“Hayy!  De” İsmet Özel!  ‘Hayy’la hayat bulursun inşallah

Türkçenin bir İslâm dili olduğu gerçeğini anlamamız için herhangi bir Türkçe Sözlük’e bakmak yeterli. Allah (c.c) lafzının madde başı olduğu bölümde yüzlerce deyim içinde Lafzatullah’ı göreceksiniz. Çünkü İslâm dini, hayatın merkezine Allah (c.c) inancını (Kelime-i Tevhid)  koyar. İslâm öncesi dönemde, ölüm ‘feleğin öcü’ iken (Alper Tunga Sagusu); İslâm sonrasında ‘Allahın emri’ olur. İslâm öncesinde yaratılışla ilgili bir sürü efsane vardır. İnsanlar, ağacın beline vuran ışıktan, bozkurttan vs. doğar. İslâm sonrasında insan bir yaratıcı tarafından yaratıldığını öğrenir. Yağmur artık göklerin öfkesi değildir, rahmettir ve her damlasını melekler indirmektedir. Allah inancını merkez edinen toplum için izah edilmemiş hiçbir olay yoktur. Bir yere girersiniz, Allah’ın selamını verirsiniz. Ayrılırken Allah’a ısmarlarsınız. Ticaret, Allah bereket versin ile biter. Her şey nasip iledir. Kaderde ne yazılmışsa o olur. Her işte, her yerde Allah’ın dediği olur. Er’rızku alallah, Maşallah ilkelerimizi hatırlatır levhalarda. Sevilmeyen, istenmeyen eylemleri yapanlar Allah’a havale edilir, işler altmış altıya bağlanır. Dilimiz Türkçe o kadar Müslümandır ki ateist, gayrimüslim biri, Türkçe beddua edeceği zaman “Allah belanı versin” demek zorundadır.

Bu açıklamaları şöyle elde dursun, bakalım.

*

İsmet Özel, en önemli şiir kitabına her ne kadar Erbain adını koysa da, mistik bir şair değildir. İsmet Özel’e dense dense “millet mistiği” denilebilir. Dilimiz Türkçenin bir Kur’ân dili olduğu gerçeğini fark eden düşünürlerden biri olarak İsmet Özel, yaptığı mutat toplantılardan birine “Hay! De” adını vermişti. Bu tür toplantılar aklımıza öncelikle “Toparlanın Gidiyoruz”  Sonra  “Toparlanın Gitmiyoruz” konferanslarını getirdi.

Ondan sonra da “artık vakit tamam, ne duruyorsunuz (duruyoruz), haydi, hareket ve eylem zamanı”  gibi birçok anlamı olan bir eylem adı seçmişti.   

İstiklal Marşı Derneği’nin sitesinde kelimenin iki ayrı yazımı var. Eskimez yazı ile yazılışı “ha, ye, dal, ye”. Kelimenin bir de “nida, istical ve teşci” anlamında kullanımı var ki onun imlâsı güzel he ile. ( he, elif, ye, dal, ye) Bazı kullanımlarda  “hayde” şeklinde olan bu ünlem, (he, elif, ye, dal, güzel he) şeklinde yazılır. (Bkz. Hüseyin Kazım Kadri, Türk Lugati, 4.c.s.84).

Bir atasözü olarak kullanılan “Hayy’dan gelen hû’ya gider” cümlesinde de imla yine “güzel he” iledir.

İsmet Özel kelimeyi latinize ederek her iki anlama gelecek şekilde kullanıyor. Böylece kelime Latin asıllı Türkçede “Haydi” mânâsı verirken; eskimez yazıda Esma’ül Hüsna’dan El-Hayy lafzı üzerinden Allah’a götürüyor. İsmet Özel, mistik bir şair olmamasına rağmen kelimeye esas mânâsını ihsas edecek şekilde yazmakta ve kullanmaktadır.

Sadece bir düşünür değil; bir eylem adamı da olan şair için yerinde bir başlık.

“Hay! De” kelimesine dikkat ediniz. Eğer, zi-ruh isek, canlılığımızın farkında isek, bu canın kaynağını da bilmeliyiz. Zira canlılığımız Hayy’dan gelmektedir. Haydi, diyeceksek, önce o diriliğin Hayy’dan geldiğini bilmeliyiz, ne dediğimizin şuurunda olmalıyız. Çünkü sadece Hayy’ın kim ve ne olduğunu bilenler “Hay! De” diyebilir.

Sadece “Hay! De” diyenler, “haydi” diyebilir.

Bir dil ki, hayreti Hayy ile anlatır. (Hay deeee!) Bir dil ki insanı bir yere gönderirken Hayy’ı anarak gönderir. (Haydi!) Keşif ehli boşana demiyor, Hayy; ism-i âzâmdır diye.

İsmet Özel’in hakkını teslim edelim. Türkçedeki İslâmî özü keşfeden bir şairdir, demiştik. Ama bu bâbda bir kişinin de adını anmamız lâzım: Fatih Türbedarı Ahmed Âmiş Efendi. Efendi hazretleri türbeye veya dergâhına gelenlere “ haydi, git” derdi.

Bu söz önceleri anlaşılmamış ve âgâh olmayanlar “eh, artık git” diye anlamışlardı. Sözün üzerinde tefekkür edenler, sonradan fark ettiler ki Hazret, “Hayy, di,(de) öylece git, Hayy’ı zikrederek git” “Hayy, di” diyormuş. (Eski Türkçede de-mek fiili kapalı (e) ile di-mek şeklinde kullanılırdı.)

Şairlerimiz biraz da ermişlerimizdir veya ermişlerimiz aynı zamanda şairdir. Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Mevlana Hazretlerini bu bâbda zikredelim. Laf aramızda bendeniz Sezai Karakoç ve İsmet Özel’in de ermişlerden olduğu kanaatindeyimdir. Bu bâbda Yol Durumu’na bakabilirsiniz. Diyoruz ki; İsmet Özel, eyleminin adını “Hay De” koyarken Ahmed Âmiş Efendi’nin sözlerinden haberdar olmayabilir; ama şairlere mahsus ermişlik haline sahip ve Türkçenin İslâm dili ve özellikle sufi dili olmasından dolayı, şair, ehl-i keşif ile aynı bilgi seviyesindedir. Ve bu hâl, dilimizin İslâm dili olduğunun açık bir delilidir.

Son sözü şöyle bağlayalım.

Hayy; diri, canlı, yaşayan Varlık, ve aynı zamanda hayylığı hiçbir Varlık’a bağlı olmayan, zatı ile diri, mahkûkata bahşettiği hayatın kaynağı ve yaratıcısı anlamlarına gelir ve Cenab-ı Hakk’ı işaret eder.

Bu yazımız ve Hayy ism-i celili, bir kalp krizi ve iki beyin ameliyatı geçiren İsmet Özel’i hayata tekrar bağlayan, onu dirilten, ona canlılık veren bir dua niyetine olsun. İşin hakikatini bilenler şifa için dua ederken “Yâ Şâfi”, “Yâ Kâfi”, “Yâ Muâfi” dualarının yanına “Yâ Hayy”ı da ilave ederlerdi. İsmet Özel için şifa için dualarımızı “Hayy” ismini zikrederek yapalım inşallah.

Hayy ile diri olalım. Hayy ile diri, canlı olasın İsmet Özel!

Yâ Hayy!

Not: Yazıda kullanılan görsel İSAR'a aittir.