Umran dergisinin yeni sayısı çıktı

Umran dergisinin Nisan 2019/296. sayısı okurlarıyla buluştu

Umran dergisinin yeni sayısı çıktı

İttifaklar yarışı şeklinde geçen 31 Mart yerel seçimleri yapıldı. Görünürde bu seçimin büyükşehirlerdeki başkan değişimleri haricinde öncekilerden kayda değer bir farkı yok gibi gözükse de Güneydoğu’daki oy kaymaları, HDP’nin düşüşü ayrıca önemlidir! Sonuçlar, Türkiye’yi yönetmek için yüzde 50 artı 1’in şart olduğu iki bloklu yapının, yeni sistem şartlarının kabul gördüğünü de belli ölçüde ortaya koyuyor. Yerel seçimler sadece belediye başkanlarını belirlemedi, yeni sistemi test etti, Cumhur ve Millet ittifaklarının sıhhatini ölçtü, insanların hangi asgari müştereklerde birleşebileceğini belirledi. Bu anlamda ilginçtir ki, iki temelli zihniyet dünyasının geçişken olabileceğini de alenen ortaya koydu.

Küresel politik/ekonomik aktörlerin ülkemizdeki yerel seçimler üzerine bazı senaryolar kurduklarında şüphe yoktur. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu jeopolitik riskleri ifade eden beka söyleminin özellikle Anadolu’da karşılık bulması bunun açık göstergesidir. 31 Mart yerel seçiminin birinci partisi, gerek kazandığı belediye sayısı gerekse oy oranı itibariyle tartışmasız AK Parti’dir. Ama buna rağmen, Ankara’yı (İstanbul henüz sonuçlanmadı) kaybetmiş bir AK Parti’nin ciddi bir yara aldığını söyleyebiliriz. Emin ve ehil aday seçimindeki birtakım isabetsizlikten başlamak üzere, gençlik kesiminin muhalif duruşu, teşkilatın taleplerinin ne kadar dikkate alındığı, bazı belediye başkanlarının görevden alınma şekli, beka kaygılı sert söylemler alınan sonuçlara etki eden faktörlerdir.

Seçim sonuçları büyükşehirlerin genel olarak milli-yerli beka dilini benimsemediğini ortaya koydu; orta sınıfların konfor, ekonomik istikrar yanında neoliberal siyasallığı da benimsediğini, kültür, hayat tarzı, özgürlükler, hak-hukuk-adalet, erdem-ahlak, kalite-liyakat gibi meselelerin ne kadar hayati olduğunu gösterdi. CHP stratejisini önemli ölçüde sağ seçmene açılma üzerine aday profillerini oluşturdu. Seçim sonuçlarının Millet İttifakı adına salt toz pembe bir manzara sunmadığını da tespit etmek gerekir. Büyükşehirlerin kazanılması başlı başına önemli ancak ekonomideki sıkıntılara, enflasyonun yukarılara doğru tırmanmasına, işsizlik rakamlarındaki artışa, iktidar mensuplarının yer yer kullandığı rahatsız edici dile rağmen Millet İttifakı yüzde kırkı bile yakalayamadı. Millet İttifakı’nı bir araya getiren “Erdoğan alerjisi” ve pragmatizm genel sonuçlar söz konusu olduğu zaman krize girecektir.  

Güneydoğu’da terörün geriletilmesiyle siyasetin sesinin daha yükseldiğini görüyoruz. Seçim sonuçları, Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtlerin, muhafazakârlıkları ve dindarlıkları korunduğu müddetçe, HDP’ye yakınlıklarında ciddi düşüşler yaşanacağını gösterdi. Bu düşüş sürecine, PKK’nın etkisinin kırılması da eklenince Kürt halkının devlet ile yan yana gelme ihtimali daha da güçlenmektedir.   Sandıktan çıkan sonuca göre millet siyasete ince elenip sık dokunmuş bir ayar verdi; iktidara “kendine çekidüzen ver”, muhalefete de “iktidara ehil olup olmadığını göster” dedi. Müslüman için feraset sahibi olmak bir gerektir; hele söz konusu olan toplum üzerinde söz sahibi olan siyasetçiler, aydınlar ve kanaat önderleri ise feraset sahibi olmak iki kere gerektir.

Bazı Başlıklar:

Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım!/Cevat ÖZKAYA

31 Mart Seçimlerinde Kürt Seçmenin Tavrı/Adem PALABIYIK

Seçimler Dünyanın Sonu Değildir!/Metin ALPASLAN

Yeni Zelanda’daki Saldırılar ve Karşı-Söylem/Abdullah METİN

İnsan Hakları Bilinci ve Yoldaki Tuzaklar/Temel HAZIROĞLU

Yayın Tarihi: 08 Nisan 2019 Pazartesi 15:39
banner25
YORUM EKLE

banner26