Bu susuzluk neye yarar?

"İrade kontrolünde zorluk çeken insanların hayatlarının birçok döneminde sorunlarla karşılaşmaları olasıdır. Neyse ki iradeyi geliştirmenin mümkün olduğunu ve olası çözüm yollarını sunan çalışmalar insanlara yol göstermektedir." Hüma Dergisi'nden Derya Uzunköprü yazdı.

Bu susuzluk neye yarar?

Her insanın gerçekleştirmek istediği küçük ya da büyük hedefleri vardır. Bu hedefler kimi zaman kısa vadeli kimi zaman ise uzun vadeli olabilir. Örneğin bu hedef, kimisi için başladığı kitabı belirlediği süre aralığında bitirmek kimisi için ise yerine getirmeye başladığı oruç gibi bir ibadetine en güzel şekilde sonuna kadar devam etmektir. Her insanın hedefinin farklı olması gibi o hedeflere ulaşmak için ortaya koyacağı enerjinin, motivasyonun ve gayretin kaynağı ve boyutu da farklı olacaktır. Dolayısıyla herkesin hedeflediklerine mutlaka ulaşacağını ya da başarıyı aynı sürede elde edeceğini söylemek güçtür. Ancak şu açıkça söylenebilir ki her insan hedeflediklerine ulaşmak için güçlü bir iradeye ihtiyaç duyar.

İrade çeşitli şekillerde tanımlanan şemsiye bir kavramdır. TDV İslâm Ansiklopedisi Sözlüğü, irade terimini şu şekilde aktarmaktadır: “Sözlükte ‘istemek, dilemek’ anlamına gelen irade, terim olarak ‘nefsin yapılması gerektiğine hükmettiği bir işi, bir amacı gerçekleştirmeyi istemesi, ona yönelmesi’ veya ‘canlıyı, kendisinden değişik mahiyetteki fiillerin doğmasını sağlayacak bir duruma getiren nitelik’ yahut ‘bir fayda elde etme inancının ardından doğan eğilim’ gibi değişik şekillerde tanımlanmıştır.”1 İrade gücü, ilgili zorluklara rağmen birinin bir şeyler yapmasını sağlayan kararlılık ve öz disiplinin birleşimidir. Bu mekanizma, kişinin daha sonra fayda elde etmek için şimdi fedakârlıklar yapabilmesini sağlar.2 Kısacası, bireyin gerekli durumlarda kendine söz geçirerek ileride elde edeceği faydalar için bazı zorluklara katlanmasıdır. İrade, aynı zamanda harekete geçme gücü ve yeteneğidir. Fiilin gerçekleştirilmesinde belirleyicidir. İrade, kişiyi fiile yönlendirmekte, fiil de iradeye bağlı olması bakımından gerçekleşme imkânı bulmaktadır.3 Bu noktada öz disiplin, öz düzenleme, kararlılık gibi kavramların öne çıkması önemlidir. Çünkü irade, kişinin kendisine söz geçirebilme kapasitesiyle alakalıdır ve aynı zamanda güçlendirilebileceği bir potansiyeldir. Bu yönüyle çoğu zaman bir vücut kasına benzetilir. Bu benzetme, onun çalıştırıldıkça güçlenen, geliştirilmedikçe de sönen bir yapıya sahip olmasından dolayı yapılır.

İradeyi güçlendirmede davranışın sürekli ve düzenli olması önemlidir. Bundan dolayı iradeyi güçlendirmeye yönelik araştırmalar yapılmış ve birtakım yollar bulunmuştur. Orucun da bireyin kişilik gelişimine ve bireysel hayatına etkilerine bakıldığında, iradeyi güçlendirme noktasında kilit bir rol oynadığı görülmektedir.

İrade-oruç ilişkisi

İrade kontrolünde zorluk çeken insanların hayatlarının birçok döneminde sorunlarla karşılaşmaları olasıdır. Neyse ki iradeyi geliştirmenin mümkün olduğunu ve olası çözüm yollarını sunan çalışmalar insanlara yol göstermektedir. Oruç ibadetinin de bireyler üzerinde, iradeyi güçlendirme ve onu kontrol etmeyi öğretme gibi olumlu etkileri mevcuttur. Orucun insanın bedensel sağlığına olumlu etkilerinin yanı sıra insanın zihinsel ve psikolojik iyi oluşuna da katkı sağladığı bilinmektedir. Bilinçli ve iradeli olarak ortaya konan bazı tutumlar iradenin gelişip güçlenmesine imkân tanımaktadır. İnsanın canının her istediğini dilediği zaman yapması iradesini zayıflatan bir faktör olduğundan, insanın bu tarz davranışlarına en az bir ay ara verdiren Ramazan orucu insanın irade eğitimini büyük ölçüde desteklemektedir. Çünkü kişi çok acıkmasına rağmen yemek yeme fiilinden uzak durmayı tercih eder. Nefsini terbiye etmek adına davranışlarına çeki düzen verir. Dolayısıyla oruç salt olarak imsak vaktinden sahura kadar aç ve susuz kalma ameliyesi değildir. Duyu organlarının ve çeşitli arzuların kontrol altına alındığı, insanın davranışlarına bazı kısıtlamaların getirildiği bir süreç olan oruç insan beyninin kontrol ve karar mekanizmasını desteklemektedir. Aynı zamanda tercihlerini normalden çok daha farklı şekilde yapmasını sağlayan oruç insana bazı zorluklara katlamayı, sabretmeyi, oto kontrolü sağlamayı ve dürtülerine hâkim olmayı öğretir. Tasavvufi açıdan oruç, insanın iradesini kuvvetlendirerek kötülüklerden sakınmasını, menhiyattan uzak tutarak kalbini, aklını, ruhunu ve nefsini terbiye etmesine önemli bir vesiledir.4

