On Şehrin Onsuz Hikayesi, günümüzün laçkalaşan aşk anlayışına karşı duruş sergiliyor

Yazar Gülşen Gazel’in kaleme aldığı On Şehrin Onsuz Hikayesi isimli roman günümüzün laçkalaşan aşk anlayışına karşı duruş sergiliyor.

On Şehrin Onsuz Hikayesi, günümüzün laçkalaşan aşk anlayışına karşı duruş sergiliyor

Şair Abadan ile Kandilci kız Siyendi'nin dokunaklı aşk hikayesinin anlatıldığı roman içerik açısından doğu ve batı edebiyatının başarıyla mezcedildiği farklı bir eser olma özelliği taşıyor. Aşk kavramının, derinliğine irdelendiği eserde "ayrılık, hasretlik, özlem, hüzün, kavuşma, mutluluk" gibi kavramlar bir şairin gözüyle roman formatında aktarılırken aşkı temsil eden kadın kahramanın iç dünyasında yaşadığı meşakkatli yolculuğa da geniş yer veriliyor. Duyguların inişli çıkışlı serpiştirildiği romanda kahramanların aşka bakışı günümüzün günübirlik yaşanan yozlaşmış aşk algısına ayna tutuyor, insanları gerçek aşk kavramıyla yüz yüze getiriyor. Aşk kavramının kendine özgü güzellikleri beşerî aşkın bu güzel örneği üzerinden başarılı bir şekilde okura aktarılıyor.

Hikâyede konu edilen on şehrin haritasının da yer aldığı kitapta, birbirinden özgün isimler, karakterler ve yan hikayeler de genişçe yer tutuyor. Dokunaklı şiirler, aşk sözleri ve mektupların da kaleme alındığı romanda divan şiiri mazmunları ilk kez bir romanda bu kadar detaylı bir biçimde kendine yer buluyor.  Manzum hikâye örneklerinden Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha’ya da atıflarda bulunan kitapta Türk edebiyatına mâl olacak yepyeni bir aşk hikayesi bu kez Batı Edebiyatına özgü roman formunda okura sunuluyor. Daha önce hiçbir eserde yer almayan özgün bir kurguyla hayat bulan hikâye günümüzün laçkalaşan aşk anlayışına kendine özgü anlatımıyla bir karşı duruş sergiliyor. 

Yazar Gazel, kitapta aşkının peşinden on şehir gezen Şair Abadan’la ilgili şunları kaydediyor:

“Aslında hepimiz Abadan gibi onulmaz bir aşkın peşinden koşan müzmin yolcular gibiyiz. Ama çoğumuz bunun farkında değil. Çocukluk daha önce hiç tanımadığımız bir şehirdir bizim için, gençlik, olgunluk, yaşlılık… Bu şehirlerden koşarcasına geçip gidiyoruz, ama ne aradığımızın çoğu zaman farkına varamıyoruz. Belki Abadan’ın göçebe bir aşkın peşinden giderken yaptığı yolculuk bizim kendimize, bu fani ömürde baki olan aşka yolculuğumuzdur...”

Kitabın satır aralarında, tüm kötülüklerin bir gün aşkın ve şiirin önünde diz çökeceğine de işaret eden yazar şunları söylüyor:

“Bence hayatta her şey güzel sözün önünde diz çöker. Kuran’ı Kerim de güzel sözdür ve nice hükümdarlar, hakimler, bilgeler, kahramanlar onun önünde diz çökmüştür. Aşk dünyayı ışıtıyor, güzel söz de aşkı ışıtıyor. Şiir, tüm güzellikleri birbirine bağlayan, dünyanın en güzel bağı. Şair Abadan’ın hocasının bir sözü var romanda, ‘Güzel kelimelerden kurulu bir orduyla fethedilmeyecek karanlık yoktur’ diyor. Yazık ki şiire gönül verdiğini söyleyen pek çok kişi şiirin ve sözün bu gücünün farkında değil.  İşte bu gücü göstermek istiyorum herkese. Şiirin, şairin, aşkın ve güzel sözün gücünü. On Şehrin Onsuz Hikayesi hayatımızda en fazla yer tutan ama en az kıymet verilen iki şeyin romanı, yani aşkın ve şiirin. Şairler kendi avuçlarındaki bu gücün farkında olsa, aynen romandaki gibi dünya aşkın ve şiirin önünde diz çöker. Buna inanıyorum. “  

Yayın Tarihi: 25 Nisan 2022 Pazartesi 13:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26