Akıl, kalp ve zevk selameti

Ailelere ve muallimlere düşen vazife; hayatının her hâli zevk-i selim, kalb-i selim ve akl-ı selim üzere olan Peygamberimiz’in (s.a.v) hayatını çocuklara emsâl göstermektir. Nev'ibey yazdı.

Akıl, kalp ve zevk selameti

Akıl, kalp ve zevk selameti

İnsan, yaradılışın başından beri karmaşık düşüncelerin ağında bocalamış durmuştur. Ama hiçbir zaman başıboş bırakılmamıştır. Âdemoğluna dâimâ rehber insanlar (peygamberler, evliyâlar vs.) ve kitaplar gönderilmiştir. Bu rehberler insanı akl-ı selîm- kalb-i selîm ve zevk-i selîm sahibi olmaya davet etmişlerdir.

Akl-ı selim, günümüz tâbiriyle sağduyu demektir. Yani akıllı, temkinli hareket etmektir. Akl-ı selim sahibi olmak isteyen insan bin düşünüp bir konuşmalıdır. Muhâkeme yeteneğini geliştirip akl-ı selim üzere hareket etmek, insana diğer kişilere karşı bir saygınlık ve i’tibâr kazandırır. Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyet-i kerimede akletmek ve düşünmekten bahsedilir. Akl-ı selim sahibi olabilmek için, Kur’ân-ı Kerim’in bu âyetlerini düstur edinip ilk âyet olan ‘OKU!’ emrine uyarak kendimizi ilim ve irfan yoluna koymalıyız. Kitaplar selâmet yolunun rehberleridir; fakat iyi ve kaliteli kitaplar… Her kitap okunmaz, iyi okur seçerek okumalıdır. Bazı kitapların satır aralarındaki zehirler aklımızı sakat düşüncelere sevk edebilir.

Kalb-i selim; temiz, latif, hoş gönüllü olmak ve kalp yumuşaklığı demektir. Bu haslete sahip olmak için kişinin iyi bir ahlâk ve edep ile terbiye edilmesi gerekir. İnsanda iyi ve kötü ahlâk doğuştan vardır. Bunlardan hangisinin baskın olacağına te’sir eden unsurlar; aile, çevre ve kişinin kendi gayretidir. İyi ailede ve temiz, edepli çevrede yetişen kişilerin meyli çoğunlukla iyiye doğrudur. Kötü aile ve çevre ekseriyetle kişide kötü ahlâka sebebiyet verir. Kalb-i selim üzere olmak insana her kapıyı açar, önündeki engelleri kaldırır. Çünkü mahlûkâta karşı yumuşak ve latif gönüllü olmak onların kalbini fethedecektir. Gönülden gönle bir köprü, bir bağ kurulacaktır. Peygamberler, evliyâlar nice insanların kalbini yumuşaklıkla fethetmişlerdir. Levnî “Atalar Sözü” adlı şiirine:

      Tut atalar sözünü kalb-i selîm ol

       Gönülden gönüle yol var demişler. beytiyle başlamıştır.

Zevk-i selim sahibi olmak, insanın yaşantısında ince, zarif ve estetik ruhlu olması demektir. Estetik ve zarif olmayan şeyler, çirkin ve tuhaf görünür. Ne yazık ki günümüzde tuhaf ve çirkin olan şeyler moda diye yutturulup insanlar asıl zarâfetten uzaklaştırıldı. Pejmürde, dağınık ve vurdum duymaz hayat yaşamak tabiî(doğal) bir davranış gibi gösterildi. Bunun baş müsebbibi de müstehcenlik, yalan ve propaganda üçgenindeki tv, gazete yâhut telefon gibi medya araçları ve ruh yoksunu kitaplardır.

Çocuklarımızın bu üç güzel haslete sahip olabilmeleri için onları öncelikle medya araçlarından uzak tutmalıyız. Çünkü özellikle televizyon, insanı düşünce kısırlığına düşürerek muhâkeme yeteneğini köreltip yaptığı ahlâksız, müstehcen yayınlarla ve zevksiz, edepsiz kişilerin hayatını örnek gibi göstererek kalp katılığına, estetik ve sanat ruhundan mahrum olmaya mahkûm etmektedir. Ailelere ve muallimlere düşen vazife; hayatının her hâli zevk-i selim, kalb-i selim ve akl-ı selim üzere olan Peygamberimiz’in (s.a.v) hayatını çocuklara emsâl göstermektir. O’nun ahlâkı olan Kur’ân-ı Kerim’le hemhâl etmektir. Onlara İslam harfleriyle yazmayı öğretmektir. İslam harfleri, o kavisli, insan vücuduna benzeyen şekilleriyle zarâfetin zirve harfleridir. Yazılarında bu harfleri kullananlar zevk-i selim sahibi olma yolunda mesafe kat’ederler. Hatırlanmalıdır ki bu harfleri kullanan Selçuklular ve Osmanlılar, estetik ve sanat şâheseri eserler meydana getirmişlerdir. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarı olan Sinan’ı ortaya çıkarmışlardır.

Bu üç haslete sahip olabilmenin bir diğer unsuru; kitap okumaktır. Özellikle sanat ruhlu eski İstanbul beyefendisi ve hanımefendisi, devr-i kadîm şahısların kitapları mutlaka okunmalıdır. Büyük mütefekkir Cemil MERİÇ’in söylediği gibi: ‘Kitap,zekâyı kibarlaştırır.’ İnsana güzel bir üslupla konuşma ve yazma kâbiliyeti kazandırır. Kelime dağarcığımızı artırıp muhâkeme gücümüzü kuvvetlendirir.

Hülâsa-i kelâm, çocukları televizyondan uzak tutup, Kur’ân-ı Kerim ve Peygamber ahlâkıyla terbiye edip, bol kitap okutmalıyız. Tabii bunları öncelikle kendimiz uygulamalıyız.

Yazan: Nev’îbey

Kaynakça:

  1. Osmanlıca-Türkçe Lügat, Ferit DEVELLİOĞLU
  2. Gençlerle Başbaşa, Ali Fuad BAŞGİL
  3. Bu Ülke, Cemil Meriç                       

                                                                                                                     

    

Yayın Tarihi: 15 Aralık 2020 Salı 13:30 Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2020, 13:26
banner25
YORUM EKLE

banner26