banner17

Şiirin bütün biçimlerinden faydalandı

Yusuf Bilge, Ali Hakkoymaz, Ünal Bolat ve Mehmet Nuri Yardım, Sadettin Kaplan'a saygı gecesinde konuştu.

Şiirin bütün biçimlerinden faydalandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü’nün ESKADER’in katkılarıyla düzenlediği “Sadettin Kaplan’a Saygı Gecesi”, birçok edebiyatçıyı bir araya getirdi. Günümüz şair ve yazarlarından Sadettin Kaplan için düzenlenen vefa gecesinde önce Mustafa Nadir Önay’ın hazırladığı belgesel gösterildi. Serkan Asgari’nin sunucu olduğu program, Abdurrahman Şen’in açış konuşmasıyla başladı. Şen, Kaplan’ın kültür  sanat dünyamıza birçok eser kazandırdığını belirterek, “Sadettin Bey'in kalemi tükenmesin.” dedi. İbrahim Özgün’ün okuduğu şiirden sonra panele geçildi.

Gazeteci Hüseyin Sarıkoç’un yönetimindeki panelde Yusuf Bilge, Ali Hakkoymaz, Ünal Bolat ve Mehmet Nuri Yardım Sadettin Kaplan’ın hayatını, eserlerini, fikirlerini ve ideallerini anlattılar, hâtıralarını paylaştılar. Hüseyin Sarıkoç, açış konuşmasında Sadettin Kaplan ile tanışmasının hikâyesini anlattı. 1983’te başlayan bu tanışmanın ardından Sadettin Kaplan’ın İstanbul’a yerleştiğini ifade eden Sarıkoç, “Edebiyatın her türünde 100’e yakın eser veren Sadettin Kaplan, hem büyüklere hem de küçüklere hitap etti. O zaten çocuk edebiyatı diye bir kavramı kabul etmiyor. Kitaplar herkes içindir, herkese hitap eder.” dedi. Daha sonra söz alan Yusuf Bilge, Sadettin Kaplan’ın şiirlerini tahlil etti. “Çok şükür içimde bir ukde kalmayacak. Keşke yaşarken tanıyabilseydik diyecek insanlar gibi değil. Sadettin Bey'i tanıdığım için bu ukdeyi ben yaşamayacağım. Şiirde, denemede ve diğer türlerdeki eserlerinde edebiyatın hakkını vermiştir, yazarlığı hakkıyla temsil etmiştir. Kant’ın deyimiyle ‘Şiir sanatların en üstünüdür." dedi. Sadettin Kaplan’ın şiir yazmaktaki üstün meziyetlerine değinen Bilge, onun halk edebiyatının bütün birimlerinden yararlandığını söyledi. Şiiri zengin kafiyelerle, cinaslarla yazdığını, bunu ustalıkla yaptığını söyledi. Bilge sözlerini şu sözlerle tamamladı: “Sadettin Kaplan, şiirin bütün biçimlerinden faydalanmış, geçmişten geleceğe bir köprü kurmuştur. Bu ahenk tutkusu içinde yazdığı şiirlerin büyük bir kısmı tunç kafiye hattan tuncun da tuncu şeklinde cinaslı şiirler yazmıştır. Onun şiirleri her zaman sanatlı yazılmıştır. Bin yıllık tarihin olumlu olan yanlarını günümüz nesillerine taşımaktadır. Şiirlerinde, tasavvufu bir dergâhta öğrenmemiştir ama tasavvufu en iyi şekilde öğrenmiş ve şiirlerinde işlemiştir.”

