Allah’a giden yol, gönülden geçer...

"Yola çıkmak, niyet etmekle başlar. İlk olarak kâinatı okumak için yola çıkmalı ve buna niyet etmeli… Bir okyanus mesabesinde olan kâinata göre insan ancak ve ancak bir katreden ibarettir." Ehliman Simitçioğlu yazdı.

Allah’a giden yol, gönülden geçer...

Yolculuk var, planlanarak hedefi belli edilen ve zahmet çekilmeden o hedefe ulaşılan; yolculuk var, gönlün hevesini kendine yelken yapan, aklın dümeniyle menzile varmaya çalışan. Yaratılmış en mükemmel varlık olarak insan, kendisine lütfedilen ömrünü tamamlama sürecinde, her daim böyle bir yolculuğun içinde olduğunu fark etmeden bazen sağa sola yalpalayarak bazen de bu süreç için kendine belirlediği rehberinin de yardımıyla sağlam adımlarla ilerler. Bu aslında bir nevi kendini arama ve geliştirmenin gayretidir.

Yola çıkmak, niyet etmekle başlar. İlk olarak kâinatı okumak için yola çıkmalı ve buna niyet etmeli… Bir okyanus mesabesinde olan kâinata göre insan ancak ve ancak bir katreden ibarettir. Bu yolculukta kula düşen, Rabbi’ni bilme yolundaki bütün sebeplere sarılmaktır. Aslında bu, bir nevi kişinin kendini bilmesi dolayısıyla Rabbini bilmesidir. Ancak menzile giden bu yol, engeller ve tehlikelerle doludur. Haset, kin, hırs, haram, şehvet, mevki ve makam sevdasından daha tehlikeli olan ne olabilir ki? Bu sebeple bu yol, yalnız gidilerek menzile varılabilecek basit bir yol değildir.

Yol, yolu gösterecektir

Hak yolunda yalnız gitme, bu yol tehlikelerle doludur. Bu yolda, yol kesenler çoktur. Senin tek bir canın var, canınsa düşmanı pek çok. Üstelik içinde bulunan can düşmanını tanımıyor, ona can diyorsun, cihan adını takıyorsun. Bu dünyada senin gibi aptallar pek çoktur.1 Yola rehbersiz giren iki günlük yolu yüzlerce yıl gidecek. Üstadsız meslek edinen şehir ve kasabaların maskarası olur.2 

Yola çıkın! Bilmediklerinizi yolda öğrenmeye hazır olarak... Yola çıkın, yürüyün ama tek başınıza değil! Çünkü rehberle çıkılan yolda, karşınıza çıkacak engelleri aşmak size eziyet değil, zevk verecektir.

Hakikati bulmak istiyorsanız yola koyulun, evreni, kâinatı seyredin. Telaşla rızkının peşinde koşan karıncadan, günlerce kanat çırpıp varacağı menzile ulaşmaya çalışan kuşlara ve denizin binlerce fit altındaki canlılara kadar yaratılmış olan her mahlûk, o hakikatin sırrına ulaşmak için yola koyulmadı mı? Tıpkı Gülşehrî’nin kaleme aldığı Mantıku’t Tayr’da olduğu gibi:

