banner17

Aksaray'ın manevi koruyucularından bir büyük zât

Aksaray, toprağın altında ebedi uykusunu uyuyanlarıyla da maneviyatı bol bir beldedir. Bunlardan biri de Sünbül Efendi'nin hocası Cemaleddin Aksarayî hazretleridir. Ömer Frauk Deliktaş yazdı.

Aksaray'ın manevi koruyucularından bir büyük zât

Aksaray şehrimiz, bünyesinde birçok ecdad bakiyesini barındıran, bunlara sahip çıkan çok kadim bir yerleşim yeridir. Sadece toprak üstündekilerle önemli bir şehir değildir Aksaray. Ayrıca toprağın altında ebedi uykusunu uyuyanlarıyla da maneviyatı bol bir beldedir. Çok kısa zamanda sizi hem toprağının altındakilerle hem de üzerindeki sayısız tarihi eserlerinin ve doğal güzelliklerinin efsunuyla sarmalar. Evliya Çelebi de Aksaray’ın manevi yönünü “Yedi binden ziyade evliyaullahın olduğu tevatürle sabittir.” şeklinde anlatmıştır.

Bizim de ziyaretimiz Aksaray’ın en eski mezarlıklarından Ervah Kabristanlığı’naydı. Burada meşahirden iki büyük zat medfundur. Somuncu Baba yani Şeyh Hamid-i Veli hazretleri ve Cemaleddin Aksarayi hazretleri.

Cemaleddin Aksarayî hazretleri kimdir?

Cemaleddin Aksarayî hazretleri ismi duyulmamış ve pek bilinmiyor olsa da Sümbül Efendi’yi herkes bilmektedir. Sümbül Efendi’nin hocası Cemaleddin Aksarayî hazretlerinin türbesine emin adımlarla ilerliyoruz. Bu büyük velinin huzuruna başımızı eğerek giriyoruz. Burası bir aile sofası. Cemaleddin Aksarayî hazretlerinin ahfadının kabirleri bizleri karşılıyor. Birkaç adımdan sonra merdivenle inilen bir bölüme geliyoruz. Burası hazretin günümüzdeki torunları olan Aksaray’ın meşhur ailelerinden Perek soyadını taşıyan ailenin mezarlarının bulunduğu bölüm. Ve tüm bu mezar taşları Cemaleddin hazretlerinin türbesi etrafına bir bir dizilmiş müridleri andırmaktalar.

Başımızı eğerek girdiğimiz hazirede bulunan türbenin ilk odası bir mescid. Hemen yanındaki odada da büyük veli Cemaleddin Aksarayî hazretlerinin kabirleri var. Peki az bilinen, isminden söz edilmeyen, dersaadetten uzak ebedi uykusunu uyuyan Cemaleddin Aksarayî hazretleri kimdir? Bu kısa ama kesif yolculuğumuzun ilk durağı da son durağı da Aksaray ama bakalım nice yerlerde bulacağız kendimizi…

Şeyh Efendi’nin rüyası

Çelebi Halife lakabıyla da meşhur olan Şeyh Cemaleddin Aksaray’da doğmuştur. Büyük müfessir Fahreddin Razi’nin torunudur ve bu soylu aile tarihe Cemalî Ailesi şeklinde geçmiştir. İlk eğitimini Aksaray’da tamamlayıp sonrasında diyar diyar gönlünün tarikını aramış, İstanbul’a gelmiş, Hacı Halife’den Zeyniyye tarikatının hilafetini almış ancak mana ateşini teskin edememenin verdiği şevkle seyahatlere çıkmıştır. Karaman taraflarına gelerek Halveti şeyhi Abdullah Karamanî’ye intisab etmiş, onun vefatından sonra Tokat’ta halveti şeyhi Tahirzade’ye, onun da vefatından sonra Erzincan’da Bahaeddin Erzincanî’ye intisab ederek seyrü sülukunu tamamlamıştır.

Amasya’ya yerleşmiş, burada Şehzade Bayezıd’ın yakın çevresinde bulunmuştur. 2. Bayezıd tahta oturduğunda Şeyh Cemaleddin Efendi’yi İstanbul’a davet eder. Çelebi Halife hazretleri, İstanbul’a gidip gitmemek kararını almak için istihareye yattıklarında, rüyasında Amasya’dan nur saçan bir meşalenin çıkıp İslam’ın en son hudut boylarına kadar gittiğini ve oraları nura gark ettiğini, sonra bu nurun âlemi kapladığını ve Rum diyarının ışık ve nurlara gark olduğunu görür. Şeyh Efendi’nin bu rüyası, irşad faaliyetlerinin Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla ve kendi halifeleri yolu ile bütün Rum diyarına yayılarak genişleyeceğine yorumlanmıştır. Çelebi hazretleri, İstanbul’da Bayezıd-ı Veli tarafından karşılanır ve kendisine Balat’taki Gül Cami tahsis edilir. Bu kiliseden camiye çevrilen ibadethanede nice talebeler yetiştirip erbainler çıkartmıştır.

