Oruç tutan hekimler, orucun değerini bilir

Beyazıt Ramazan Sohbetlerinde konuşan Prof. Dr. Sefa Saygılı, "Ramazan'da hakkıyla oruç tutan mükâfata, berekete, sıhhate boğulur." dedi.

Oruç tutan hekimler, orucun değerini bilir

Türkiye Diyanet Vakfı'nın organize ettiği ve İBB Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla gerçekleşen 32. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı, bu yıl da Beyazıt Ramazan Sohbetleri'yle Ramazan'ın ilk gününden Kadir Gecesi'ne dek her gün bir yazar, şair ve sanatkârı ağırlıyor.  Bu yıl Ramazan'ın ilk gününde kürsüsünde ağırladığı konuşmacı, psikiyatri uzmanı yazar ve kültür dünyamıza katkıları ile tanınan Prof. Dr. Sefa Saygılı oldu. Ramazan'ın hem beden hem de ruh sağlığımız üzerindeki olumlu etkilerini konu eden Saygılı'nın konuşmasını ilgiyle takip eden dinleyiciler de katkıda bulunarak sorular yönelttiler.

“Oruç tutan hekimler, orucun değerini bilir"

Konuşmasında Ramazan'ın beden ve ruh sağlığına yaptığı olumlu etkileri konu eden Prof. Dr. Sefa Saygılı, bu konu ile 30 yıldır ilgilendiğini ve ileride bir kitap hazırlamayı düşündüğünü kaydetti. Ramazan'ın içinde bulunduğumuz dönem itibariyle hayli uzun günlere denk geldiğini, bu sebeple yaklaşık 18 saat aç kalındığını anlatan Saygılı, orucun bedenimizi yenileme ve temizleme özelliği olduğunu, toksinlerden arındırdığını vurguladı. Aç kaldığı süre boyunca vücudun gıda almamasından birikmiş fazlalıkları erittiğini ve dışarı attığını söyleyen Saygılı, "Hastalığı olan kişilere tavsiyem, bu konuda oruç tutan bir hekime danışmaları. Çünkü oruç tutmayan biri o süreci ve değerini anlayamaz, orucu saf açlık olarak görür. Oruç Allah için tutulduğundan ayrı bir özelliği var. Bazı hastalarımıza sağlığı el vermediği için oruç tutma dediğimizde psikolojileri daha fazla bozuluyor." diyerek oruç tutmak isteyen hastalarına imkân oldukça tutmalarını tavsiye ettiğini belirtti.

Ramazan yememe ayı

Orucun Allah için tutulduğundan, ne olursa olsun yememek için niyet edildiğini söyleyen Prof. Dr. Sefa Saygılı, kendisinin şeker hastası olduğundan bir öğün atlamaya bile zaman zaman tahammül edemediği halde oruç tutarken bu sıkıntıyı yaşamadığını dile getirdi. Bunun tamamen şartlanmaya bağlı olduğunu belirten Saygılı, zihnin oruç için yememeye karşı âdeta kilitlendiğini, acıkma hissetmediğini, bu sebeple orucu normal açlıkla kıyaslamamak gerektiğini söyledi. "Ramazan yeme değil yememe ayı. Bunu hep karıştırıyoruz. 18 saatlik açlığın intikamını alırcasına yiyoruz. Bu sağlıklı bir oruç olmuyor. Mutedil miktarda yememiz lazım." diyen Saygılı, aşırıya kaçmanın ve hızlı yemenin orucun faydasını yok edeceğini belirtti. Sahura kalkmanın orucun hastalıklara şifa verici özelliğini desteklediğini anlatan Saygılı, "Muhakkak sahura kalkılmalı." dedi.

“Açken zihin daha berrak”

Ramazan'ın bir özelliğinin de insana kulluğunu ve insanlığını hatırlatması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sefa Saygılı, "Günümüzde insanlar büyük stres altındalar, koşuşturma içindeler. Sabah güne başlıyorlar, akşamın nasıl olduğunu bilmiyorlar. Birçok kişinin ömrü böyle hızlıca geçiyor. Sabah hızlıca kahvaltısını yapıyor, öğlen iş yerinde yiyor, akşam da saati geldiğinde yemeğini yiyor. Üç öğün yemek sanki zaruri bir ihtiyaçmış gibi algılanıyor. Tabii ki insanoğlu çok az yiyerek de idare edebilir." diyerek hadislerden örnekler verdi. Ramazan'ın bu koşuşturma içinde bize kendimizi düşünmemizi, kendimizi rahatlatmamızı sağladığını anlatan Saygılı, "Özellikle aç karnına insanın konsantrasyonu daha iyi oluyor. Daha iyi düşünmeye başlıyor. Mide ve bağırsaklara çalışma dolayısıyla daha az kan gerekiyor. Böylece daha iyi düşünmeye başlıyoruz. Zihnimiz berraklaşıyor. Böyle olunca kendimizi düşünmeye başlıyoruz, insan olduğumuzun farkına varıyoruz. Açken özellikle tefekkür yeteneğimiz ve hassasiyetimiz de artıyor." dedi.

Ramazan bağımlılıkları azaltıyor

Ramazan'ın bir başka özelliğinin de bizi kötü alışkanlıklardan koruması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sefa Saygılı, özellikle alkol, uyuşturucu, kumar ve sigara gibi bağımlılığı olan insanların Ramazan'da buna ara verdiğini, birahane ve meyhanelerin hemen hepsinin topluma saygı için kapandığını, dine saygısından ötürü içki içenlerin bile ara verdiğini belirtti. "İşte Ramazan bu kötü alışkanlıklardan kurtulmak için önemli bir fırsattır. Ramazan'da bu kötü alışkanlıklara ara veren insan Ramazan sonunda ara vermeye devam edebilir. Ramazan öyle bir bereketle gelir ki; mesela alkol bağımlılarında alkole kısa bir ara verince yoksunluk veya delirium tremens gibi cinnet hali ortaya çıkarken ve alkolik kişi artırması gereken alkol miktarını eksiltmesi halinde bu cinnete maruz kalırken Ramazan'da gelen güçle insan Allah için oruç tuttuğu ve Allah için bu maddelere ara verdiği için bakıyorsunuz ara verenlerde yoksunluk ve delirium tremens meydana gelmiyor." diyen Saygılı, bu durumun tıp tarihine geçecek bir Ramazan özelliği olduğunu vurguladı.

 

Cansu Çınar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2013, 22:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13