Umran dergisinin yeni sayısı okurlarını selamladı

Umran dergisinin Mayıs sayısı “Hayatı Yeniden Düşünmek” dosyasıyla çıktı.

Umran dergisinin yeni sayısı okurlarını selamladı

Uzun zaman insanlığın sorunları bir bütünlük içinde görülmediği için uyum, özümseme, dayanışma gibi insani davranış örüntüleri ilkellik şeklinde algılandı. İlgi çekicidir ki korona salgını bize insanlığın hiç de gündeminde olmayan iki farklı kültür kodunu hatırlattı: Sadece güçlü olanın yaşama hakkının olduğu, bir dayanışma ile zayıf düşenin de korunması gerektiği. Hepimiz bizzat şahitlik ettik; uluslararası düzen, koca koca kuruluşlar kartondan birer aslan olarak ortada kaldı. Artık miadını dolduran bu kurumların yerine yenileri inşa edilmek zorundadır.  

Hırsla, ihtirasla dünyaya bağlanmanın, adeta ahireti unutmanın mevsimlerinin geçtiği zamanlardayız. Uzun zamandır Müslüman hayatının en mahrem alanlarına tasallut ederek, türlü enstrümanlar kullanarak evden uzak kalmanın yararları hakkında vaaz veren ekran guruları, şimdilerde evin ne kadar mühim bir yer olduğunu ispatlama çabasında. Bu süreç geçip gittiğinde devletler de toplumlar da artık eski yapılarını sürdürmeyeceği gibi insanların da önceki hayat alışkanlıklarını sürdüremeyeceği aşikâr. Ticaretin ve kapitalizmin boyutu, dinamikleri değişecek ve bu değişime bağlı olarak eğitim, iş hayatı, tüketim, devlet ve iş idaresi anlayışımız da değişecek gibi görünüyor. Şüphesiz hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ama arzulanan farklı yeni bir dünya iradi ve ahlaki bir çerçevede gerçekleşebilecektir ancak.

Her şeyin dijitalleştiği, akıllı-transhümanist şehirlerin var olacağı, insanın olmadığı veya insanın görünmediği bir dünyaya evrilinmekte. Bu dünya; her şeyin insan için olduğu ama hakikatiyle insanın olmadığı bir dünya olacak gibi görünüyor.    

Günümüzde “serbest” maskesiyle yürürlükte olduğu düşünülen para ekonomisi kapitalizmdir. Bir para ekonomisi olan kapitalizm bir çıkar düzenidir, hiçbir ahlaki kaygısı yoktur. Dayanışma, fedakârlık bilmez, sömürgecidir. Tüm insanlığı küreleyerek onların kan ve gözyaşından, hatta kitlesel ölümleri üzerinden toplanmış bir mali varlıktır kapitalizmin serveti. Kapitalizmin vaat ettiği her özgürlük insanı kendisine daha fazla bağlayan bir esarettir. Bu kadar hedonist ve hazcı zevkleri baş tacı yaparak insanı nefsi arzularının esiri yapan bir medeniyet nasıl olur da özgürlükten söz edebilir?!  

Müslümanlara düşen, bir musibetle karşılaştığımızda suçu hemen diğer insanlara atıp, “Şunu bunu yaptılar ondan dolayı başımıza bu hâl geldi.” gibi hiçbir faydası olmayan, hatta düşünmemizin önüne set çeken bir bakış açısını terk edip, Allah’ın böylesi kevnî ayetlerini/musibetlerini nasıl okumak gerektiği üzerinde kafa yormak, dersler çıkarmak, “hayatı yeniden düşünmek”tir. Yeryüzünde yaratanın halifesi olma, O’nun adına kâinatta tasarrufta bulunma sorumluluğunu idrak etme, erdemli davranışlarda bulunarak salih kul olma, insanoğlunun varacağı en yüksek mertebedir ve bunu idrak etme de gerçek özgürlüktür.  

Bazı Başlıklar:

Postcorona Çağında Dünyanın ve İnsanın Durumu/Ahmet DAĞ

Ayet mi Afet mi? Müslümanların Afet Anlayışları/Ahmet Ayhan KOYUNCU

Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacaksa Yeni Ne Olacak?/Mustafa AYDIN

Evanjelik Mehdi-Mesih İdeolojisine Reddiye/Abdulkadir KARAMAN

Siyasal İslâm’ın Zaferi/Birol BAŞKAN

Veba’nın Mahpusları/Metin Önal MENGÜŞOĞLU

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26