Uzak Yaz öyküleri yeniden

Serkan Türk’ün ilk öykü kitabı Uzak Yaz yeniden okurla buluşuyor. Kitap yazarın 20’li yaşlarında yazdığı on yedi öyküden oluşuyor.

Uzak Yaz öyküleri yeniden

 

Serkan Türk’ün Dedalus Kitap’tan çıkan Uzak Yaz kitabındaki öyküleri, her okuyanın kolayca fark edebileceği gibi, geçmiş zamanın başatlığında örülür. Çocukluk ve fotoğraflar: Geçmişinden siyah beyaz bir fotoğraf gibi bahseder o. Di’li ve rivayet geçmiş zamanlarla anlatır hikâyelerini. Geçmiş zaman öykücülerin çokça tercih ettiği kiplerden biri olsa da Türk’ün dilinde çok daha özel anlamlara gelir: Hatıraların güzelliğiyle yaşamak ve onları kâğıda geçirmek.

Dergicilik tarihimiz açısından gözden kaçırılmaması gereken bir olgu var. O da bugün önemli birkaç derginin başındaki kişilerin aynı zamanda öykücü olmaları. Mustafa Kutlu, Hüseyin Su, Ali Haydar Haksal mesela bugün 1980 sonrası edebiyat dergiciliği sürecine eklemlenmiş ve hatta birkaç ana omurgadan birisini oluşturmuş dergilerin başındalar. Bu bağlamda Ada dergisi ve Serkan Türk ilişkisini de böyle değerlendiriyorum. Öykücü editörlerin dergilerine kattıkları farklı ve zengin bir anlam aralığı var kuşkusuz. Ve ileride Serkan Türk üzerine yeniden konuşurken, yazarken bu husus es geçilemeyecektir. Çünkü dergi çıkarıyor olmanın getirdiği farklı ilişkiler ve farklı bakış zenginlikleri editör öykücünün dilini ve teknik yaklaşımını bir şekilde etkiler.

Bu belirtecin dışında Serkan Türk’ün öyküsü hayatın, yaşarken fark etmediğimiz ayrıntılarını kullanılabilir edebi malzemeye dönüştürmesi ve bunu yaparken bize zengin betimlemeler ile sunması, üzerinde durulması gereken bir yaklaşımdır. Öykü dilinin çok şiirsel olması da önemli. Zaten bir şiir-edebiyat dergisi çıkarıyor olmasının etkilerini burada görüyoruz. Dergiye girecek şiirlerin seçimi için kuşkusuz aynı zamanda şiire ilişkin poetik bilgi ve seçicilik yetisine sahip olma, yani genel anlamda şiir hakkında bir şair kadar donanıma sahip olma durumu O’nun öykü dilini de belirliyordur.

Tabiat ve deniz ile iç içe geçmiş bir mekân buluruz öykülerinde aynı zamanda. Bunda da yine yaşadığı, çocukluğunu geçirdiği mekânın tabiat zenginliği ve deniz ile iç içeliği etkilidir. Ayrıca fark edilecektir ki Serkan Türk geleneksel anlatı tarzına yakın yol almaktadır. Günümüz post-modern anlatı tekniklerine bulaşmadan daha insan merkezli, daha hayatın ortasından ve okuduğumuz zaman bizi hemen içene çeken cazibeye sahip bir dilin izleğini sürüyor. Öykülerindeki gözlem zenginliği okurun düş evrenini çok hızlı kavradığı için anlatılan öykünün zihni tasarımı da o oranda güçlü bir çağrışım sunuyor. Bu gözlem zenginliği Serkan Türk öyküsünün en önemli özelliklerindendir. Ve okur bu sağlam ve güvenilir gözlem dili ile kendisini metnin kollarına koy verir. Çünkü Serkan Türk gerçek hayatın içinde olan ama bizim hiç fark etmediğimiz şeyleri öyküye çevirir. Okuduğumuz zaman ancak bu gerçekliğin ciddi bir öykü malzemesi olabildiğini anlarız.

Selçuk Küpçük haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2012, 15:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13