Aynı olma korkusuyla farklı olma çabası arasında kaçırdıklarımız

Yüreğimiz hâlâ inciniyorsa buna da şükür, sağlammış demek ki. Ümitlerimiz de daim olur ki iyileşince kaldığımız yerden devam edebilelim. Görkem Gündüz yazdı.

Aynı olma korkusuyla farklı olma çabası arasında kaçırdıklarımız

Başımıza gelen olayları, o anki ruh hâlimize göre değerlendiriyoruz. Keyfimiz yerindeyse dışarıdan gelebilecek negatif bir hamle teğet geçebiliyor bizi. Eğer gemilerimiz zaten batmışsa o gün Güneş doğmasa da olur! Günden güne herkesleşme furyasına katılıp katılmayacağımızın sınavına tâbi tutuyoruz ruhumuzu. Hayalî yel değirmenlerine cephe almış gibi elimizden akıp giden zamana karşı savaşıyoruz. Yoruyoruz kendimizi, en çok kendimiz için dinlenmeye çabalarken.

Sayısı artıyor elimizde olanların. Elde ettiklerimiz bizi tutup yükseltmiyor da ağırlık yüklüyor dibe doğru inerken. Yürüyoruz yine de yolda olmanın yolun sonuna varmaktan daha kıymetli olduğunu bilerek. Yürüyoruz, yürümenin şükrünü eda edip edemeyeceğimizin şüphesiyle, yollar arttıkça düzene uyum sağlama telaşıyla.

Aynı olma korkusuyla farklı olma çabası arasında yalpalayıp dururken nelere sahip olduğumuzu kaçırıyoruz. Sevdiklerimizin bir bir eksilişini seyrediyoruz. Her gidenin ardından yaslara bürünüp kalbi temizlemeye yetmeyen yaşlar akıtıyoruz. Kalben, zihnen hatta bedenen her yanımızı sarıyor eldekini kaybettikten sonra kıymetini anlamanın verdiği vicdan azabı. Sahip olduklarımızın birer imtihana dönüşmesi ile yitirdikten sonra kıymetinin bilinmesi arasındaki geçen süreye hayat deniyor. Kendimize layık gördüğümüz hayatı, herkes için dilememiz gerek. Aklımız hayatımızı başkalarının hayatıyla kıyaslayıp bizi kederlendirirken; ruhumuz eldeki azın, elde olmayan çoktan evla olduğunu söylemeli.

Kalbimizdekileri unutmakla hatırlamamak arasındaki o keskin çizgi üzerinde yürüyoruz. Kimi tez unutulacak kadar elzem kimi hiç hatırlanmayacak kadar kıymetsiz. Hepsinin sonu, tamamen yok olmaları gerektiği için böyle... Kalpleri çeviren Allah iyi ki daimi bir yörüngede sabit bırakmıyor bizi. Adımlarımız hızlanıyor ve rahat olmasa da yürüyebiliyoruz...

İçimizin geleceğe dair ümit dolduğu ve Allah’ın yerinde saymayıp yeniden yeniden başlamaya cesaret edenlere gönderdiği yardımlara birçok kez nail olduk. İyi ve güzel, merhametli ve naif olduğumuz o anlarda içimize sessiz hüzünler bastırırken bulduk kendimizi. Toplu taşımaların camlarında kendi gözlerimizin içine baka baka ağlamışlığımız vardır yol boyunca. Yolun bitip hikâyenin bitmediği yerlerde bir durak mesafesi kadar susmuşluğumuz da vardır...

Yüreğimiz hâlâ inciniyorsa buna da şükür, sağlammış demek ki. Ümitlerimiz de daim olur ki iyileşince kaldığımız yerden devam edebilelim. İncinmeden incitmeden yaşam mümkün mü bilinmez… Ama yürüyoruz yolumuza tatlı anlar, acılı anılar ve bir tutam da şükrü katık edip… Kalbin büsbütün yara olduğunu biz unutuyoruz orası kesin fakat kalbin kendisi böylesi yara olduğunu bilmese her gün kan pompalar mıydı tüm incinmeleri iyileştirmek için bu kalplerin savaşından sağ çıkabilelim diye?

Görkem Gündüz

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 15:02 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2021, 15:02
banner25
YORUM EKLE

banner26