Psikoterapist Senai Demirci: Bilgelik ümmilerde, profesyonellerde değil

Deneme, araştırma, öykü ve günlük yazan, televizyon ve radyo programları yapan Demirci, gençlerin din algısı ile medyanın etkisini değerlendirdi.

Psikoterapist Senai Demirci: Bilgelik ümmilerde, profesyonellerde değil

Psikoterapist, yazar Dr. Senai Demirci, çocukların dini bilgiyi edindikleri iletişim araçlarına ilişkin, "Camiler maalesef resmi ve biraz asık suratlı geliyor çocuklara. Daha sonra YouTube vaizleri geliyor. Onlar da alabildiğine hurafe, köpürtülmüş menkıbe, safsata taşıyor. Televizyon programlarına gelince, yine olur olmaz bir sürü magazin sorusuyla çocukların aklı, fikri karışıyor." dedi.

Deneme, araştırma, öykü ve günlük yazan, televizyon ve radyo programları yapan Demirci, gençlerin din algısı ile medyanın etkisini değerlendirdi.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni 1990'da bitiren Demirci, tevafuken başladığı televizyon programcılığında, bir dönem iftar ve sahur programları sunduğu için ilahiyat doktoru zannedildiğini belirterek, "İlahiyatçı arkadaşlara ayıp olmasın diye, özellikle tıp doktoru olduğumu vurguluyorum." ifadelerini kullandı.

Senai Demirci, televizyonculuğa sağlık programlarıyla 1990'lı yıllarda başladığını aktararak, "Mesleğim gereği sağlık programı sunuyordum. Daha sonra asıl işim olan hekimliği, psikoterapistliği yapmaya devam ettim. Bir de kitap çalışmaları yaptım. Sahne, konferanslar, söyleşiler..." diye konuştu.

Son dönemde sıkça dile getirilen "deizm" konusuna da değinen Demirci, şunları kaydetti:

"Son yıllarda özellikle 10'lu yaş grubundaki gençlerin, 'Ben deist oldum.' demesiyle yeni bir olayı fark ettim. Bu çocuklar dinin kendisinden değil, din adına görünen, gösterilen ve konuşulanlardan kaçıyor. Onun için mevcut din dilini eleştiren ve gençlerin duymak istediklerini, biraz da komedi katarak onlara duyuran, kendi otobiyografim de sayılacak 'Yarım Doktor Çeyrek Hoca' isimli bir sahne gösterisi düzenledim. Tiyatroya çalışıyordum zaten. Biraz daha onu güçlendirdim. Halen çalışmaya devam ediyorum."

"Genç bir kalbe gidebildiğimi fark ettim"

Demirci, insani duyarlılığın dine dahil olduğunu vurgulayarak, "Gençleri, daha genç olduğum zamanlarda, biraz kenarda bırakmıştım ama şimdi, dede yaşına gelmekten mi nedir, daha iyi anlamaya başladığımı düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Yarım Doktor Çeyrek Hoca"ya özellikle lise ve üniversite öğrencilerinin ilgi gösterdiğinin altını çizen Demirci, "Onların maalesef daha sık ve daha etkin duyduğu söylemleri, sahnede ti'ye alıyorum. Yani aslında dinde olmayan, dinin doğruluğunu, sadeliğini, berraklığını bozan ve zaten kendi içinde komedisi olan şeyleri özellikle seslendiriyorum, anime ediyorum. Daha sonra da didaktik olmadan, doğrusunu hemen vermeye çalışıyorum." dedi.

Antalya'daki bir gösterinin ardından kendisine gelen imam hatip öğrencilerinin, anlattığı şeyleri daha önce hiç duymadığını söylediğini aktaran Demirci, "Kimisi gözyaşları içindeydi. 'Hocam biz yanlış biliyormuşuz her şeyi.' dediler. İlk defa genç bir kalbe gidebildiğimi fark ettim çünkü onların korkutulduğu şeylerle yine onların yaşındayken korkutulmuş bir adamın ben. Benim ağzımdan, sakallı hacı, hoca diyebileceğim birinden tam tersini duyuyor. Üstelik ben hoca değilim. Sizin gibiyim diyorum." ifadelerine yer verdi.

Senai Demirci, onlu yaşlardaki çocuklarla empati kurarak çalışmalarını sürdürdüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"O yaşlardaki gençlerin din adına bilgi alabileceği kaynaklara baktım. İlk akla gelen cami. İstisnaları olmakla beraber, camiler maalesef resmi ve biraz asık suratlı geliyor çocuklara. Daha sonra YouTube vaizleri geliyor. Onlar da alabildiğine hurafe, köpürtülmüş menkıbe, safsata taşıyor. Televizyon programlarına gelince, yine olur olmaz bir sürü magazin sorusuyla çocukların aklı, fikri karışıyor. Popstar vaizlerin reyting araçları da çocukların kafasını karıştırıyor. Bir de tartışmacı akademisyen grupları var. Ne yazık ki onlar da televizyonun en çok sevdiği şeyi, çatışmayı, birbiriyle kavga ederek sürdürüyor. Televizyonun dinine hizmet ediyorlar."

Yapılan yanlışları, tek kişilik sahne gösterisinde eleştirdiğini vurgulayan Demirci, nezaketle, incitmeden ve keyifle doğrusunu anlatmaya çalıştığını söyledi.

"Yanlış programlar, çocuklarda kötü bir algı oluşturuyor"

Demirci, çocukların, dine ilişkin olmaması gereken görüntülerden kaçtıkları yorumunda bulunarak, "Anneme Deist Olduğumu Söylemeyin" adlı sahne gösterisi hazırladığını söyledi.

