Şimdi de Suriye'de büyük şeytan kapıda

Sakarya Adalet Girişiminin 327. hafta basın açıklamasında, Suriye halkının canı üzerinden yapılan emperyalist müdahale sürecinde Türkiye’nin rolü olmaması gerektiği ifade edildi.

Şimdi de Suriye'de büyük şeytan kapıda

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 327. hafta basın açıklamasında “Günübirlik protestolar, içi boş söylemler, ihsan edilen özgürlükler için değil mücadeleyle alınacak sahici kazanımlar için buradayız.” derken, platform adına açıklamayı okuyan Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü Kadrican Mendi “Van’ı unutmamaya ve unutturmamaya devam edeceğiz... Çocuklar çadırlarda yanarak ölürken, karamsarlığın ve umutsuzluğun had safhada olduğu Van halkının acılarına kayıtsız kalan ve depremi fırsatçılığa çeviren her türlü politikayı kınıyor, Van halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.” denildi. Başörtüsü yasağının bitmediğini vurgulayan Mendi, “İlk ve ortaöğretimde, kamu kurum ve kuruluşlarında yasak aynı şekilde uygulanıyor. Şehrimizde herhangi bir lisenin önüne gidin, her gün kaç öğrencinin ya da öğretmenin hakkı gasp ediliyor, kendi gözlerinizle görebilirsiniz! İstanbul Barosu’nun başörtüsünü “mesleğe yaraşır” bulmayarak stajyer avukatlara yasak uygulaması sorunun bitmediğine dair başka bir somut bir örnek olmuştur. Yine başta Ege Üniversitesi olmak üzere birçok üniversitede hâlâ başörtülü öğrencilere hakaret eden, onları notla korkutmaya çalışan öğretim görevlileri vardır.” dedi.

Suriye’de işgale hayır!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 327. hafta basın açıklamasında gündeme getirilen diğer bir sorun Suriye oldu. Mendi, konuyla ilgili “YAŞ sonunda yapılan açıklamadaki “harbe hazırlık durumu” vurgusundan da anlaşıldığı üzere Türkiye, emperyalist cephenin neferi olarak Suriye’de ateşe doğru koşmaktadır. Masum ve mazlum Suriye halkının özgürlük taleplerini fırsat bilerek devreye giren ABD, Türkiye’yi koçbaşı gibi kullanmak istemektedir. Afganistan, Irak ve Libya’dan sonra şimdi de Suriye’de büyük şeytan kapıdadır. Baas rejiminin deliğine çomak sokarak savunmasız halkın kanına girenler, emperyalist müdahale için adeta gün saymaktalar. Bunun anlamı daha çok ölüm, daha çok acı, daha çok gözyaşı demektir. Ve ne yazık ki ülkemizdeki siyasal iktidar, sorunu çözmek yerine en başından beri sorunun parçası olmuştur… Açıkça belirtmek isteriz ki, biz bölgedeki halkların kendi despotlarından kurtuluş mücadelesinin yanında duruyoruz. Fakat kurtuluşun NATO konseptinde, emperyalist müdahalede arandığı hiçbir anlayışı da kesinlikle kabul etmiyoruz. Emperyalist işgal, Siyonist işgal ve işbirlikçi rejimler mevcudiyetini koruduğu sürece bu bölgede adil ve özgür bir gelecek mümkün değildir. Bu sebeple başta Suriye halkı olmak üzere tüm halklara karşı sorumluluğumuz, öncelikle kendi siyasal düzenimizin ABD-NATO ekseninden çıkarılması için mücadele etmektir.” dedi.

 Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 327. hafta basın açıklaması

 EMPERYALİST İŞGAL SÜRECİNDE ROL ALMAYACAĞIZ!

 Değerli basın mensupları, duyarlı Sakarya halkı;

Her türlü zulme ve zorbalığa karşı yürüttüğümüz mücadelemizde bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Günübirlik protestolar, içi boş söylemler, ihsan edilen özgürlükler için değil mücadeleyle alınacak sahici kazanımlar için buradayız. Ve önümüzde yine yoğun bir gündem var.

Öncelikle Van’ı unutmamaya ve unutturmamaya devam edeceğiz. Depremin üzerinden geçen haftalara rağmen, yaraların sarılamaması, şehrin siyasi kaygılardan ötürü afet bölgesi ilan edilmeyerek adeta cezalandırılmasını kabullenmemiz mümkün değil. Yüz binlerce insanı mağdur eden bu felaket karşısında Van’ı hayalet şehre çeviren, maalesef depremden ziyade sonrasında izlenen politika olmuştur. Devletin sorunlu bölgeyi insandan arındırma şeklindeki kadim siyaseti zoraki sürgüne dönüşmektedir. Çocuklar çadırlarda yanarak ölürken, karamsarlığın ve umutsuzluğun had safhada olduğu Van halkının acılarına kayıtsız kalan ve depremi fırsatçılığa çeviren her türlü politikayı kınıyor, Van halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.