Farsça’da “Si” otuz, “Murg” kuş demektir. Mantıku’t Tayr da “Otuz Kuş” demektir. Eserde, kuşların padişahı olduğuna inanılan ve Kafdağı’nın arkasında yaşayan Simurg’u bulmak için isimleri zikredilen bülbül, tûti, tavus, hümâ, bat (Kaz), şehbaz (Akdoğan), keklik ve bûm (Baykuş) ile zikredilmeyen diğer kuşlar toplanırlar. Bunlar içinde Hüdhüd de vardır. Hüdhüd, kuşlara Yaratanın habercisi olduğunu, yaratılışın sırrını bildiğini, Süleyman’ın  yoldaşı olup onunla bütün âlemi dolaştığını, bunun için kendisinin ardından gelmeleri hâlinde Kafdağı’ndaki padişahları Simurg’a ulaşabileceklerini söyler. Yol uzun ve zahmetli olduğu için kuşlar, Hüdhüd’e çeşitli sorular sorarlar. Hüdhüd, soru soran bütün kuşlara cevap verir. Yola çıktıktan sonra bitkin düşen kuşlar, tekrar Hüdhüd’ün etrafına toplanıp yola devam etmek için şüphelerinin giderilmesini isterler. Hüdhüd onlara önlerinde “İstek, aşk, marifet, tevhid, hayret ve fakr u fena” adlı yedi vadi daha bulunduğunu, ancak bunları geçince Simurg’a ulaşacaklarını söyler. Yola koyulan kuşlardan bazısı yolda kalır, bazısı yem bulmak için yere iner, bazısı da açlıktan ölür. Telef olan kuşlar dışında geri kalan otuz kuş, aradıkları padişahın bulunduğu yere ulaşır. Karşılarına çıkan saraya, Simurg’u görmek için girdiklerinde kendilerinden başka kimsenin olmadığını görürler. Nihayet Simurg’un kendilerinden, kendilerinin de ondan başka bir şey olmadığını anlarlar.3 Hüdhüd’ün rehberliği olmadan Kafdağı’nı aşamayacak olan kuşlar gibi hakikate ulaşmak isteyenler için de en büyük rehber, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz olmalı. Zira O, güneşin etrafı aydınlattığı bir şule, sırr-ı vahdetten haber veren bedr-i kevneyn,4 şems-i rahmet5 ve hakâyık gencine miftahtır.6 Kur’an’da Allah, “Ey Muhammed! Biz Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik!”7 buyururken de buna işaret etmiyor mu?

Gönlü yelken eyleyerek

Gönlünün sevdasını kendisine yelken yaparak yola koyulanların, önce gönüllerini arındırması gerekir. Zira Allah’a giden yol, bu gönülden geçmektedir. Çünkü Allah’ın birliğine inanan gönüldür:

Gönül ili Hakk’un gizli ilidür

Andan haber viren gerçek velîdür

Gaybî Hakk’a giden gönül yolıdur

Gönülde iste bul Hakk’ı didiler8

Gönlünü iyiye yönlendirecek olan insana Allah yardım edecektir. Ahmed Yesevî bunu, kendi hayat safâhatı içinde şöyle dile getirmektedir:

Pîr-i mugan cür’asidin katre tattım

Yol tapay dip başım birle tünler kattım

Bihamdi’llâh lûtf eyledi nurga battım

Köngül kuşı lâ-mekânga yitti dostlar

“Mürşit yudumundan damla tattım; yol bulacağım diye geceler (boyu) düşünceye vardım: Allah’a hamdim ile (O) lütfeyledi, nura battım, gönül kuşu lâmekâna erişti, dostlar.”9

İlim, bu yolda ilerlerken kişinin dayanacağı en sağlam destektir. Zira ilim olmadan Hakk’ın ve hakikatin bilinmesi beklenemez.

Aramak için yola çıkmayan, ilâhî sırlara ve hakikate ulaşamaz. Ancak gönlünde bu aşkı kor hâline getirmiş olanlar değil, ateşin hararetini canlı tutanlar nefsini bilerek Rabbinin kendilerinde tecelli ettiğini görebilirler.

Bâb Aziz filmini seyredenleriniz bilir. Bize göre kör olan fakat gönül gözünün açıklığıyla gideceği yolda şaşırmayan bu dervişin her sözü, bir nakış misali yüreklere kazınmıştır:

“Yol yoktur, sen yürürsen yol olur. Dünyadaki ruhlar kadar Allah’a giden yol vardır. Aranan bulunur ama bulunan kaybolan değildir. Yürümek yeterli, sadece yürümek, davet edilenler yolu bulacaktır. İnancı olan kişi asla yolda kaybolmaz.”

Ehliman Simitçioğlu

Dipnot:

1 Rubai 737: Şefik Can, Hz. Mevlâna’dan Rubailer, Kültür Bakanlığı Yayınları

2 Mesnevi III-588, 590

3 A. Atilla Şentürk, Ahmet Kartal, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, s. 163

4 İki âlemin parlak ayı

5 Rahmet güneşi

6 Hakikatler hazinesinin anahtarı

7 Enbiya Suresi, 107

8 Gaybî

9 Necla Pekolcay, Yunus Emre’ye Hoca Ahmed Yesevî’den İntikal Eden İnanç İzleri

Yayın Tarihi: 09 Eylül 2021 Perşembe 13:00
banner25
YORUM EKLE

banner26