Uluslararası Mehmet Âkif Ersoy Sempozyumu başladı

2021 yılı, İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yılı olması sebebiyle 27-31 Ekim 2021 tarihlerinde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nin ev sahipliğinde “İstiklal Marşı” temalı sempozyum 25 ülkeden akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla başladı. Ali Bal'ın haberi.

Uluslararası Mehmet Âkif Ersoy Sempozyumu başladı

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Zafer GÖLEN, sempozyuma dair yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Milli Marşlar bir milletin bağımsızlığının sembolüdür ve bu marşlarda o milletin yüzlerce yıllık tarihsel geçmişi bulunur.

Buna rağmen 1789 Fransız Devrimi öncesi dünyada milli marş geleneği yoktu. Dünyadaki en eski milli marşı 1825’te Milli Marş ilan edilen İngilizlerin God Save the King/Queen (Tanrı Kralı/Kraliçeyi Korusun adlı marştır. Bu gelenek kısa sürede diğer devletler tarafından da benimsenmiş ve her millet kendine ait bir marş kabul etmiştir. Türkler II. Mahmud Dönemi’nden itibaren sultanların dönemlerini kapsayan Mahmudiye Marşı (1809-1838), Mecidiye Marşı (1838-1861), Aziziye Marşı (1861-1876), Hamidiye Marşı (1876-1909) ve Reşadiye Marşı (1909-1918) gibi marşları törenlerde kullanmışlardır. Ancak resmî olarak kullanılmış bir milli marş yoktur.”

Düzenleme Kurulu’nda yer alan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan OLPAK KOÇ’un sempozyumun önemine değinen açıklamasında dikkat çeken hususlar:

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışıyla birlikte daha ilk günden itibaren bir millî marş gerekliliği kendini hissetmiştir. Bu sebeple Erkan-ı Harbiye (Genelkurmay) Başkanlığı Milli Eğitim Bakanlığından milli marş hazırlanması için istekte bulunmuştur. Bakanlık derhal harekete geçerek 7 Kasım 1920’de millî marş için bir yarışma açmıştır. Yarışmaya 724 şiir müracaat etmiştir. Şiir gönderenler arasında Kâzım Karabekir, Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimler de vardı. Ancak mevcut şiirler bakanlık tarafından istenilen duyguyu yansıtmadığı için uygun bulunmamıştır. Bu esnada Ankara’da bulunan Mehmet Akif yarışma sonunda para ödülü verilmesini uygun bulmadığından yarışmaya katılmamıştır. Durumun öğrenilmesiyle, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Akif’i Milli Marş yazmaya ikna etmiş ve Akif İstiklal Marşı’nı yazarak bakanlığa teslim etmiştir. Akif’in yazdığı şiir TBMM’de büyük heyecana yol açmış ve 12 Mart 1921’de Milli Marş olarak kabul edilmiştir.”


 

Türk milletinin ortak mutabakat metni olan İstiklal Marşı’nı ve onu ortaya çıkaran siyasî ve tarihsel şartları akademik düzeyde tartışma imkanı sağlayan sempozyumun açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz yaptı. Sayın Korkmaz’ın konuşmasından satır başları:

“Her millet, kendi bağımsızlık destanını anlatan milli marşlarla hürriyet aşkını dünyaya ilan etmeyi bir ritüel haline getirmiştir. Mehmet Akif Ersoy, milletimizin ve devletimizin bekâsıyla sınandığı en buhranlı günlerde millî davamızın ve İslam âleminin dertlerine tercüman olmuş ve maşerî vicdanda haklı bir yer edinmiştir. İmân ve ahlâk timsâli olan Akif,  hepimizin başucu kitabı olması gereken Safahât’ı ve özellikle de istiklal Marşıyla “millî şâir” olma vasfını hakkıyla kazanmıştır. İstiklal Marşı, sadece ülkemizin değil, 1000 yıldır bu topraklarda at koşturmuş; hak, hukuk, adalet ve huzurun en büyük garantörü olan Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin ve bütün İslam milletlerinin dayandığı milli ve insani değerleri yansıtan bir mutabakat metnidir.”

Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, Âkif’in niçin Burdur Milletvekili olduğunu anlattığı konuşmasında, Âkif’in Burdur’da yaptığı konuşmalardan sonra Burdurlular, Âkif’e sahip çıkmış ve onu defalarca ziyaret etmiştir, dedi.

Âkif’in âbidevî şahsiyetinden bahseden Burdur Valisi Ali Arslantaş, onun sadakatli, vefalı bir söz insanı olduğunu vurguladı. Vefat eden arkadaşının üç çocuğuna sahip çıktığını hatırlatarak, Akif’in millî mücadeleye yaptığı katkıları dile getirdi.

Son konuşmayı Ak Parti Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş yaptı. Kurtulmuş’un konuşmasında şu hususlara dikkat çekti.

İstiklal Marşı’nın 100. yılını idrak ediyoruz. Âkif üzerine ne söylesek azdır. O; İslam,vatan, ve istiklal şairidir. O, büyük bir entelektüeldir. Âkif, çok geniş bir ihataya sahip büyük bir entelektüeldir. Âkif, olayları seyreden değil, bütün gücüyle olayların içinde yer alıp mücadele eden bir şahsiyettir. O, siyasal aktivisttir. Âkif’in çok sağlam imanı vardır. Bunu Nazım Hikmet de takdir eder. Hürriyete, özgürlüğe ve zulme karşı hassasiyeti yüksektir. Kişisel hayatıyla yeni bir aydın kişilik ortaya koymuştur ve hepimize ışık tutar. Âkif, kendisine has bir millet anlayışına vurgu yapmaktadır. Gücünü milletten alan devlet anlayışını benimsemiş ve hakkı haykıran büyük bir şahsiyettir. Onun İstiklal Marşı’nı yazması tesadüf değil, iman gücüyle dizelerini kaleme almıştır.”

Âkif’in şahsiyetinin oluşmasında etkili olan muhitleri dile getiren Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Âkif’i var eden altı özellik vardır. Bunlar;

1- Aile muhiti. Babası Tahir Efendi’nin ilmî, fikrî muhiti. Âkif bundan oldukça etkilenmişti. Fatih semtinde yetişmiştir. Anadolu irfanından uzak kalmamıştır, Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiştir bu muhitte.

2- Yaşadığı çağın şartları, art arda gelen yenilikler, içerdeki milliyetçilik akımıları, Balkanlardan Yemen’e inen parçalanmalar, Kanuni Esasî, ıslahat ve Avrupa’daki hürriyet hareketleri, bütün bunların getirdiği fikirlerin verdiği türbülanstan Akif etkilenmiştir. ‘Nasıl olacak da içinde bulunduğumuz durumdan kurtulacağız?’ sorusuna Âkif cevaplar aramıştır. Bazıları Batılı gibi olmayı reçete sunarken, Âkif köklerimizden dirilmeyi tercih etmiştir.

3- Âkif küçük yaşlardan itibaren sorumluluk bilinciyle yetişmiştir. Babasının vefatı, ailesinin zor durumu ve Anadolunun dört bir tarafında ve bütün coğrafyalarda farklı insanlarla tanışmış olması Âkif’in yetişmesinde önemli bir sebeptir.

4-Âkif’in yetişmesinde basın yayın muhiti de etkilidir. Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde Eşref Edip, Sait Halim Paşa ile olan dostlukları Âkif üzerinde etkilidir. Ayrıca Abdürreşit İbrahim ile görüşmeleri ve dostlukları, Cemalettin Afgani, Muhammed Abduh, Reşit Rıza gibi isimler Âkif’in fikri anlamda etkilendiği isimlerdir.

5- Bir başka muhit ise Âkif’in hocalığı ve Hüseyin Cavid Bey ile olan tanışmalarıdır. Buradan İslam ve Türk dünyasına olan tesirini görmekteyiz

6- Âkif’in camilerde verdiği vaazlar, Anadolu’daki konuşmaları ve Anadolunun yeniden kurtuluşu için verdiği mücadeleler yine Âkif’in dünyasını oluşturan önemli bir muhittir.”

Sempozyum Cuma ve Cumartesi günleri devam edecek oturumlarla sürecek.

Ali Bal

Yayın Tarihi: 28 Ekim 2021 Perşembe 13:00 Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2021, 15:34
banner25
YORUM EKLE

banner26