Konuşmasına, “Doğrusu Sadettin Kaplan’ın şiiri mi, nesri mi daha üstün bilemiyorum. Bu konuda Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in yolundan gitmektedir. Şiiri ve nesri ustaca kullanmıştır.” dedi. Yardım, konuşmasında özetle şöyle dedi: “Onu düşününce benim aklıma Anadolu geliyor. Anadolu’nun envai çeşit motifleri süsler eserlerini. Bâbıâli’nin en renkli şahsiyetlerinden biri olan Sadettin Kaplan aynı zamanda ESKADER’in de isim babasıdır. Derneğin kurulduğu Cağaloğlu’daki o izbe han odasında teklif edilen isimleri tartışırken ESKADER’i ilk teklif eden Sadettin Kaplan olmuştur. Derneğin her zaman yanında, önünde ve arkasında olmuştur. Onu Ahmet Midhat Efendi’ye, Ömer Seyfeddin’e benzetirim. Hem çok yazmıştır, hem de topluma okumayı sevdirmiştir.” Yardım, son olarak Kaplan’ın “Şefaat Ya Resulallah” şiirini seslendirerek konuşmasını tamamladı.

Üçüncü konuşmacı gazeteci yazar Ünal Bolat’tı. Türkiye gazetesinde birlikte çalıştıkları zaman çok özel hâtıraları yaşadığını ifade eden Bolat, “Sadettin Kaplan bir şiir için Tuzla’dan kalkıp gelecek kadar can’dır. Yakın arkadaşımdır. Sadettin ağabey olmasaydı, ben şimdi burada olmazdım.Onun yazılarını gazetede yayımlıyorduk. Yani ben onun Molla Kasım’ıydım. Biz onun mütevazı hayatından çok dersler aldık.” dedi. Kaplan’ın hicivdeki ustalığına vurgu yapan Bolat, “Ona hayırlı, uzun ömürler diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Son konuşmacı şair ve yazar Ali Hakkoymaz’dı. Hakkoymaz konuşmasında özetle şu görüşlere yer verdi: “Şiir incelikse eğer, Sadettin Bey, kılı kırk yaran bir insandır. Yüzlerce yıllık birikimimizi şairler ince dokunuşlarla dile getirir. Sadettin Bey de bu hassasiyeti korumuştur.” Şairin “Bana Gidiyorum” şiirini okuyan Hakkoymaz, özetle şöyle dedi: “Şiirin unutulması demek kalbin unutulması demektir. Biz yiğitsek düştüğümüz yerden kalkacağız. Eğer bu ülkenin genç bir nüfusa sahip olduğunu düşünürsek gençlere, başta Bedir Savaşı olmak üzere, Çanakkale Destanı’nı ve diğer zaferlerimizi anlatmalıyız. Yaşadığımız coğrafyanın nasıl vatan olduğunu dile getirmeliyiz. Sadettin ağabeyi yeni nesillere de anlatmalı ve onun şiirlerini okumalıyız.”

Taner Koltuk’un okuduğu Sadettin Kaplan şiirleriyle program devam etti. Şerif Aydemir kısa konuşmasında Sadettin Kaplan’ın bütün şiirlerini okuduğunu, onun bütün duygularının, şiirlerinin içinde gizli olduğunu belirtti. Kürsüye davet edilen Sadettin Kaplan, konuşmacılara teşekkür ettikten sonra, “Burada güzel konuşan bütün dostlar kendi iyiliklerini anlattılar, kendi güzelliklerinden bahsettiler aslında. Herkese tek tek selâm vermek mümkün değil, öyleyse ‘cemaate rahmet’ diyerek herkesi selâmlarım. Teşekkür ederim.”

Konuşmaların tamamlanmasından sonra Abdurrahman Şen, konuşmacılara çiçek verdi. Program, çekilen hâtıra fotoğrafları ve Sadettin Kaplan’ın eserlerinin dinleyicilere armağan edilmesiyle son buldu. Sadettin Kaplan’ın yakın dostları Fırat Kızıltuğ, Ahmet Özdemir, Mehdi Ergüzel, Zekeriya Çelik, İsmail Bilgin, Serdar Üstündağ, Muammer Erkul, İsmail Bilgin, Menekşe Özkaya, Zeynep Didem Gezgin, Remzi Alioğlu, Mustafa Doğan, Mehmet Cangır, Bekir Tuncer ve diğer dostları takip ettiler. 

 

Osman Esgice haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2015, 15:58
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20