102 yaşında ama hafızası maşallah yerinde!

Rıza Amca Kur’an-ı Kerim’in mealini ve manasını kelime kelime, satır satır ezberler. Derslerde okunan birçok kitabı da aynı şekilde ezberleyen Rıza Amca’ya, rüyasında da bazı kitaplar ezberletilir.

102 yaşında ama hafızası maşallah yerinde!

 

İki yıldır görmüyordum Rıza Amca’yı. Her yaz başında olduğu gibi memleketine gitmiş, ancak kardeşleri bu sefer alıkoymuş, geriye göndermemişlerdi. Doğduğu köye, Ardahan’a bağlı Yukarı Gündeş Köyü’ne yerleşmişti yeniden. Tanıyanlar haber verdi ki, Samanyolu Tv’de yayınlanan “Maceracı” adlı program Ardahan’a uğramış, Rıza Amca’yı da bulup çekmişler. Programın kaydını bulup izledim. Elhamdülillah Rıza Amca hiç değişmemişti, aynı sıhhat, aynı hafıza yine karşımdaydı.

Kara Baba Dergâhı’nda tanıdım Rıza Amca’yı. Dergâhın kıdemlilerinden idi. Onun için gizli bir hazineydi diyemem. Çünkü konuşmaya başlar başlamaz fark edilir, katıldığı bütün meclislerde sohbete yön verirdi. Sohbetlere verdiği yön, tıpkı kendi yönü gibi Kur’an’ın yönüydü.

Hafızası kuvvetli olan Rıza Amca’ya, rüyasında da bazı kitaplar ezberletilirRıza Karagül Amca

Rıza Amca’nın yani Rıza Karagül’ün doğum tarihi tahminen 1910 yılıdır. Ardahan’a bağlı Yukarı Gündeş Köyü’ndendir. Çocukluğu, Ermeni çetelerinin, Rus işgalinin, İstiklal Harbi’nin hengamesi içinde geçmiştir. Şark Orduları Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’nın huzurunda söylediği marşı, aynı heyecanla söyler size.

Rıza Amca’nın hayatını değiştiren hadise, Tiflis’ten gelip köylerine yerleşen, Hacı Bektaş Veli soyundan gelen Seyyit Ali Hoca ile kardeşleri Hasan ve Süheyl Hoca’lardır. Hem zahir hem de batın ilimlerine sahip olan bu değerli hocaların köye gelişi ile büyük bir ilim meclisi kurulmuştur bu yayla köyünde. Rıza Amca, onların sohbetinde bulunur, onlardan ders alır.

O zamanlar köylerde ilim meclisleri yaygındır. Köylüler geceleri toplanmakta, Hz. Ali cenkleri, Eba Müslim cengi, Fuzuli’nin Hakikat-ı Süeda’sı gibi eserler okunmaktadır.

Rıza Amca henüz küçük bir çocuk iken, rüyada kendisine büyük bir nimet verilir. Bu nimet hafıza kuvvetidir. Bu kuvvet sayesinde, Seyyit Ali Hoca’nın derslerinde onun dizlerinin dibine oturmaya, derste okunanları, konuşulanları anında ezberlemeye başlar. Seyyit Ali Hoca derste geçenleri Rıza Amca’ya sorar, o da satır ve kelime atlamadan tekrar eder her seferinde.  Seyyit Ali Hoca talebelerine; “Bu çocuk buradan kalkmayacak!” diye tembih eder. Rıza Amca bu dönemde Kur’an-ı Kerim’in mealini ve manasını kelime kelime, satır satır ezberler. Derslerde okunan birçok kitabı da aynı şekilde ezberleyen Rıza Amca’ya, rüyasında da bazı kitaplar ezberletilir.

1934 yılında İstanbul’a gelen Rıza Amca, ailesinin ısrarı sonucu bir sene sonra memlekete geri döner. Daha sonraları ise dönem dönem İstanbul’a gelip gider. Kur’an’ın manasını ezbere bildiği için hürmet görür, birçok dergâhta sohbetlere davet edilir.

Kudretli bir hafıza isteyenlere, her seferinde iki tavsiyede bulunmuş

Rıza Karagül Amca1982 yılında Selami Akat Bey ile beraber Kara Baba Dergâhı’ndaki bir sohbet toplantısına katılır. Bu toplantıda tanıştığı Ahmet Sadık Efendi ile aralarında büyük bir muhabbet olur. Bir daha da Ahmet Sadık Efendi’nin yanından ayrılmaz. Rıza Amca, Nakşibendi meşayıhından Mahmut Paşa Cami-i Şerifi İmamı Şeyh Muhammet Tevfik Efendi’nin, Reis’ul Kurra, Şabani ve Nakşi müderris Bayındırlı Mustafa Hilmi Efendi’nin ve Hacı Cemal Arvasi Hoca’nın talebelerinden olan Ali Adnan Yeğin Efendi ile, yine Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin torunlarından Hakkı İbrahimhakkıoğlu ile ve Dr. Behiç Kaynak ile Kara Baba Dergahı’nda tanışıp dost olur. Dergâhın kapıları kapanana kadar, toplantılara iştirak eder.

