'Yeniden Kur'ân'a sarılmalıyız'

İhsan Süreyya Sırma, "Müslümanların bugünkü sıkıntılarını aşabilmeleri için yapması gereken tek şey okumaya geri dönmektir." dedi.

'Yeniden Kur'ân'a sarılmalıyız'

32. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'ndaki Beyazıt Ramazan Sohbetlerin beşinci gününde İslam tarihçisi yazar ve seyyah Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma'nın konuşmacı olduğu sohbet çadırında, kalabalık bir dinleyici grubu programı ilgiyle takip etti. Ramazan'a özel bir sohbet gerçekleştiren Sırma, Kur'ân'ın emrine binaen okumak, hakiki Müslüman olmak, bu yolla medeniyet inşa etmek ve ilerlemek düşüncesini ortaya koyan bir konuşma yaptı. Takdim konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım'ın yaptığı sohbette İhsan Süreyya Sırma, hem kendi milletimizin hem de İslam coğrafyasının okuma konusundaki lakaytlığından yakınarak dil öğrenme konusundaki isteksizliğini eleştirdi ve Kur'ân'a yeniden sarılmamız konusundaki temennilerini dile getirdi.

Seküler ve dünyevi İslam anlayışı

Konuşmasına "Özledim" şiiri ile başlayan Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, bu şiiri Amerika'nın Irak'ı işgal ederek kan dökmeye başladığı 17 Aralık 2002 tarihinde Viyana'da yazdığını dile getirerek, şiirin günümüzü de anlattığını söyledi ve Mısır ve Suriye'deki olayların bir imtihan olduğunu belirtti. "Peki, biz Müslümanlar neden bu haldeyiz? Acizane şunu söylüyorum; bizler Peygamberimizin getirdiği dini yaşamıyoruz, kendi kendimize bir din uydurduk. Ve daha ziyade laik, seküler ve dünyevi olduk. Dünyayı ahiretin önüne geçirdik. Bunu yaptığımız için ölümü hatırlamıyoruz." diyen Sırma, bu rehaveti "Hiç ölmeyeceksin gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış." hadisine bağladığını, bu cümlenin hadis kitaplarda yer almayan ve kasıtlı olarak uydurulmuş bir hadis olduğunun altını çizdi. Bu sebeple İslam dünyasında böyle sekülerleşme ve dünyevileşme olduğunu Kaydeden Sırma, "Herkes dünyasını düşünüyor. Ben kaç daire, kaç yazlık, hangi marka alabilirimi düşünüyor. Acaba ben Allah'ı nasıl razı ederim diye bir şey yok. Acaba ben Müslümanca yaşıyor muyum diye bir endişe yok. Bunun böyle olmadığını bilen alimlerimiz de vardı. Üstad Bediüzzaman öyle zekiydi ki, eğer isteseydi Türkiye'nin değil, dünyanın en zengini olabilirdi. Böyle olmasına rağmen dünyaya meyletmedi." dedi.

İhsan Süreyya Sırma

İlmin zirvesindeyken gerisinde kalmak

Dünya nüfusunun üçte biri Müslüman halde her yanımızda Müslüman kanı aktığını söyleyen Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, bunun sebebinin Peygamber Efendimiz'in iyi bilinmemesi olduğunu dile getirdi. "Oku' ayetini hepiniz bilirsiniz. Ama Müslümanlar 'biz okumayız' diyor. Dört beş yüz sene önce İslam ülkesine gelmiş Avrupalı seyyahlar, camiden çıkıp okuyan yazan Müslümanları gördükçe hayretlerini dile getirmekten kendilerini alamamışlar. Şimdi ise rolleri değiştik. Onlar okuyor, biz okumayı bıraktık. Onlar okuduğu için ilerliyor, biz okumayı bıraktığımız için köle oluyoruz." diyen Sırma, Mısır'da yaşanan ve Amerika'nın desteğiyle artan iç savaşın bir rezalet olduğunu anlatan Sırma, Müslüman'ı öldürmek için ellerinden geleni yaptıklarını, Müslümanların da okumayı bıraktıkları için bu duruma düştüklerini kaydetti. Miladi 8. yüzyılda Avrupa'da okuma oranı binde bir değilken İslam üniversiteleri bulunduğunu belirten Sırma, "O yıllarda İslam dünyasında ilim zirvede idi ve Kuzey Avrupa'dan papazlar Endülüs'e giderek oradaki Müslüman üniversitelerinde okurlardı. Çünkü onların üniversitesi yoktu ve dünyanın ilim dili Arapçaydı. Onların en eski üniversiteleri Sorbon ya da Cambridge, 13. ve 14. yüzyılda kurulmuş." diyerek bugün Arapça konusunda çok gerilerde olduğumuzu,  yapılacak tek şeyin, Allah'ın ilk emri olan okumaya tekrar dönmek olduğunu söyledi.