Duyarlı Sakarya halkı,

Türkî Cumhuriyetlere yasakçılıkta model olan ülkemizde başörtüsü yasağı, tüm aksi iddialara rağmen, inatla sürdürülüyor. İlk ve ortaöğretimde, kamu kurum ve kuruluşlarında yasak aynı şekilde uygulanıyor. Şehrimizde herhangi bir lisenin önüne gidin, her gün kaç öğrencinin ya da öğretmenin hakkı gasp ediliyor, kendi gözlerinizle görebilirsiniz!

İstanbul Barosu’nun başörtüsünü “mesleğe yaraşır” bulmayarak stajyer avukatlara yasak uygulaması sorunun bitmediğine dair başka bir somut bir örnek olmuştur. Yine başta Ege Üniversitesi olmak üzere birçok üniversitede hâlâ başörtülü öğrencilere hakaret eden, onları notla korkutmaya çalışan öğretim görevlileri vardır.

Üniversite öğrencilerine çağrımız; yasakçılığa karşı çözüm için YÖK gibi 12 Eylül artığı kurumlardan meded beklemek yerine hak ve özgürlüklerinizi açıkça savunmanızdır. Tepeden inme çözümlere sığınmayıp, birlikte hareket ederek haklarınızı aramanızdır. Aksi takdirde, bir ideolojik aygıt olan YÖK orada durdukça, bugün size yukarıdan bir yazıyla açılan kapılar, yarın yine karşı bir yazıyla aynı şekilde kapanabilir!

Değerli Sakarya halkı,

Yüksek Askeri Şura sonunda yapılan açıklamadaki “harbe hazırlık durumu” vurgusundan da anlaşıldığı üzere Türkiye, emperyalist cephenin neferi olarak Suriye’de ateşe doğru koşmaktadır. Masum ve mazlum Suriye halkının özgürlük taleplerini fırsat bilerek devreye giren ABD, Türkiye’yi koçbaşı gibi kullanmak istemektedir. Afganistan, Irak ve Libya’dan sonra şimdi de Suriye’de büyük şeytan kapıdadır. Baas rejiminin deliğine çomak sokarak savunmasız halkın kanına girenler, emperyalist müdahale için adeta gün saymaktalar. Bunun anlamı daha çok ölüm, daha çok acı, daha çok gözyaşı demektir. Ve ne yazık ki ülkemizdeki siyasal iktidar, sorunu çözmek yerine en başından beri sorunun parçası olmuştur.

 Masum insanların hayatını ileri sürerek kurtarıcı rolüne soyunanların nasıl bir işbirlikçilik içinde hareket ettiğini görmezden gelemeyiz: NATO’nun ümmeti tehdit eden füzelerini koruyacak radar sistemine ev sahipliğini kabul etmiş bir iktidarın, bölge halklarının esenliğini düşündüğüne kim inanır? İncirlik’te ve Malatya’da Amerikan güçlerine topraklarını açmış bir ülkenin bölge ülkelerinin dostu olduğuna kim ikna olur?

Kendi ülkesindeki halkların en temel haklarına sırtını çevirmiş, siyasal taleplerine şiddetle cevap vermeyi tercih etmiş bir düzenin, komşularına ne yararı dokunur? Siyasi tutuklular listesi hızla kabaranların, kendi muhaliflerini siyasi davalarla baskı altına alanların, başkasına verdiği akla kim inanır?

Açıkça belirtmek isteriz ki, biz bölgedeki halkların kendi despotlarından kurtuluş mücadelesinin yanında duruyoruz. Fakat kurtuluşun NATO konseptinde, emperyalist müdahalede arandığı hiçbir anlayışı da kesinlikle kabul etmiyoruz.

Bölgede emperyalist cepheye karşı direniş eksenine zarar verecek tüm girişimlerin ve pazarlıkların sonuna kadar karşısındayız. Masum insanların kanı üzerinden kurulmak istenen tuzaklara karşı gözümüz bağlı hareket edemeyiz.

Emperyalist işgal, Siyonist işgal ve işbirlikçi rejimler mevcudiyetini koruduğu sürece bu bölgede adil ve özgür bir gelecek mümkün değildir. Bu sebeple başta Suriye halkı olmak üzere tüm halklara karşı sorumluluğumuz, öncelikle kendi siyasal düzenimizin ABD-NATO ekseninden çıkarılması için mücadele etmektir. Kendi topraklarımızı özgürleştirmeden, ne Şam’ın ne Bağdat’ın ne de Kudüs’ün özgürlüğüne katkımız olabilir.

Kendi ülkesinin sorunlarıyla dürüstçe yüzleşmeyen, hiçbir insiyatif sahici ve ilkeli bir siyaset üretemez.

Sakarya Adalet Girişimi olarak bizler elini taşın altına koyanlar, doğru bildiklerimizi, komşunun evinde değil kendi evimizde gerçekleştirmenin mücadelesini sürdürmeye, her şart altında bağımsız bir İslami siyasetin koşullarını oluşturma gayretine, emperyalist işgallere, kapitalist kuşatmalara ve yerel diktatörlüklere karşı tevhid, adalet ve özgürlük mücadelesindeki çizgimizi korumaya devam edeceğiz!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2011, 23:50
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13