'Türk Arpı Projesi' müzik dünyasında büyük bir boşluğu dolduracak

Modern arp, "Türk Arpı Projesi" sayesinde Türk müziğiyle yeniden buluşacak.

'Türk Arpı Projesi' müzik dünyasında büyük bir boşluğu dolduracak

Anadolu coğrafyasında 11. ve 14. yüzyıllar arasında çeng adıyla varlık gösteren ve farklı kültürlerde evrilerek bugünkü halini alan modern arp, "Türk Arpı Projesi" sayesinde Türk müziğiyle yeniden buluşacak.

"Arp Sanatı Derneği" tarafından hazırlanan ve dünya müzik kültürüne yeni bir soluk getirmesi planlanan proje kapsamında Osmanlı-Türk müziği dağarcığı, türküler ile 20. yüzyıl eserleri, uzman bir bakış açısıyla el yazmalarından dijital ortama aktarılacak.

Evrensel nota edisyonu normlarıyla uyumlu bir nota koleksiyonu, icra ve eğitim çalışmalarının yazılı, işitsel ve görsel materyalini hazırlamayı hedefleyen proje için kendi dallarında uzman yerli ve yabancı isimlerden oluşan bir ekip, dernek çatısı altında bir araya gelecek.

Projenin öncülüğünü yapan Arp Sanatı Derneği Kurucu Başkanı Arpist Şirin Pancaroğlu yaptığı açıklamada, çengin Orta Çağ'da İslam kültürleri arasında baş tacı edilip, sonrasında yavaş yavaş unutulduğunu söyledi.

İngiltere'deki bir konser dönüm noktası oldu

Pancaroğlu, mistik bir tarafı da bulunan çalgının, geçmişte bu coğrafyada varlık göstermesinin, bugün yaşayan arpistlere ilham verdiğini ifade etti.

Arpın Türk müziği içerisinde nasıl konumlanabileceğinin peşine düştüklerini aktaran sanatçı, şöyle devam etti:

"2013'ten itibaren özellikle benim çeng üzerinden yaptığım çalışmalarda bir rehber ihtiyacım oldu. 'Bu müzikle nasıl yol alabiliriz? Bugünkü arpı çengin ait olduğu kültürle, gerek kadim müziklerle gerekse bugünün Türk müziğiyle nasıl buluşturabiliriz?' gibi bir kavşakta buldum kendimi. Orada epey bir müddet bana rehberlik edebilecek ve Türk müziğini çok iyi bilen bir üstada ihtiyacım oldu. Bu şekilde Bora Uymaz'la tanıştık ve çeng üzerinden ilk iş birliğimizi hayata geçirdik."

Şirin Pancaroğlu, Arp Sanatı Derneği'nin kuruluş amaçları arasında zaten bu çalgının yerel versiyonlarına sahip çıkmak ve bunlar üzerine yenilikçi çalışmalar üretmek olduğunu dile getirdi.

Yurt dışında kendi konserlerinde Türk müziğinin estetik karakterini barındıran eserleri farklı arp sanatçılarıyla buluşturduklarına işaret eden Pancaroğlu, "Bu konserlerden biri dönüm noktası oldu. İngiltere Edinburg'daki 2016'da düzenlenen Uluslararası Arp Festivalinde, konserden sonra yanımıza bir nota yayıncısı geldi. 'Konseri izleyen arpistler bu çaldığınız eserlerin notlarını soruyor. Notaları var mı? Nerede?' dedi. Biz 'Nota yok.' deyince, 'Nasıl yani?' dedi. 'Biz kaynaklardan, el yazmalarından bunları alıp kendi çalgımızda icra ediyoruz.' şeklinde cevap verdik. O da 'Ama herkes çalmak istiyor, bence yazmalısınız.' dedi. İşte o andan sonra gerçekten yazmak gerektiğine karar verdik. Çünkü biz burada olmadığımızda bunları başka biri seslendiremeyecek. Ondan sonra kendisi de 'Siz yeter ki yazın ben yayınlarım.' diyerek talip oldu." ifadelerini kullandı.

"Türk müziğinin dünyada yaygınlaşması için metodoloji yaklaşımları hiç oluşmamış"

Pancaroğlu, proje için pek çok kişinin teşviği ve desteği olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

"Halihazırda, arp sanatçıları için hem makamlar hem usuller zemininde bir büyük Türk müziği başvuru kaynağı yayınlanmak üzere. İçerisinde 120 adet küçük parça, makamlarla, seyirlerle ilgili temel unsurlar var. Bunun yanı sıra 133 adet münferit eserler yayınlayacağız. Zaten bunların hepsini çalıyoruz biz. Bunlardan yaklaşık 15 tanesi yazılı halde. Bunlar çok güzel grafik tasarımlarla beslenerek Fransa'da kurulu bir arp eğitim platformuna yüklenecek ve ve bu notalar dünyanın her yerindeki arpistler tarafından rahatlıkla indirilebilir olacak. Ayrıca bunların performans videolarını uluslararası çapta bir iş birliği şeklinde yürütmeyi düşünüyoruz. Her bir eseri farklı ülkeden bir arpist seslendirecek."

Miras aktarımı konusunda çok ciddi bir metodoloji hazırlanacak projenin eğitim kaynaklarını da oluşturacaklarına dikkati çeken Pancaroğlu, "Nota yazımı konusunda da müziği dünyada yaygınlaştırma konusunda da metodolojimiz yok. Türk müziğinin çalışılmadığı iki alan var. Bir, okullardaki müzik derslerinde çocuklar için Türk müziği çalışılmamış, bir de genel olarak Türk müziğinin dünyada yaygınlaşması için metodoloji yaklaşımları hiç oluşmamış. Türkiye'de nota yayıncılığı, bunun üzerine bir eğitim anlayışı yok. Meşkten gelen bir gelenek olduğu için bu tarafları eksik. Dolayısıyla bu projenin çıkış noktası bu olmakla birlikte çok ciddi bir metodolojik bakış açısı getirdiği için memlekete çok faydası var." diye konuştu.

Pancaroğlu müzik dünyasında büyük bir boşluğu dolduracak projeye Arp Sanatı Derneğinin küçük imkanlarıyla başladıklarını ancak farklı kurum, kuruluş ve kişiler tarafından destekleneceğine inandığını sözlerine ekledi.

Arpta özel akortlar yapıldı

Bestekar ve ses sanatçısı Bora Uymaz da Türk müziğinde 500 civarında makam bulunduğunu belirtti.

Proje için bunların içerisinden icra edilmeye en müsait olanları seçtiklerini söyleyen Uymaz, projenin hem Batı müziğinin disiplinini hem Türk müziğinin özel olgularını içerdiğini vurguladı.

Uymaz, Türk müziğindeki sesleri yakalayabilmek için arpta özel akortlar yapıldığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bir sanatkar Türk müziği enstrümanı çalmıyor diye niye Türk müziği icra edemesin fikrinden yürüdük. Çok eminim, sadece arpistler değil, tüm Batılı müzisyenler hatta Türkiye'deki Batı müziği icracıları, bunları çaldıktan sonra müthiş bir lezzet yakalayacak. Ağızlarında bir tat kalacak. Bizim de amacımız, Türk müziğinin lezzetini dünyadaki bütün müzisyenlere tattırmak."

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26