Yolcu dergisinin yeni sayısı çıktı

92. yürüyüşünde Yolcu dergisi okurlarını “İnandığımız yerden kırdılar bizi…” sloganıyla selamlıyor.

Yolcu dergisinin yeni sayısı çıktı

Bu sayının yazarları: Ömer İdris Akdin, Müştehir Karakaya, Faik Öcal, Mustafa Everdi, Mehmet Aycı, Yıldırım Beşkardeş, Ali Korkmaz, Fatih Tezce, Murat Sayımlar, Mustafa Karaosmanoğlu, Mehmet Şamil, Mustafa Yıldız, Akif Dut, Rıza Kemal G., Rabia Gelincik, İsmail Delihasan, Lütfi Bergen, Ömer Vural, Banu Özbek, Bekir Yıldırım, Bülent Sönmez, Ömer Çoban, Davut Güner, Sultan Alak, Sabahattin Taşkın, Gökhan Akçiçek, Hayrettin Durmuş, Mustafa Alagöz, Bünyamin Doğruer, Ali Fırat, Şevket Hüner, Arif Arcan, Mehmet Aktaş.

Seyir Defteri’ni Ömer İdris Akdin yazdı:

“Acelemiz var. Doymak bilmez iştahımız… En takvalı elbiselerimiz mavi ve kırmızı. Kostümlerimiz süperman, hayal dünyamız Hollywood. Gözlerimizi unuttuğumuzdan beri daha güzel görüyoruz; ışıltılar, albeniler. Rengarenk bir âlem. İçimiz muttaki dışımız hercai. Daha mutluyuz takkemizin altına gizlediğimizden bu yana beynimizi. Çok devingeniz. Her oltanın hakkını veriyor belleğimiz, balıklar alıp götürdüğünden beri. Bir puttan diğerine ve daha endamlısı varsa uçarcasına ötekine... Sırtımızda cilalanmış pelerin. Dünyaya kök salmaya geldik. Şu ölüm kaygısı olmasa…”

Mecmuanın Orta Yeri/ Selçuk Küpçük konuşturdu.

Şakir Kurtulmuş  “İlkin şiiri çok özlediğimi gördüm”

Metin Celal “Kimse yazdığı hakkında durup düşünmek, kalemi eline almak istemiyordu.”

Mustafa Everdi ‘Bireysel Akılda Toplumsal Hamaseti Felsefe ve Şiir’ üzerinden kaleme aldı:

“Toplumlar için hamasi çağrılar; din, siyaset, ideoloji adına yapıldığında elbette ikiyüzlü görünür, zamanın dışında bir aldanıştır. Özellikle toplumsal idealleri seslendirenler, bireysel lüksünden geri kalmayınca doğar büyük hayal kırıklıkları. İdeologlar, vaizler, yöneticiler suiistimali büyüttüğü oranda, söyledikleri de kimsenin kulağına girmez, tepkiler çoğalır.”

Yıldırım Beşkardeş ‘Niteliksel Çölleşme’ye değindi:

“Başımız sıkıştığında arayabileceğimiz dostlar, göğsümüz daraldığında dizinin dibine oturacağımız ağabeyler, derdimizi, sıkıntımızı anlatabileceğimiz arkadaşlar hızla azalıyor. Partizanlığı, holiganlığı, hamaseti paylaşan ciddi yığınlara karşılık, sıcak somunu paylaşacağımız birlikte soğan kıracağımız dava adamları nerdeyse yok artık. Büyük niceliksel yoğunluklar arasında büyük niteliksel yoksunluklar yaşıyoruz ve bu bize ciddi patolojik süreçler olarak dönüyor.”

Ali Korkmaz, ‘İnsanı Bozan Şeyler’ üzerinde durdu:

“Bozulma ve nihayetinde ölüm olgusu, doğadaki canlılığın ve sürekliliğin temelidir. Bu nedenle genel anlamda evrensel düzen için olumsuz bir şey değildir. Hatta gereklilik ve zorunluluktur da.”

Mustafa Karaosmanoğlu, ‘zor yıllar’ üzerinden çocukluğuna doğru yola çıktı:

“bazen zor, bir coğrafyanın adı olur, orada bütün cihetlerde kuşatır sizi ve gelir oturur ömür dediğiniz o zamanın diliminin böğrüne. bazen vakte giydirilen dar bir gömlek olur zorluk namına paylaşılan her şey.”

Lütfi Bergen ‘İnanmak ve İman Etmek’ konusunu inceledi:

“Müslüman görünmek topluma, imanla hareket etmek Allah’a yönelik eylemlerdir.”

Banu Özbek, Macar yönetmen Ildikó Enyedi’nin Teströl és Lélekröl (Beden ve Ruh) filmi üzerinde değerlendirmelerde bulundu:

“Sorsalar, yokmuşum gibi varolmak isterdim oysa. Ne ki sormadılar.”

Gökhan Akçiçek,  ‘Aşksız Ve Unutulmuş Bir Şair: Beyhan Güley’ başlığı altında bir dramı dile getirdi:

“Kendini bulmanın zahmeti bir ömre yayılır da, anıların gölgesinde serpilen neşeli birkaç sözümüz, bizi tarif eden en anlamlı bir öyküye kolayca dönüşüverir. Bazı yaşamları -hatta tüm yaşamları diyebiliriz- tasarlamak, çekip çevirmek, özenilesi kıvama getirmek kimsenin elinde değil.”

Şevket Hüner ve Arif Arcan ‘Resimli Yazıları’na devam etti:

“İhtiyarlık, insanın anlaştığı veya anlaşamadığı kişileri kaybetmenin hüznüyle yaşamakta zorlanmasıdır. Bazen yalnızlık o kadar yıpratıcı olur ki, anlaşamadıklarını hatta geçmişte sana bile bile kötülük yapanlar bile özlersin.” (Ş. H.)

“Arkaya bakmayalım… Kimsesizliğin koyu yalnızlığı dipsiz bir kuyu gibi bizi içine çekmesin. Bir gelen olsa, önce ışığı canlandırsa, ardından sobayı yaksa…” (A. A.)

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 12:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hilal Yeşim
Hilal Yeşim - 5 ay Önce

Yolcu dergisi Türk dergiciliğinde çok özel bir yerde duruyor benim için. Bekar evlerinde sofra yapar, nihale yerine kullanırdık. Ama okurduk, beğenirdik. Sarardı bizi. Şimdilerde takip edemiyorum. Eski tadı var mı bilmiyorum.

banner19