapların bir deyişi ile “kendisinde hayret verici pek çok olayın gerçekleştiği bir ay” olup bizde de halk arasında “büyük tövbe ayı” diye anılır ve Cemaziyelâhir de “küçük tövbe ayı” diye bilinir. Receb-i Şerif, Şaban-ı Şerif ve Ramazan-ı Şerif'in ise hususi faziletleri herkesçe malumdur ki en kısa deyişle hadis-i şerifte buyurulduğu gibi sırası ile Allah’ın, Efendimizin, ümmetin aylarıdır. Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nin ilk on günü de hac aylarıdır.

Büyük tövbe ayı dediğimiz Cemaziyelevvel'i karşılamaya hazırlanıyoruz. Küçük tövbe ayı denilen Cemaziyelâhir de gelip geçecek ve Receb-i Şerif'e erişeceğiz. Milletimiz üç aylara gönlünü temizleyip girmek için bu ayları tövbe ile yâd etmiş. Tövbe, rücu etmektir. Hataya, günaha sırtını; Hakk’a, mahcup halde yüzünü dönmektir. Kur’an-ı Kerim’de tövbeye, tövbe edenlerin hususiyetlerine, kabul edilip edilmeyecek tövbelere dair pek çok ayet-i kerime vardır. Mesela; “Ey Müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe edin ki felaha eresiniz.” (Nur Suresi, 31) yahut “Allah tövbe ile kendisine dönenleri sever…” (Bakara Suresi, 222). Sahih hadis-i şeriflerde de tövbeye dair pek çok rivayet vardır. Ayet-i kerimelerde Gafur, Rahim, Tevvâb gibi isimler ile tövbe edenler müjdelenirken, Efendimiz de hadis-i şeriflerde birbirinden büyük müjdeler verir. Hepimizin aşina olduğu “Günahtan tövbe eden o günahı işlememiş gibidir” (İbn Mâce, Zühd 30) yahut kulun bir günah işleyip tövbe ettiğini, Rabbimizin de bu hâl üç kez tekrarlandığı halde üçünde de affedip icabet ettiğini anlattığı hadis-i şerifi (Buhari, Tevhid, 35) gibi…

Avamın ve havâssın tövbesi diye ikiye ayrılır tövbe

Kelabazi’nin Taarruf eserinde Hz. Cüneyd ve Sehl Tüsteri dilinden tövbe, günahı unutmak diye tarif edilir. Bunu izahta Kelabazi diyor ki: “Günah olan fiilin zevkini ve izini kalpten öylesine çıkarmak; ta ki ondan ruhta eser kalmasın.” Yine aynı bahiste tövbenin bazı türleri anlatılır. Mesela bir tasnife göre inâbe ve isticâbe tövbeleri vardır. İnâbe gazaptan korkarak edilen tövbe iken isticâbe ise lütuf ve keremden mahcup olup edilen tövbedir.

İbn Arabî Hz.lerine atfedilen (ancak sadece onun üslup ve eserlerine benzediği için böyle olup müellifi Ebu’l Fazl Muhammed Bistâmî olan) “Tuhfetü’s Sefere” (Hakikat Yolcularına Rehber) eserinin tövbe bahsinde ise detaylı bir tasnif vardır. Avamın ve havâssın tövbesi diye ikiye ayrılır tövbe. Avama mahsus tövbe de üçe ayrılır ki ilki müminlerin avamının tövbesidir. Bu tövbe hata, gaflet, unutma neticesindeki küçük günahlar içindir. İkincisi avama mahsustur ki bu tövbe için altı şart sayılır: Geçmiş günaha pişman olmak, günahı terk etmek, günahı işlememeye azmetmek, zulmettiği kimseler varsa haklarını vermek, riayet etmediği farzları kaza etmek, günah ile büyüttüğü nefsi ibadet ve itaat ile küçültmek, seherlerde mahcup, gözü yaşlı Hakk’a niyaz etmektir. Üçüncüsü kâfirlere mahsus olandır ki küfrüne tövbe edip imana, İslâm’a gelmektir.

Havâssa mahsus tövbe de ikiye ayrılır. İlki hâssu’l hâssa mahsustur. Bu tövbe enbiya ve evliya içindir. Efendimiz’in günde yetmiş kere istiğfar ettiğini buyurduğu tövbe böyledir ki bu bir an için kalbe ince bir perde gerilip Allah’tan gayrı şeyle olmaya karşıdır. Bendenizin büyüklerden öğrendiği kadarı ile de Efendimiz (as) daima seyrinde terakkide olduğu için eriştiği her müşahede ve hakikatte bir evvelki müşahede ve hakikate tövbe ediyor idi. İkincisi ise evliyanın avamına mahsus olup dünya işleri ile alakalı hatıra, vesvese sebebi iledir. Şeyh Galip Dede’nin sözü ile hitama erdirelim ki misk olsun, affa vesile buyurulsun: “Tevbe yâ Rabbi hatâ râhına gittiklerime / Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime....”

Burak Özkanlı 

Yayın Tarihi: 30 Kasım 2020 Pazartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2020, 09:16
banner25
YORUM EKLE

banner26