Orucun beyin üzerinde etkileri

İradeli davranışlar ortaya koymanın beynin işlevleriyle çok yakından bir ilgisi vardır. Beyin, bedensel ve duygusal olayların yöneticisidir. Beyin tüm içsel ve dışsal çevrenin algılanmasını yöneten, bilgi edinen ve bilgiyi işleyen bir organ olduğundan dolayı, insan davranışının ve kişiliğinin birçok benzersiz özelliğini oluşturur. Lob adı verilen bölümlerden oluşan beynin her lobu farklı işlevleri yerine getirmekle görevlidirler. Örneğin, hipokampus, temporal (şakak) lobun merkezinde yer alıp hafızadan ve öğrenmeden sorumludur. Bunun gibi beynin ön kısmında yer alan frontal lobun bünyesinde bulunan prefrontal korteks de insanın karar verme, akıl yürütme, merkezidir. Prefrontal korteks, bedenin ve dış dünyanın mevcut durumunu entegre edici işlevinin yanı sıra dürtüyle ilgili nesneleri, öğrenilmiş toplumsal kuralları değerlendirme ve önceki ödüllendirme-cezalandırma tecrübeleriyle karşılaştırarak plan yapma işlevini sağlar. Ayrıca güdülenmenin şiddet ve tarzını ayarlar. Bunu gerçekleştirirken de hem faal hafıza (working memory) ve toplumsal model alma hem de yapılacakların uzun vadede sonuçlarını sezinleyebilecek soyut bir model kurabilme yeteneğini kullanmaktadır.5 Dolayısıyla insan ortaya koyduğu ya da koymadığı davranışların tercihini beynin bu bölgesinin işlevsel hale gelmesiyle verir. Bu yüzden prefrontal korteksin sağlıklı işlemesi ile insanın iradeli olabilmesi arasında doğru orantı vardır. Oruç da kişinin tercihlerini, kararlarını kontrol altına alan bir ibadet olması hasebiyle manevi boyutunun yanında fizyolojik anlamda prefrontal korteksin işlevselliğini arttırmaktadır denilebilir.

Sonuç

Oruç, İslâm dininin farzları arasında olan önemli ibadetlerdendir. Müslümanlar ibadetlerini sağladıkları faydalardan dolayı değil, Allah’ın emri olduğu için yerine getirirler. Ancak merhametiyle kullarına muamele eden Rabbimiz emrettiği her buyruğuna sayısız fayda ve hikmet saklamıştır. Dolayısıyla oruç tutmanın da bir Müslümanın hayatına sağladığı faydalara psikolojik bir perspektiften bakıldığında orucun iradeyi sağlamlaştırma hususundaki yararı açıktır. İnsanın dilediği şekilde davranmasına bir süre müsaade etmeyen oruç, nihayetinde insanın davranışlarını kontrol altında tutabilmesini sağlayarak iradesini güçlendirmektedir. Oruçlu iken yapılması istenmeyen davranış ve durumlardan uzak durmak için gösterilen çaba ve emeğin neticesi, kişinin kendisi üzerindeki hakimiyetinin artmasına da vesile olacaktır.

Derya Uzunköprü

Hüma Dergisi, Sayı: 15

Kaynakça:

1 Mustafa Çağrıcı-Hayati Hökelekli, “İrade”, TDV İslâm Ansiklopedisi

2 Bechara, Antoine, “Decision making, impulse control and loss of willpower to resist drugs: a neurocognitive perspective” Nature neuroscience 8.11

(2005): 1458-1463

3 Mustafa Çağrıcı-Hayati Hökelekli, “İrade”, TDV İslâm Ansiklopedisi

4 Veysi Cengiz-Veysel Akkaya, “Tasavvufî Açıdan Bir İbadet Olarak Oruç” Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, 24.48: 95-115

5  Engin Üngüren, “Beynin nöroanatomik ve nörokimsayal yapısının kişilik ve davranış üzerindeki etkisi”, Uluslararası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi, 7.1 (2015)

Yayın Tarihi: 27 Haziran 2022 Pazartesi 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36