Daha sonrasında Koca Mustafa Paşa, Kızlar Manastırı Kilisesi’ni alarak camiye çevirip orada bir külliye vücuda getirir. Ve de Çelebi Halife hazretlerine bir ev yaptırıp tekkenin meşihatını kabul etmeleri rica edildiğinde kendisinin tek şartı bu görevinden dolayı kendisine maaş bağlanmaması isteği olur. Ta o zamandan yüzyıllar sonrasına kadar, o vakit Koca Mustafa Paşa Külliyesi, bu zamanda ise Sümbül Efendi Tekkesi olarak isimlendirilen şerefli mekandaki şeyh efendilere maaş verilmemiştir.

Kabe yolunda vefat etti

Bu tekke İstanbul’da kurulan ilk düzenli Halveti tekkesidir. Cemaleddin Aksarayî hazretleri Halvetiliği İstanbul’a getiren kişi olması açısından da çok kıymetlidir. Halveti tarikatının İstanbul’daki bu asitanesi kuruluşundan 1925 senesine kadar eşiğine gelen herkesi feyz denizine daldırmış, zikirlerine soluksuz devam etmiştir. Cemaleddin Halveti hazretleri 9 sene buradaki makamında vazife yapmış ve Halvetiyye tarikatının Cemaliyye şubesini kurmuştur. Hz. Pir bu tekkede nice pirler ve halifeler yetiştirmiştir. Bunlardan en meşhuru Sünbüliyye Tarikatı’nın piri Sünbül Sinan hazretleridir. Bir diğeri de Tokat’ta tanıyıp sonra davetiyle Amasya’ya gelen Hayreddin-i Tokadî’dir. Şeyhi İstanbul’a gidince Hayreddin Tokadî hazretleri de şeyhi ile beraber Koca Mustafa Paşa Asitanesi’ne yerleşir.

Cemaleddin Halveti, Sünbül Sinan hazretlerini Mısır’a irşad vazifesi için gönderir. Bu arada da İstanbul’da çok büyük bir veba salgını zuhur eder. Sultan Bayezıd dua etmesi için hac vazifesiyle Hz. Pir’i Mekke’ye gönderir. Kırk dervişiyle yola çıkan Çelebi hazretleri, Sünbül Sinan’a da “Kabe’ye gel” hitabıyla mektup göndertir. Hz. Pir, Şam yolundan, Sünbül Sinan Mısır yolundan Kabe’ye gitmekteyken Hz. Pir Şam yakınlarında dervişlerini etrafına toplar ve vefat etmeden vasiyetini söyler: “Kızım Safiye Hatun’u Sünbül Sinan’a nikahlayın ve makamıma o otursun.” Ve Sünbül Sinan hazretleri, Cemaleddin Aksarayî hazretlerinden devraldığı makam-ı şerifte tam 33 sene irşad görevini ifa eder. Tesbih taneleri misali geçen 33 sene ve git gide büyüyen bir tarikat kolu…

Bu soylu ailenin bugünki temsilcileri

Cemaleddin Aksarayi hazretlerinin tesis ettiği Cemaliyye Tarikatı’nın feyz deryasından sudur eden birçok tarikat vardır. Bunlar Sünbiliyye, Şabaniyye, Karabaşiyye, Nasuhiyye, Bekriyye, Kemaliyye, Semaniyye, Dürdüriyye, Saviyye isimli tarikatlardır. Çelebi Halife hazretlerinin halifelerinin İstanbul’da kurmuş oldukları tekkeler, en eski Halveti tekkeleri olarak kabul edilmektedir. Bu tekkelerin isimleri şöyledir: Karabaş Tekkesi, Sinan Erdebili Tekkesi, Koğacı Dede Tekkesi, Atik Ali Paşa Tekkesi, Yedikule İmrahor Tekkkesi, Aydınoğlu Tekkesi, Sofular Alaeddin Tekkesi.

Bu soylu aile daha sonrasında Cemaleddin hazretlerinin torunu olan ve aynı zamanda Yavuz Sultan Selim’in de şeyhülislamı Zenbilli Ali Cemali Efendi ile devam etmiştir. Ve şimdi de Aksaray’da Perek soy ismi ile ecdadına yakışır şekilde devam etmektedir. Bu ailenin şu anki manevi reisi Cemaleddin Perek birçok hayr sahibi güzel bir insandır ve Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin Aksaray halifesidir.

((Cemaleddin Aksarayî hazretlerinin şahsiyeti üzerindeki bilgiler tam olarak vuzuha kavuşturulamadığı için bu yazımız ihtilaflardan bir nebze olsun sıyrılıp Allahu alem bu doğrusudur diyerek Lemazat-ı Hulviye isimli nadide eserdeki bilgiler ışığında ve diğer başka kaynaklardan yararlanılarak yazılmıştır.))

Ömer Faruk Deliktaş yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2018, 22:15
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20