Umran Dergisi Ocak 2021 sayısı çıktı!

Salgının gölgesinde yaşadığımız bugünlerde uzmanlar asıl büyük sorunun virüs bittikten sonra yaşanacağını gündeme getirerek geleceğin belirsizlikleriyle kaygılandırıyorlar insanları.

Umran Dergisi Ocak 2021 sayısı çıktı!

Günümüz dünyasında küresel düzenin sahipleri açısından sorun hayatını kaybedenler değil, hayatta kalanların ekonomik değeridir. İnsanlığın çok büyük bir kısmı en temel imkânlardan yoksun.  

Aslına bakılırsa hegemonya yumuşak baskıdır. Hegemonik baskı sözlü veya fiziksel değildir çeşitli araçlarladır. Bu araçlar facebook, twitter, instagram, watsapp vb. platformlardır. Markalar, lüks araçlar ve bunların sergilendiği sosyal mecralar paranın kurduğu hegemonyanın eşsiz örnekleridir. İnsanların bireyselliğinin ve biricikliğinin sıklıkla vurgulandığı günümüzde toplu bir benzeşme, aynılaşma ve türdeşliğin göze çarpması da liberal dilin tek yanlılığıyla alakalıdır. İnsanlar aynı elbiseleri giymekte, aynı filmleri izlemekte, aynı replikleri kullanmaktadırlar.

Çok farklı gelişmelere tanık olduğumuz bugünlerde, dilin tahribatı neticesinde sosyal ilişkiler, aktüel tartışmalar, felsefi mülahazalar ve dinin ifade biçimi ciddi şekilde anlam ve nitelik kaybına uğramaktadır. Belki de gençlerin, İslâm’a ve Müslümanlara yönelik ilgisizliklerinin en büyük nedenleri arasında Müslümanların kullandıkları dil, nezâketten uzak tavırlar, zarâfet kaybı ve çelişkili hayatlarıdır. Hem Türkçe’nin anlam kaybına uğraması hem de dinin konularına ve yaşantı biçimlerine yönelik üslûbunu yitirmiş yaklaşımlar, dinin ve dindarların itibar kaybetmelerine yol açıyor.  

Gençlerin muhatap oldukları ve tevârüs ettikleri din dili onların küreselleşme realitesiyle başa çıkmalarına yetmiyor. Çünkü bu dil İslâm’ı, hayatın bütününe nüfûz edici olmaktan ziyade, yalnızca manevi bir tatmin vasıtası olarak vazediyor. Siyasal bilinçten yoksun bırakıyor. İtiraz ve eleştiriden hazzetmiyor. Dindarlık(genelde) ritüellere endekslenip terviç edildiği için, genç kuşaklar tarafından gereken ilgiye mazhar olmuyor.  

İlahiyat akademisine gelince, umumiyetle vahiy ve nübüvvet bilgisini referans alarak, iktisadi-siyasi-hukuki-içtimai vs. alanlarda belirleyici çözümlemeler yapacak bağımsızlığa sahip değildir. Tefsir, hadis, siyer, fıkıh, tasavvuf, kelam gibi alanlarda hayli ayrıntılı çalışmalar yapılmasına ve devasa bir literatür oluşmasına rağmen ilahiyatlar tüm hayatı kapsayacak bir dönüşüm anlayışı teşekkül ettiremedi, kendi “dünyası” içinde kaldı.

İçinde yaşadığımız coğrafya ve dünya üzerine dinin “yaşayanlara çağrı”sı bağlamında biraz kafa yorduğumuzda, ilahiyat başta olmak üzere pek çok çevrenin din hakkındaki hâkim söylemi yorgunluk yerini ahlaki temelli harekete bırakacaktır. Yaşananlar hızla akıp giderken, güncelin dışına çıkıp yaşama ve mevcut tartışmalara biraz dışarıdan bakmalıyız. Bu bağlamda kendimizi muhasebe etmeli ve ahlaki temelli düşünme çabası göstermeliyiz.

     

      Bazı Başlıklar:

      Neyi Kaybettiğimizin Farkında mıyız?/Ahmet DAĞ

      İktisadileşen Hayat ve Modern Bireyin Mahkûmiyeti/Mehmet F. ÖREN

      Garaudy’nin Ütopyası: Medine Toplumu/Halil KOÇAKOĞLU 

      Kur’ân-ı Kerim Bir Bütün Olarak Allah Kelamıdır/Burhanettin CAN

      Egozim: Batı Medeniyetinin Temelleri/İlhan AKKURT

      İslâmcılar ABD’de Rahat Nefes Alacak mı?/Muhammed Ebu RUMMAN

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 19:11 Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2021, 19:15
banner25
YORUM EKLE

banner26