"O kitapları gördükçe utanıyorum"

Dünyadaki Osmanlı tarihi üzerine çalışmalar konusunda malumat veren Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, tarih konusunda bundan yedi yüz sene önce İbn-i Asakir adında bir tarihçinin yazdığı seksen ciltlik eseri gördükçe utandığını, çünkü artık İslam coğrafyasında böyle eserlere rastlanmadığını, Osmanlı tarihini bile Hammer, Dosson ve Le Martine'nin yazmış olduğu eserlerden öğrendiğimizi belirtti. " Biz tarihimize küstük. Harflerimizi değiştirince tarihimizle iplerimizi kopardık. Dünya tarihinde kendi yazısının harflerini değiştiren ikinci bir millet yok. Harflerimiz değişince tarihimizle bütün ilişkimiz kopmuş oldu. Dedelerimizin mektuplarını okuyamıyoruz. Hâlâ eski ulemanın kitaplarından istifade ediyoruz. Süleymaniye Kütüphanesi burada. Dünyanın el yazması bakımından en zengin kütüphanesi. Osmanlı arşivi de öyle..." diyen Sırma, Ormanlı tarihini yazan Hammer'in kabrini ziyaret ettiğini ve üzerinde yazan ayet ve beyitleri görünce etkilendiğini dile getirdi. Sekiz ciltlik Türkiye Tarihi'ni yazmış olan Le Martine'in önsözünde yer alan: "Türklerin tarihini anlayabilmek için İslam'ı bilmek lazım, İslam'ı bilmek için de Muhammed (sav) bilmek lazım. Onun için birinci cildi ona ayırdım." cümlesini aktaran Sırma, bu cildin Türkçede çevirisi bulunmadığını belirtti.

İkinci Abdülhamid'in kayıp divanı

Sürekli olarak ilmin peşinden koşmak gerektiğini söyleyen İhsan Süreyya Sırma, henüz öğrenciyken bu arayışları esnasında, Paris'te Şark dilleri eğitimi veren bir okulun kütüphanesinde İkinci Abdülhamid'in daha önceden varlığı bilinmeyen divanı ile karşılaştığını, fotoğraflamak amacıyla ayrıldığı esnada divanın ortadan kaybolduğunu anlatarak kendisi için define değerinde olan bu divanı bulabilmek için yeniden Paris'e gitmek istediğini belirtti. "Bizim insanımız eskiden 15 yaşlarındayken Kur'ân'ı, Arapçayı, Farsçayı öğreniyordu. 20 yaşına gelince Süryaniceyi de öğreniyordu. Biz şimdi üniversitedeki araştırma görevlilerimize İngilizceyi, Arapçayı öğren dediğimizde hoşlanmıyorlar bundan. O zaman ilim olmaz. İlim olmayan memleket de batmaya mahkûmdur." diyen Sırma, para kazanmak için çırpınanları hayretle izlediğini ve bu insanların kitaba yatırım yapmak ya da bu yolla yardım sağlamaktan kaçındığını belirtti.

Kur'ân'ın yolunda

"Allah'ın bir lutfu olarak onun kelamı, onun kitabı bize değişmeden gelmiştir. Ancak bizim onu anlayarak okumamız lazım. Okuduktan sonra da kendi hayatımızda uygulamamız lazım. O zaman Amerika ne Mısır'a ne Suriye'ye bunları yapabilir. Bir Alman İmparatoru 'Müslümanlar bu kitaba sarıldığı müddetçe onlara bir şey yapamayız' demiştir Birinci Dünya Savaşı'nda. Hepimizin ona sarılması ümidiyle..." diyen Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma,  insanlara Müslümanlığın ancak yaşanarak anlatılabileceğini söyledi. Gerçek anlamda Müslüman olmanın özenilecek haller taşımak anlamına geldiğini belirten Sırma, "Biz Allah'ın ve Peygamber'in emrettiği gibi olursak başka bir şey anlatmaya gerek yok." dedi.

 

Cansu Çınar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2013, 10:36
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13