Ümit Şimşek: Kur'ân hadisten ayrılamaz

Beyazıt Ramazan Sohbetleri'nde konuşan Ümit Şimşek, “Hayatınızdan hadisleri ve sünnet-i seniyeyi çıkardığınızda geriye kalan hiçbir şey yoktur.” dedi.

Ümit Şimşek: Kur'ân hadisten ayrılamaz

Türkiye Diyanet Vakfı'nın organize ettiği ve İBB Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla gerçekleşen 32. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nda Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneğinin (ESKADER) katkılarıyla gerçekleşen Beyazıt Ramazan Sohbetleri kesintisiz sürüyor. Her gün bir yazar, şair ve sanatkârı ağırlayan sohbet kürsüsüne mütefekkir yazar Ümit Şimşek konuk oldu.

Takdim konuşmasını Ümit Şimşek'in kadim dostlarından İsmetullah Güler yaparken "Türkiye Diyanet Vakfı'nın 1980'li yıllardan bu yana yayın dünyamıza, fikre, medeniyetimize, ilmimize, irfanımıza ve ümranımıza hizmet amacıyla gerçekleştirdiği fuardan ötürü, başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere bugüne kadar emeği geçen, bize bu kültür zeminini hazırlayan tüm kurumlarımıza ve personele şükranlarımızı arz ediyoruz. Üç yıldan bu yana fuar etkinliklerinden Beyazıt Ramazan Sohbetleri'nin organizasyona katkıda bulunan ve sanat ve fikir insanlarımızı misafir ettiği ve bu vesileyle gönlümüzü zenginleştirdiği için ESKADER'in bünyesinde olmakla iftihar ediyorum." dedi. Ümit Şimşek'i düşünce dünyamızın önemli ve değerli bir fikir adamı olmasının yanı sıra hezarfen bir insan olarak tanımlayan Güler, Şimşek'in Doğu'nun ve Batı'nın kültürünü kendi nefsinde birleştirmiş bir yazar olduğunu vurguladı. Bütün ilmî ve fikrî çalışmalarındaki gayreti ve zenginliğine rağmen Şimşek'in şöhretten uzak olduğunu belirten Güler, "Sibernetik çalışmalarıyla rahmetli Ayhan Songar hocamıza destek veren bir isim.  Bilgisi ve çokyönlü oluşuyla istifade ettiğimiz bir hocamız." dedi.

"Kur'ân'ı çerçevelemeyi unuttuk"

"Sünnet-i Seniye" hakkında bir konuşma yapan Ümit Şimşek, son zamanlarda hadisler hakkında süregelen tartışmalardan dolayı bu meseleyi ele alma gereği duyduğunu dile getirdi.  Kavram olarak konuyla bir problem yaşamadığımız ve önemi hususunda ihtilafa düşmediğimiz halde tatbikinde sorunlar olduğunun altını çizen Şimşek, "Kur'an'ı üzerine hayatın merkezini kurmak noktasında biraz yanlış yerden işlemek suretiyle Sünnet'i tatbikatta geri planlara atmış bulunuyoruz." dedi ve şöyle devam etti:

"Bugün ürpertici gerçek, adeta Musa kavminin Hz. Musa'ya 'Allah'ı açıkça görmedikçe biz sana inanmayız.' deyişi gibi âdeta peygamberine itibarı zayıflamış, neredeyse hiç kalmamış ümmet modeli ortaya çıkmaya başladı. İşte bu son derece korkutucu bir hâl aldı. Hayatın merkezine Kur'ân'ı almak, özellikle son 30-40 yılın moda bir tabiri haline geldi. Bunun tek faydası ise, Türkiye'de bir dönem Kur'ân-ı Kerim'in hücumlara hedef teşkil etmesini durdurmak ve Kur'ân-ı Kerim'i tartışılmaz bir noktaya getirmektir. Fakat bu arada Sünnet'i unuttuk. Kur'ân-ı Kerim hayatımıza girdiği zaman çıplak bir vaziyette değil Sünnet-i Seniye ile çerçevelenmiş vaziyette girmiş olması lazımdır. Bunun alternatifi Kur'ân-ı Kerim'i kendi peşin hükümlerimizle, kendi anlayışımızla çerçevelemektir. Yani önümüzde iki yol var: Kur'ân-ı Kerim'i ya Sünnet- Seniye'yle çevrelenmiş olarak hayatımızın ortasına alacağız veya kendi algılarımızla onu çerçeveleyeceğiz. Tercih bundan ibarettir."