Çocukların, "İslam deyince ne anlıyorsun?" sorusuna verdiği cevapların, medya, YouTube vaizleri ve televizyon hocalarının anlattıklarından ibaret olduğunu ifade eden Demirci, televizyon ve internette sunulan yanlış içerikli programların, çocuklarda kötü bir algı oluşturduğunun altını çizdi.

Dr. Demirci, bir medya okuması olan "Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar Mı Hocaaamm?" kitabında ise özellikle televizyon ve YouTube'daki dini içerikli yayınların mahiyetini görmeye ve arka planını okumaya çalıştığını ifade etti. Televizyon kanallarında din adına yapılan programların işleniş biçimini eleştiren Demirci, çocuk ve gençlerin, dinin sadeliği ve duruluğu konusunda ciddi yaralar aldığını ifade etti.

Gençlere yönelik en az 5 kitaplık bir dizi hazırladığını, serinin ilk kitabı olan "50 Kuştüyü Masal"da gençlere özel seçtiği derleme, uyarlama ve orijinal telif eseri masalları bir araya getirdiğini anlatan yazar, şu bilgileri verdi:

"Meşhur masallara yeni finaller yazdım. Küçük Prens'e yeni bir gezegen buldurdum. Külkedisi'nin çatı katına kütüphane koydum, bazı şeyleri okuttum ona. Prens'e haddini bildirdi. Pamuk Prensesi de yedi cücelerin kulübesinden başka bir yere götürdüm. Ağustos böceğine yapılan iftiraya, kendi ağzından cevap yazdım. Müzik bir sanattır. Hep onu aşağıladık. Tembellik diye gördük. Karıncaya yönelik istifçilik suçlamasına reddiye yazdım. Üst üste yığmak ve paylaşımdan kaçınmak çalışkanlık değildir."

"Bilgelik ümmilerde. Profesyonellerde değil"

Senai Demirci, yaklaşık 30 yıldır çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyerek, "Ben hep insanımızdan umutlu oldum. İlk defa 1994'te, doktor olduğum için sağlık programıyla başladım. Daha sonra kültür programları sundum. 2004'te TRT'de iftar programları sununca milletimizin duruluğu ve sadeliği sevdiğini, içlerinde müthiş bir samimiyet olduğunu gördüm. Son yıllarda farkettim bunu, geciktiğim için de özür diliyorum milletimden. Bilgelik ümmilerde. Profesyonellerde değil." dedi.

Tecrübeli yazar, eğitimsiz ama hayatın içinde, yaraları, acıları, yanılgıları, günahları, pişmanlıkları, hüsranları, heyecanları, hayalleri olan bir insanın konuşmalarında, bilgelik ve hikmet olduğuna işaret etti.

Din adına konuşan hoca ve vaizlerin başkalarının kusurları üzerinden dini anlatmaya çalıştığını belirten Demirci, şöyle devam etti:

"Bir insan kendi hatası ve acıları üzerinden konuşmaya başlarsa sahici bir insan olur ve konuşması sahici bir konuşma olur. Benim milletimin buna susadığı kanaatindeyim. Din adına çok fazla polemik, kavga, iddia var. Oysa hakikat tevazu gerektirir. Hakikat, kırık dökük de olsa bu samimiyetin sonucu olarak ortaya çıkar."

"Mesnevi'deki öyküler insanı anlatan aynalar gibi"

Demirci, son yıllarda terapist olarak, öykü ve kıssa geleneğinin önemini fark ettiğini vurgulayarak, Kur'an-ı Kerim'deki kıssaların ve Mevlana'nın Mesnevi'sindeki öykülerin insanı anlatan aynalar gibi olduğunu söyledi.

İstanbul, Bursa ve Ankara'da yaptıkları Mesnevi öyküleriyle terapi atölyesi ve Kur'an-ı Kerim'i anlama atölyelerine değinen Demirci, şöyle konuştu:

"İmam Hatip mezunu değilim, ilahiyat da okumadım. Bu iki özelliğimi avantaj olarak kullanıyorum. 'Bakın ben anladıysam siz de anlayabilirsiniz' diyorum. Kur'an-ı Kerim'i anlamak hususunda açlık ve susuzluk çeken insanlar katılımcılarımız oldu. Biz bin yıllık İslam medeniyetinin çocuklarıyız aslında ve dilimiz Kur'an-ı Kerim dilidir. Kur'an-ı Kerim kelimelerinin bir çoğu lisanımızda mevcuttur.

Kur'an-ı Kerim amatörlere hitap eder, profesyonellere değil. İman etme çabası içindeki insan amatördür. Adem'in (a.s.) oğlu ve evladı olmak, amatör olmaktır. O zaman ufkumuz değişiyor. Önümüzdeki perde kalkıyor."

Senai Demirci, imza attığı deneme, araştırma, öykü ve günlük türlerindeki çalışmaları, hekimliği ve yazarlığının yanı sıra yapımcılığını ve metin yazarlığını yaptığı çok sayıda televizyon ve radyo programıyla da tanınıyor.

İstanbul'da terapist olarak çalışan Demirci, "Dar Kapıdan Geçmek", "Aşka Dair Öyküler", "Can Kırığı", "Kalbimizi Yeniden Yazmak", "Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu", "Hasret-i Peygamber", "Kıl Beni Ey Namaz", "Her Gece Bir Dua", "Söz Yangını", "Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek", "Hac Günlüğü: Sevgilinin Evine Doğru", "Kaybedecek Neyin Var", "Kelimeler ve Kelebekler", "İnsan Güzeldir", "Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar Mı Hocaaamm?" ve "50 Kuştüyü Masal"ın da aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza attı.

Kaynak: AA

Yayın Tarihi: 04 Eylül 2020 Cuma 20:30
banner25
YORUM EKLE

banner26