Bir gün dergâhtaki toplantıya, kendi ilmine ve anlayışına çok güvenen ve konuşulan her şeye itiraz eden bir adam gelir. İtirazlarından vazgeçmeyen bu gururlu misafire Ahmet Sadık Efendi; “Bizim de burada bir gizli hazinemiz var” diyerek Rıza Amca’yı işaret eder.  Rıza Amca sorulan her soruya, yapılan her itiraza, Kur’an’dan ayetlerle cevap verince adam söyleyecek bir şey bulamayarak teslim olur. O günden sonra Rıza Amca, birçok toplantıda, birçok itirazcıyı aynı şekilde susturmuştur.

Defalarca şahit olmuşumdur ki Rıza Amca bir Natık-ı Kur’an’dır. Konuşulan her mevzuda, o konu ile ilgili ayetleri sıralar, sure ve ayet numaralarına, hatta ayetin hangi sayfanın kaçıncı satırında olduğuna kadar meseleyi açıklar, insanüstü bir hafıza ile karşısındakini hayran bırakır. Birçok şahidin huzurunda, kendisine tam 25 yıl önce ayaküstü söylenen bir telefon numarasını hatırladığına ben de şahit olmuş idim. Kendisine verilen bu nimetin peşinde koşan çok olmuş; Rıza Amca da, kudretli bir hafıza isteyenlere, her seferinde iki tavsiyede bulunmuştur. Birinci tavsiyesi Ala Suresi’nin 6. ayet-i kerimesini vird edinmektir; “Senukriuke fe lâ tensâ / Sana biz okutacağız, bundan sonra sen unutmayacaksın”. İkinci tavsiyesi ise Ayet’el Kürsi’yi zaferan ile 7 kez sağ elin avuç içine yazmak ve onu yalamaktır.

Bu tavsiyelerin haricinde, onun sahip olduğu hususi halin sırrını merak eden, havas ilimlerine meraklı birçok zat zaman zaman Rıza Amca’nın peşinde koşmuş ise de, o halden bir nasipleri olmamış, Rıza Amca ser vermiş, sır vermemiştir.Rıza Karagül Amca

Rıza Amca Ehl-i Beyt’e büyük bir muhabbet beslerdi

Rıza Amca’nın ezberinde olan sadece Kur’an değil idi. Yazıcıoğlu Muhammet’in Muhammediye’si, Ahmet Bican’ın Envar’ül Aşıkin’i, Ahmet Mürşidi’nin Ahmediye’si veya diğer adıyla Pendname’si, Eşrefoğlu Rumi’nin Müzekkin Nüfus’u Rıza Amca’nın ezberinde idi. Yaşı yüzü geçmesine rağmen, bu eserlerin konularını eksiksiz anlatır, her konunun yerini sayfa ve satır numaralarına kadar söylerdi. Yine Pir Sultan Abdal’ın ve Nesimi’nin deyişlerini ezbere okur, Hz. Ali’nin, Hz. Hamza’nın ve Eba Müslim Horasani’nin cenklerini ve Kerbela Hadisesi’ni bütün tafsilatı ile anlatabilirdi.

Rıza Amca Ehl-i Beyt’e büyük bir muhabbet besler, bilhassa Cafer-i Sadık Hazretleri’ni bütün ilimlerin menbaı olarak görürdü. Rıza Amca diğer dergâhlara da devam eder, bilhassa her 10 Muharrem’de, Zeytinburnu’daki Seyyid Nizam Camii ve türbesinde düzenlenen meclislere iştirak ederdi.

Rıza Karagül AmcaDergâhta yapılan her sohbet, Rıza Amca’nın işareti ile Mushaf-ı Şerif’in açılması ve onun yerini bildirdiği ayetlerin okunması ile tamamlanır, ardından yine Rıza Amca’nın okuduğu, kendi deyimi ile ilm-i ledünne ait olan, Nesimi’den, Fuzuli’den yahut Pir Sultan’dan uzun manzumeler ile taçlanırdı. Geçen her sene, dergâhın binasını ve müdavimlerini daha da yaşlandırdığı halde, yüz yaşını devirmiş olan Rıza Amca’nın hafızasında zerre kadar bir oynama olmazdı.

Yine de devran döndü, Rıza Amca’nın dergâhtaki akran ve ahbapları birer birer Hakk’a yürüdü. Gün geldi, en netameli dönemlerde bile açık kalabilen bu dergâhın kapıları, takdir-i ilahi sırrına binaen kapandı. Rıza Amca, her yaz gidip hasret giderdiği Ardahan yaylalarına temelli olarak döndü. Kim bilir belki de, yıllardır ısrarlı taliplerden sakladığı halini devretmek için, aradığı gerçek istidat ve emanet sahibi çocuğu, doğup büyüdüğü o yaylalarda bulmuştur.

 

Yetkin İlker Jandar yazdı

Dünyabizim notu: Bahsekonu "Maceracı" programının 40. dakikasından itibaren Rıza Amca'yı dinleyebilirsiniz.

Yayın Tarihi: 02 Şubat 2013 Cumartesi 12:58 Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2013, 13:05
YORUM EKLE

banner19

banner36