"Kitap sünneti hakem gösteriyor"

Kur'ân'ı hayatın merkezine alma fikri her tarafta kabul görmeye başladıktan sonra problemlerimizin azalmak yerine çoğaldığına dikkat çeken Ümit Şimşek, "Kur'ân ihtilaf kaynağı değil ama biz öyleyiz." dedi. Kur'ân'ın etrafında konuştuğumuz zaman gerçekte olan Kur'ân üzerinden değil, kendi dünyalarımızın Kur'ânları üzerinden konuştuğumuzu dile getiren Şimşek, herkesin kendi özel dünyasında özel bir Kur'ân'ı olduğunu, bugün Kur'ân etrafında konuşulduğu zaman herkesin kendi Kur'ân'ını konuştuğunu, hepimizin hayatı içindeki Kur'ân'ın Sünnet-i Seniye'yle özel ve sağlam bir korumaya alınmış olmasıyla gerçek Kur'ân üzerinden konuşabileceğini vurguladı. Sünneti, hadisleri, Hz. Peygamber (s.a.v.)'i hakem yapmadığımız müddetçe Kur'ân'a mânâ verme konusundaki problemlerin çözülemeyeceğini söyleyen Şimşek, "Kıyamete kadar bu ve benzeri konularla devam eder. Ama Sünnet'i hakem yaptığın zaman problem hemen çözülür. Nitekim Kur'ân-ı Kerim de bizzat Rasulullah'a ve Sünnet-i Seniye'ye hakemlik, bize de onun hakemliğine başvurma görevi vermiştir. Nisa Suresi 65. ayet bunu apaçık ortaya koyar. Yani Kur'ân'ı merkeze aldığınızda hakeminiz hadistir. Hadisi merkeze alırsanız, hadisin ortasında zaten Kur'ân var. Böylece problem de kalmamış olur." dedi.

Tereddüt gafleti

"Kur'ân'ı hadisten hadisi Kur'ân'dan ayıramayız." diyen Ümit Şimşek, Hadis'in Kur'ân'da "hikmet" kavramıyla karşılık bulduğunu dile getirdi. Hikmet kavramının içinde abes, yanlışlık ve tereddüt bulunmadığına dikkat çeken Şimşek,  tereddütlere meydan vermeyecek bir şey olduğunu Cenab-ı Hak "hikmet" tabiriyle bize vurgulamış olduğunu belirtti. "Sünnet dediğimiz zaman kimse tereddüt etmiyor da hadis dediğimiz zaman problem çıkıyor. Aslında ikisi de aynı şey. Bugüne kadar hiçbir dönemde ümmetin tereddüde düşmediği şekilde bugünün insanlar Paygamber'in sözleri olan hadisler hakkında tereddüde düşürülmüşlerdir." diyen Şimşek, İstanbul'un fethiyle ilgili meşhur hadisin tartışılmasındaki anlamsızlığın zuhur etmesine rağmen sürmesinin, Peygamber Efendimiz'e ve dinine şüpheyle bakan Müslüman tipine en belirgin örnek olduğunu ve bunun İslamiyet'in "teslimiyet" ruhuna aykırılığını ifade etti ve şunları söyledi:

En güzel sohbet, hadis okuma

"Aklınız sizi Sünnet-i Seniye'ye kadar götürecek. Ondan sonra ona teslim olacaksınız. Aklınız da onun terbiyesi altında çalışmaya başlayacak. Yoksa akıl sünnetin sizi götüreceği yere götürmek için verilmemiştir. O iş Hadis'e ve Sünnet'e aittir. Akıl sizi Peygamberimiz'in önüne getirecek ve ona teslim edecektir. Sonrasında kendisi de sünnete teslim olacak ve akl-ı selim hâle gelecektir. Kur'ân'a hadis uydurmaya çalışarak kendimizi Peygamber'in üzerinde bir mevkie çıkarmış ve ondan intikal eden sözler üzerine yargıya varmış oluyoruz. Hatta bunu yapmayanı Müslüman addetmeme gibi çok ağır hükümler de veriliyor. Rasulullah bize Kur'ân öğretecekken biz ona Kur'ân öğretmeye çalışıyoruz. İşte bu son derece vahim bir durumdur. Sonunda peygamberine inanmayan, ona Peygamberim diyen ama Peygamber gibi muamele etmeyen bir ümmet çıktı ortaya. Çözüm ise hayatın merkezine Sünnet'i ve Hadis'i almaktır. Yüzyıllar önce Hadis âlimleri, sahih olmayan Hadisleri belirledi. Bugün bize kadar çok sağlam külliyatlar geldi. Akşam vakti çoluk çocuğunuzla bir araya geldiğinizde bir Riyazüs Salihin Hadis kitabı açıp içinden iki üç sayfa okuduğunuzda bundan daha güzel bir sohbet düşünmeniz mümkün mü? Onun için tam teslimiyetle ona yönelmek ve bütün problemlerimizi onunla halletmek gibi bir saadetten kendimizi mahrum etmemek için hiçbir sebebimiz yok."

 

Cansu Çınar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 17 Temmuz 2013, 00:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13